Bir Zamanlar Karada ve Denizde Gezen Dört Ayaklı Balinalar

0
69
Yeni keşfedilen Peregocetus pacificus'un sanatsal tasviri.

Peregocetus pacificus ile tanışın.

Balinalar okyanusa aittir, öyle değil mi? Günümüzde belki böyle olabilir fakat memeli deniz canlıları (balinalar, yunuslar, musurgiller) aslında bir zamanlar karada yaşayan dört ayaklı memelilerden geliyor. İki yıl önce Current Biology bülteninde yayımlanan bir araştırmada, Peru’da keşfedilen ve tamamen yeni olan atasal bir tür anlatılıyor. Bir zamanlar karada ve denizde gezen bu canlı, memeli arkadaşlarımızın ilginç evrim yolculuğuna dair fikir veriyor.

Onları Thames nehrinde bile yaşamaya çalışan pürüzsüz, iki paletli okyanus yüzücüleri şeklinde düşünebiliriz fakat balinalar, 50 milyon yıldan fazla süre önce karada gezen toynaklı memelilerden; geviş getiren hayvanlardan geliyor.

Balinaların ataları, başlangıçta her birinin ucunda küçük bir toynağın bulunduğu dört parmaklı ufak bir geyiği andırıyormuş. Hindistan’da bulunan fosil bir “kayıp halka”, balinaların son öncülerinin tehlikeli zamanlarda suya girdiğini fakat doğum yapmak ve beslenmek için karaya çıktığını akla getiriyor. Sığ sularda gezerek önemli miktarda zaman geçiren bu canlılar, önceleri sucul bitkiler ile omurgasız canlılar ve nihayetinde de ufak balıklar ile yüzergezerler bulmaya çalışmış olmalı.

Tarih öncesine ait en eski balina fosilleri, 53 milyon yıl öncesine kadar uzanıyor. Bu fosiller, kuzey Hindistan Himalayaları ile günümüz Pakistan‘ının çeşitli bölgelerinde bulunmuş. Fosil kalıntıları çamurda yürümekten, (su samurları veya kunduzlar gibi) karada yürüme kabiliyetini korudukları esnada zamanlarının büyük bir bölümünü daha derin sularda geçirmeye doğru kademeli bir geçişin hikayesini anlatıyor.

Çağdaş balinaların kürklü bir atası olan Indohyus. Ghedoghedo/Wikimedia Commons, CC BY-SA

Bir Okyanus Yolculuğu

Yeni keşfedilen Peregocetus pacificus, yaklaşık 42 milyon yıl önce halen karada gezdiği sırada dünyanın diğer tarafına doğru destansı bir yolculuğa çıkmış. Orta Eosen döneminde (kabaca 48 ila 38 milyon yıl önce) Afrika ve Güney Amerika birbirine iki kat daha yakınmış. Fakat bu mesafe, boyu 3 metreden kısa olup deniz yaşamına tamamen uyum sağlamamış bir hayvan için hâlâ etkileyici uzunlukta.

42,6 milyon yıllık P. pacificus‘un arka uzuvları, ön uzuvlarından çok kısa değilmiş ve her parmağında ufak toynaklar bulunuyormuş. Bu durum, hayvanın kendini hâlâ iyi bir biçimde suyun dışına çıkarabildiğini ve karada koşabildiğini akla getiriyor. Fakat iskeletin diğer özellikleri, sucul bir yaşama iyi şekilde uyum sağladığını akla getiriyor. Örneğin ayak kemiklerinde, bağ ve tendon dokuların bağlanacağı çıkıntılar varmış. Bu durum, ayaklarının perdeli olduğunu akla getiriyor. Kunduz benzeri kuyruk kemikleri, kuyruğun yüzerken güçlü bir yardımcı şeklinde kullanıldığını akla getiren işaretler barındırıyor. Fakat kuyruğun, günümüzdeki balinalar gibi iki lobdan oluşup oluşmadığına dair kanıt yok.

Lobun ne olduğunu merak ediyorsanız, böyle bir şey. Kjersti Joergensen/shutterstock

P. pacificus, makas benzeri keskin dişlerinin gösterdiğine göre etçilmiş. Muhtemelen, günümüzdeki pek çok balinanın yaptığı gibi büyük kemikli balıklar yemişti. Ancak kompleks sivri uçlar barındıran köpek dişleri, küçük azı dişleri ve azı dişleriyle birlikte modern etçillerinkini andıran dişlere sahipmiş. Günümüzdeki memeli deniz hayvanlarının tamamı çok miktarda, basit ve çivi benzeri dişlere sahip. Ayrıca avlarını çiğnemiyorlar; bunun yerine sadece yakalıyor ve bütün olarak yutuyorlar.

Aradan geçen binlerce yılda, leğer kemikleri omurgadan ayrılarak daha verimli yüzmeyi sağlamış. Bu sırada yer çekimini azaltıp batmamayı sağlayan su ortamında daha fazla zaman geçirilmesi, ağırlık taşıyan güçlü bacaklara aktarılan evrimsel kaynak miktarını azaltmış. Ön uzuvlar şekil değiştirerek yüzgece dönüşürken, işlevini giderek kaybeden arka uzuvlar ise küçülmüş ve kaybolmuş.

Günümüzdeki balinaların, ilk kara memelilerinin uzak akrabalarının ortaya çıktığı okyanuslara dönmesinden bu yana elbette uzun bir zaman geçti. Karaya yaptıkları evrimsel akından geriye kalan tüm şey, bazı türlerde leğen kemiğine bağlanan ufak kemik kalıntıları. Bunlar, atalarının karada geçirdiği maceraların anatomik bir yankısı niteliğinde. Fakat bir 50 milyon yıl sonra nerede gezeceklerini kim bilebilir?

 

 

 

 

Yazar: Jan Hoole, Biyoloji Okutmanı, Keele Üniversitesi/The Conversation. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here