Bilim Dünyası, Üreme Organlarına Dayandırılan “Değiştirilemez” Cinsiyet Kavramının Niçin Yanlış Bir Tanım Olduğunu Tartışıyor

New York Times gazetesinin Pazar günü yayınlanan baskısındaki bir habere göre Trump yönetimi, kişinin üreme organlarını temel alarak, cinsiyetin yasal tanımını, değiştirilmez bir nitelik olarak belirlemeyi düşünüyormuş.

Times tarafından yayınlanan rapora göre Amerika Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS), eyalet desteği gören eğitim programlarında, cinsiyet ayrımcılığını yasaklayan vatandaşlık hakları yasasının 9. başlığında bu tanımın yer alması için çalışıyormuş.

Times’ın ortaya çıkardığı taslak yazısında HSS, hükümetin açık, bilim destekli, nesnel, yönetilebilir ve biyolojik temelli bir cinsiyet tanımı yapması gerektiğini söylüyor.

Times’daki raporda şöyle yazıyor: “Yapılan tanıma göre kişinin, doğduğu üreme organları temel alınarak erkek veya kadın olarak tanımlanabileceği ve bunların değiştirilemez olduğu bilgisi yer alıyor. Herhangi bir çelişki durumunda ise, kişinin cinsiyetinin genetik test kullanılarak tanımlanabileceği belirtiliyor.”

The New York Times’da yayınlanan rapor, evlilik teklifini, toplumsal cinsiyeti tanımlayabilmek adına yapılmış bir girişim olarak nitelendirmiş. Toplumsal cinsiyeti “değiştirilemez” olarak nitelendirmek, kişinin cinsiyet ifadesinin, doğumdaki cinsiyetiyle bağdaşması gerektiğini kastediyor.

Önerilen tanım, LGBTQ camiasında bir krize yol açmış.

Bu durum ayrıca, böylesine dar ve kısıtlı bir cinsiyet tanımının, transgender insanları (doğumunda belirlenmiş olan toplumsal cinsiyetinden farklı bir cinsel kimlik seçmiş kişileri) eyaletin ayrımcılık yapmayan koruma politikasının dışında bırakabileceğine yönelik endişelere sebep olmuş.

STAT News adlı sağlık kanalına göre HHS’de çalışan bir yetkili, Pazartesi günü Times’ın yayınladığı raporu “yanıltıcı” olarak nitelendirmiş fakat “iddia edilen, sızdırılmış belgeler” üzerine bir yorum yapmaktan kaçınmış .

HHS, INSIDER’ın açıklama talebine hemen cevap vermedi.

Önerilen tanımın yasal ve politik çıkarımlarını bir kenara bırakırsak, New York Times’daki raporu takip eden günlerde açıklama yapan bazı araştırmacılar ve doktorların söylediğine göre, önerilen cinsiyet tanımı biyolojik gerçeklerle uyuşmuyor.

Peki neden? Gelin bu duruma yakından bakalım.

Doğan her insan, düzenli bir şekilde kadın-erkek ikilisine uymuyor

Mayo Clinic’e göre, erkek ve kadın üreme organları aynı dokudan gelişmeye başlıyor. Bebekte erkek veya kadın üreme organlarının oluşmasını belirleyen etmenler, hem cinsiyet kromozomlarına, hem de erkek hormonlarının mevcut olmasına (veya olmamasına) bağlı.

Genetik olarak kadın olan bebekler 2 adet X kromozomuna; genetik olarak erkek olan bebekler ise bir adet X, bir adet de Y kromozomuna sahipler.

Mayo Clinic’in açıklamasına göre gebelik dönemindeki Y kromozomu, testislerin büyümesini teşvik ederek, erkek hormonlarının üretilmesine ve erkek üreme organlarının gelişmesine yol açıyor. Bir Y kromozomuna sahip olmayan fetüslerde ise, kadın üreme organları oluşmaya başlıyor.

Fakat her bebek, bu sınıflardan birine girmeyebiliyor. Bazıları, “interseks” olarak adlandırılan bir sınıfa düşüyor.

Toplumsal cinsiyete duyarlı bakım alanında uzmanlaşmış aile hekimi ve ABD Üreme Sağlığı Hekimleri’nin bir üyesi olan Meera Shah, INSIDER’a verdiği demeçte şöyle söylüyor: “’İnterseks’ terimi, tam anlamıyla ne erkek, ne de kadın üreme organlarına sahip olan insanları tanımlayan bir terim.”

Bebeklerin %1.7’ye varan bir oranı, genel bir erkek veya kadın üreme organına sahip olmadan doğuyor. Birleşmiş Milletlere göre bu oran, interseks olmayı, kızıl saçlı olmak kadar yaygın bir durum haline getiriyor.

Bu durumun altında yatan birçok sebep var.

Amerikan Psikiyatri Birliği’ne (APA) göre, “İnterseks durumları” olarak adlandırılan şartlar, genel olmayan fiziksel cinsiyet niteliklerinin gelişimine yol açabiliyor.

Bu durumlar arasında cinsel organlar, üreme organları, X ve Y kromozomları veya cinsiyetle alakalı hormonlar yer alabiliyor. Bir örnek vermek gerekirse, Klinefelter sendromunda erkek bireyler fazladan bir adet X kromozomu ile doğuyor.

Bir başka örnek ise; kişi X ve Y kromozomlarına sahip olsa bile erkek hormonlarına karşı bir direnç geliştirdiği Androjen Duyarsızlık Sendromu. (Sonuç olarak kişi, kısmen veya tamamen bir kadının fiziksel niteliklerini gösterse de, genetik olarak erkek kalıyor.)

Bir başka örnek ise, aşırı hormon üretimi sonucunda kadın üreme organlarının erkeksileşmesi durumunun ortaya çıktığı, doğuştan adrenal hiperplazi.

Bunların dışında daha fazla interseks durumu mevcut, fakat nihai nokta aynı: Her bebek, kesin bir şekilde erkek veya kadınların fiziksel özelliklerine veya kesin bir şekilde kadın veya erkeklerin cinsiyet kromozomlarına sahip değil.

LGBTQ sağlık araştırmaları ile ünlü bir merkez olan Fenway Enstitüsü’nde sağlık politikası araştırmaları başkanı olan Sean Cahill, INSIDER’a verdiği mülakatta şöyle söylüyor: “Trump yönetimi, sihirli bir değnek sallayıp tıp bilimini ve mahkeme kararlarını çürütemez”

“Birçok insan, erkek-kadın ikilisinden birine uygun düşüyor olabilir fakat bu durum bütün insanları kapsamıyor. Transgender bireyler var, interseks bireyler var.”

Transgender bireyler, doğumda belirlenen cinsiyet ile tanımlanmıyor

Cinsiyetin yasal olarak değiştirilemez bir özellik olarak tanımlanması, doğumda kendilerine tanımlanan toplumsal cinsiyete uymayan transgender bireylerin daha fazla damgalanmasına yol açabilir.

Cahill, “Bu politikanın sorunlu olduğunu düşünüyoruz çünkü gerçekten kayda değer sayıda insanın kimliğini çürütmeye yönelik bir özellik taşıyor” diyor.

Williams Enstitüsü’ne göre, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 1.4 milyon transgender birey yaşıyor.

Amerikan Psikiyatri Birliği’ne göre cinsiyet, anatomi gibi fiziksel özellikler ile alakalı iken; toplumsal cinsiyet ise, “belirli bir toplumun, erkek çocukları ve yetişkin erkekler veya kız çocukları ve kadınlar için uygun gördüğü, toplumsal yönden inşa edilmiş roller, davranışlar, faaliyetler ve nitelikleri belirten bir kavram.”

Bu iki tanım, her bireyde uyuşmuyor.

Cahill şöyle söylüyor: “Tıp bilimi onlarca yıldır, transgender bireylerin şimdiki cinsel kimlikleri ile doğumdaki cinsiyetlerinin uyuşmadığının farkında. Cinsel kimlik ile doğumdaki cinsiyet arasında fark var” diyor.

Shah ise, bireyin toplumsal cinsiyetinin, onun kendi kararına bağlı olduğunu vurguluyor.

“Cinsel kimlik kararı, politikacılara, doktorlara veya ebeveynlere kalmış bir karar değil. Bu, bireyin kararlarına bağlıdır. Bütün olayın özü budur” diyor.

“Transgender ve farklı cinsel kimliklere sahip olan bireylerin, tıp dünyasının onların yanında olduğunu bilmelerini isterim. Bir tıpçı ve bilim insanı olarak, cinsiyetin tanımının ne demek olduğunu biliyoruz ve buna da bağlı kalacağız.”

 

 

 

 

Business Insider

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

Abonelikle İlgili Konular İçin abone@doganburda.com

Eksik Sayılar İçin okurhizmetleri@doganburda.com

Müşteri Hizmetleri (212) 478 0 300

Danışma Hattı (212) 410 32 00

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir