Bilime Göre Farklı ‘Öğrenme Şekilleri’ Diye Bir Şey Yok

Hayır Emre, “görerek” öğrenmiyorsun.

LINDSAY DODGSON

Ben okuldayken, “öğrenme şekillerimize” karar vermek amacıyla epey bir zaman harcanırdı. Öğretmenler bizlere, bazı insanların resimlerle daha kolay şekilde öğrenirken, diğer insanların da bilgiyi okumakla veya not almakla aklında tuttuklarını söylemişti.

Açık konuşmak gerekirse, öğrenme şeklimin hangisi olduğu hiçbir zaman çözememiştim.

Yapılan bir ankette, öğretmenlerin yüzde 96’sının öğrenme şekillerine inandığı ortaya çıkmış. Ancak görünüşe göre bu kuram gerçek değil.

Harold Pashler ve Doug Rohrer gibi konunun uzmanlarına göre, farklı öğrenme yöntemlerinin, kişinin akademik sonuçlarını etkilediğine dair çok az bilimsel kanıt bulunuyor.

Aslında, Learning and Individual Differences bülteninde yayınlanan bu çalışmada olduğu gibi pek çok araştırmada, öğrenme şekillerinin muhtemelen bir efsane olduğu bulunmuş.

BPS Digest sitesinin seçtiği ve Anatomical Sciences Education bülteninde yayınlanan yeni bir tez, araştırmacılara göre bu kurama vurulan son darbe.

Indiana Üniversitesi Tıp Fakültesindeki araştırmacılar, yüzlerce üniversite öğrencisinin katıldığı bir çalışma yapmışlar.

Öğrenciler, VARK adı verilen, en ünlü çevrimiçi öğrenme şekli anketlerinden birini doldurmuşlar. Anket, kişinin görsel yolla mı, dinleyerek mi, okuyup yazarak mı yoksa uygulama yaparak mı öğrendiğini belirliyor. Öğrenciler daha sonra bir anatomi dersine kaydedilmişler.

Ardından, kendi öğrenme şekilleriyle uyumlu olan biçimde çalışmışlar ve sonra araştırmacılar, onları uyguladıkları yöntemler bakımından ölçmüş (yani, “baskın” olan yöntemlere gerçekten ayak uydurup uyduramadıklarına bakmışlar.)

Yıl sonunda araştırmacılar, bu yöntemlerin öğrencilerin yıl sonu notlarını etkileyip etkilemediğine bakmışlar.

Sonuçların gösterdiğine göre, baskın olan öğrenme şekliyle başarı notu arasında hiçbir gerçek ilişki yokmuş. Aslında öğrencilerin yüzde 67’si, en iyi olmaları gereken şekilde çalışamamışlar.

Öğrenme şekli doğrultusunda çalışan öğrenciler, diğer öğrencilerden daha iyi puanlar alamamış.

Genel olarak, öğrenme şeklinden bağımsız şekilde öğrenciler için en iyi olan yöntemler, mikroskop ile çalışmak ve ders notlarına bakmak olmuş. Öğrenme kartları o kadar yararlı olmamış.

Araştırmacılar tezde vardıkları sonuçta, “X konusunu öğrenemiyorum çünkü ben görerek öğrenen birisiyim” görüşünün unutulması ve hiç olmamış gibi davranılması gerektiğini belirtiyorlar.

“Bu araştırma, eğitmenlerin ve öğrencilerin, öğrenme şekilleri hakkındaki geleneksel kanıyı reddetmeleri gerektiğine dair ilave bulgular sunuyor” diye yazıyor araştırmacılar.

Öğrenmeye karşı çok basit yaklaşmanız da zararlı olabilir.

Eğer kişi, kendi “baskın” şekli öyle olmadığı için diğer öğrenme şekillerini bırakırsa, kendi zayıflıklarıyla yüzleşmek yerine onları görmezden geldiği için kendisine kötülük yapıyor olabilir.

Bu durum, farklı öğrenme yöntemleri fikrinin tamamen reddedilmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Bazı bulgular, acemi insanların örneklerle öğrenirken, bir alanda deneyimli olan insanların ise problem çözmekle daha fazla öğrendiğini ortaya koyuyor.

Ayrıca, çalışmayla çizim yapmak gibi faaliyetleri birleştirmenin de öğrenmeyi geliştirdiği gösterilmişti.

Sorun şu ki, insanlar kendi öğrenme şekillerini keşfetme konusunda epey kötüler ve ortada yüzlerce farklı yöntem var. Muhtemelen bu durum, sadece “görerek öğreniyorum” demekten daha nüanslı.

Bu yüzden, eğer en iyi öğrenme şeklinizi hiçbir zaman keşfedemezseniz endişelenmeyin, çünkü muhtemelen keşfetmek zorunda değilsiniz.

 

 

 

 

Business Insider

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir