Uzmanlar, Göz Yaşartıcı Gazın Sanılandan Daha Tehlikeli Olduğunu ve Yasaklanması Gerektiğini Belirtiyor

0
Fransa'da kullanılan göz yaşartıcı gaz. Baudouin Wisselmann/Unsplash

İnsan hakları savunucuları, göz yaşartıcı gaz kullanımını belirleyen yasaların mantığa düpedüz aykırı olduğunu iddia ediyor.

Yakın zaman önce Hong Kong, Amerika Birleşik Devletleri, Şili, Türkiye, Nepal, Yunanistan, Fransa, Hindistan, Lübnan ve Güney Afrika‘daki (daha fazla saymaya gerek yok) vatandaşlara karşı kullanılan bu “isyan kontrol unsurları”, Kimyasal Silahlar Sözleşmesi‘yle beraber uluslararası savaşlarda onlarca yıldır yasaklı durumda.

Toronto Üniversitesi’nde çalışan araştırmacıların yayımladığı yeni bir rapor, bu kuralları değiştirmenin tam zamanı olduğunu belirtiyor; özellikle de göz yaşartıcı gaz kullanımının, COVID-19’un yayılmasına katkıda bulunabileceği düşünüldüğünde.

Araştırmacılar, kolluk kuvvetlerinin bu tehlikeli ve gelişigüzel kullanılan gazları çok uzun süredir suistimal ettiğini ve vatandaşların ifade ile toplantı özgürlüklerini teminat altına almanın tek yolunun, bunların kullanımına tamamen son verilmesinden geçtiğini iddia ediyor.

Uluslararası insan hakları araştırmacısı Maija Fiorante şöyle söylüyor: “Göz yaşartıcı gaz kullanımını hükme bağlayan uluslararası idare mevcut olsa bile, bu yumuşak kanun araçlarının; göz yaşartıcı bombanın yanlış kullanımını sınırlamada veya temel hakları korumada büyük oranda etkisiz kaldığı gösterildi”

“Uluslararası kanunlar altında, emniyet yetkililerinin icra ettiği herhangi bir güç kullanımı, gereklilik ve oranlılık ilkelerine tabi olmalı. Fakat göz yaşartıcı gaz, bu gibi ilkelerle neredeyse hiç uyumlu kullanılmıyor.”

Göz yaşartıcı gazların dünya çapında satışı ve ticareti büyük oranda denetim dışı. Araştırmacalara göre bunun sonucunda, teneke kutularda hangi kimyasalların bulunduğu ve bu kimyasalların ne kadar zehirli olduğu ve hatta önceden güvenlik testinden geçip geçmedikleri belli değil.

Tahriş edici kimyasal maddelerin en popüler olanlarından biri, CS gazı (2-klorobenziliden malononitril). Bu gazın, “toz haline getirilmiş diken” görevi gördüğü ve gözler, boğaz ile burunda yanma hissine; uzun süren öksürük ile göz yaşarmasına ve solunum güçlüğüne sebep olduğu söyleniyor.

İnsan vücudu üzerindeki bu etkiler her ne kadar kulağa zalimce gelse de, gaza maruz kalanların yaşadığı uzun dönemli tehlikeler üzerinde yapılmış hâlâ çok az epidemiyolojik araştırma var.

Bu veri eksikliği göz önüne alındığında sağlık uzmanları, bu “kimyasal copların” kullanımını geçici olarak yasaklamaya çağırıyor. Çünkü CS gazının üretimi ve satışı, yüzyılın başından beri dünya çapında büyük artış gösterip milyar dolarlık bir endüstri halini almış durumda.

Fakat geçtiğimiz yıllarda, endişe verici bazı sonuçlar yayımlanmış. ABD ordusunun 2014 yılında yaptığı bir çalışmada, CS göz yaşartıcı gazına sadece bir defa maruz kalmanın, grip veya bronşit gibi solunum hastalığına yakalanma ihtimalini kuvvetli şekilde artırdığı bulunmuş.

Amerikan Toraks Derneği başkanı; “Çok önemli araştırmaların eksikliği, kolluk kuvvetlerinin artan miktarda göz yaşartıcı gaz kullanması ve akciğer sağlığını tehlikeye atma ile COVID-19’un yayılımını destekleme ihtimali” göz önüne alındığında, CS göz yaşartıcı gazı ve biber spreyi gibi OC biber silahlarının geçici olarak yasaklanması çağrısı yapmış.

Amerikan Göz Doktorları Akademisi ise göz yaşartıcı gaz ile plastik mermi kullanımını kınamış ve bunların yakın mesafeden atıldığında, insanları kör edebileceğini belirtmiş.

ABD’de polis şiddetine maruz kalan çeşitli göstericiler, halihazırda bu silahlar yüzünden kör olmuş veya ciddi göz yaralanması geçirmişler.

Ancak bu doğrudan etki, zararın sadece bir kısmını oluşturuyor. Yeni raporda belirtildiği üzere, kimyasalların kolayca yayılabileceği dış mekanlarda ufak miktarda göz yaşartıcı gaz kullanıldığı zaman bile tehlikeli sonuçlar meydana gelebilir.

Toronto Üniversitesi araştırmacıları, bu göz yaşartıcı gazların ne kadar uzağa ve geniş alanlara sızabileceği göz önünde alındığında, hastane ve okulların yakınında kullanılmalarının özellikle kötü olduğunu belirtiyor.

Geçtiğimiz günlerde Hong Kong’da, yakınlardan göz yaşartıcı gaz sızması sonucunda bazı okul ve hastanelerin tamamının dip köşe temizlenmesi ve havalandırma sistemlerinin değiştirilmesi gerekmiş.

Planlı Ebeveynlik kuruluşu, Amerikan halkının artan endişelerine ek olarak, bu kimyasallara maruz kalmanın hamileliği nasıl etkileyeceğini inceleyen bir çalışma başlatmış.

Eğer göz yaşartıcı gazın bir dozu yeterince zehirliyse, solunum yetmezliğine ve ölüme bile yol açabilir. Üstelik bu tehlike, söz konusu kimyasalların kapalı alanlarda kullanılmasıyla çok daha fazla artabilir. Buna rağmen göz yaşartıcı gaz, dünya çapındaki hapishanelerde bir isyan kontrol biçimi olarak giderek daha fazla kullanılıyor.

Carly Cassella/ScienceAlert. Ç: O.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz