Ağaç Halkaları, Uzaktaki Süpernovaların Dünya’ya Etkilerine Yönelik İpuçları Taşıyor Olabilir

0
870
Couleur/Pixabay

Dünya’dan binlerce ışık yılı uzakta meydana gelen devasa enerji patlamaları, yeni bir araştırmaya göre gezegenimizin biyolojisi ve jeolojisinde izler bırakmış olabilir.

Bu ay International Journal of Astrobiology bülteninde yayımlanan çalışma, bilinen evrendeki en şiddetli olaylardan olan süpernovaların etkilerini inceliyor. Bu patlamalardan biri, sadece birkaç aylık zaman aralığında Güneş’in ömrü boyunca yaydığı kadar enerji yayabiliyor. Bu olaylar aynı zamanda parlak da; ciddi derecede parlak…

Boulder CÜ’de Kuzey Kutbu ve Alpler Araştırma Enstitüsü’nde (INSTAAR) kıdemli bir araştırma görevlisi olan Brakenridge, “Diğer galaksilerde her zaman süpernova görüyoruz” diyor. “Teleskoptan bakılınca, galaksiler biraz puslu bir nokta gibi görünüyor. Ardından, birden bire bir yıldız ortaya çıkıyor ve galaksinin geri kalanı kadar parlak olabiliyor.”

Çok yakında meydana gelen bir süpernova, insan medeniyetini Dünya’dan silebilir. Fakat Brakenridge, bu patlamaların daha uzakta gerçekleştikleri zaman dahi büyük bir etki meydana getirebileceğini ve gezegenimizi tehlikeli bir radyasyon seline tutup, koruyucu ozon tabakasına zarar verebileceğini söylüyor.

Brakenridge, bu muhtemel etkileri araştırmak için gezegenin ağaç halkası kayıtlarını incelemiş ve bu uzak, kozmik patlamaların izlerini bulmaya çalışmış. Elde ettiği bulgular, nispeten yakında meydana gelen süpernovaların, Dünya’nın ikliminde son 40.000 yılda meydana gelen en az dört bozulmayı tetiklemiş olabileceğini öne sürüyor.

Sonuçlar her ne kadar kesin olmasa da; Dünya’daki yaşamın istikrarı söz konusu olunca, uzayda olan şeylerin her zaman uzayda kalmadığını gösteren ipuçları sunuyor.

“Bunlar olağanüstü olaylar. Meydana getirdikleri olası etkilerin ise ağaç halkalarındaki kayıtlarla uyuştuğu görülüyor” diyor Brakenridge.

Radyokarbon yükseltileri

Brakenridge’in araştırması, ilginç bir atoma dayanıyor. Kendisinin açıkladığına göre, radyokarbon olarak da bilinen karbon-14 atomu, Dünya’da yalnızca ufak miktarlarda görülen bir karbon izotopu. Fakat buralardan değil. Radyokarbon, uzaydan gelen kozmik ışınların gezegenimizin atmosferini neredeyse sürekli şekilde bombalamasıyla oluşuyor.

“Genelde her yıl sabit bir miktar oluyor” diyor Brakenridge. “Ağaçlar karbondioksit çekiyor ve bu karbonun bir kısmı da radyokarbon oluyor.”

Ancak bazı zamanlarda ağaçların çektiği radyokarbon miktarı sabit olmuyor. Bilim insanları, ağaç halkalarının içerisindeki izotop yoğunluğunun arttığı bir miktar durum tespit etmişler. Bu izotoplar, görünürde dünya ile ilgili olmayan bir sebepten ve aniden artmış. Birçok bilim insanı, birkaç yıl süren bu artışların Güneş püskürtüleri veya Güneş’in yüzeyinden çıkan büyük enerji atımlarından kaynaklanabileceğini öne sürmüş.

Brakenridge ve diğer bir kısım araştırmacı ise, evden çok daha uzaktaki olaylara bakmaya karar vermişler.

“Açıklama gerektiren dünyevi olaylar görüyoruz” diyor Brakenridge. “Aslında sadece iki ihtimal var: Ya bir Güneş püskürtüsü, ya da bir süpernova. Bence süpernova hipotezi fazla hızlı elendi.”

Dikkat, Betelgeuse

Brakenridge, bilim insanlarının başka galaksilerde muazzam miktarda gama ışınımı oluşturan süpernovaları kayıt aldığına aldığını belirtiyor; aynı tür ışınım, Dünya’daki radyokarbon atomlarının oluşumunu tetikleyebilir. Bu izotoplar kendi başlarına tehlikeli olmasa da; izotopların seviyesinde görülen bir artış, uzak bir süpernovadan çıkan enerjinin yüzlerce veya binlerce ışık yılı katederek bizim gezegenimize ulaştığını gösterebilir.

Brakenridge, bu hipotezi test etmek için geçmişe yönelmiş. Son 40.000 yılda Dünya’nın nispeten yakınında gerçekleşen süpernovaların bir listesini derlemiş. Bilim insanları bu olaylar üzerinde, geride bıraktıkları bulutsuları gözlemleyerek çalışabiliyor. Ardından; bu galaktik havai fişeklerin tahmini yaşlarını, yeryüzündeki ağaç halkası kayıtlarıyla karşılaştırmış.

Üzerinde çalıştığı en yakın sekiz süpernovanın hepsinin de, Dünya’daki radyokarbon kayıtlarında tespit edilen ve açıklanmamış yükselişlerle ilişkili göründüğünü keşfetmiş. Brakenridge, bunların dördünün özellikle umut vadeden adaylardan olduğunu düşünüyor. Vela takımyıldızındaki eski bir yıldızın vakasına bakıldığında, Dünya’dan yaklaşık 815 ışık yılı uzakta duran bu gök cisminin kabaca 13.000 yıl önce süpernova geçirdiği görülüyor. Çok da uzun olmayan bir süre sonra, Dünya’daki radyokarbon seviyeleri yaklaşık %3 artış göstermiş; yani çarpıcı miktarda…

Bulgular somut delil olmaktan uzak. Fakat bilim insanları, geçmişteki süpernovaların tarihini belirlemede halen sorun yaşıyor. Bu durum, Vela patlamasının zamanını 1.500 yıl kadar fazla bir hata payıyla belirsiz hale getiriyor. Ayrıca böyle bir karışıklığın, o zamanlar Dünya’daki bitki ve hayvanlar için ne gibi sonuçlar doğurduğu da belli değil. Fakat Brakenridge, bu sorunun çok daha fazla araştırmayı hak ettiğini düşünüyor.

“Beni devam ettiren şey, dünyevi kayıtlara bakıp ‘Tanrım, tahmin edilen ve modellenen etkiler orada görünüyor’ demem” diyor ve insanlığın, bu etkileri yakın zamanda görmek zorunda kalmamasını diliyor. Bazı gökbilimciler, Orion takımyıldızındaki kızıl bir dev yıldız olan Betelgeuse’in çökme ve süpernova geçirmenin eşiğinde olduğuna dair işaretler yakaladıklarını düşünüyor. Üstelik bu yıldız, Vela’dan çok daha yakın ve Dünya’dan sadece 642,5 ışık yılı uzakta.

“Böyle bir şeyin olmamasını dileyelim çünkü Betelgeuse gerçekten çok yakın” diyor Brakenridge.

 

 

 

 

Yazar: Daniel Strain/Colorado Üniversitesi. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here