BM’den En Net İklim Raporu: İnsanlık İçin Son Çıkış

0
17

Güneyde orman yangınları, kuzeyde seller… Bu yaz Anadolu iklim travması yaşarken, Cenevre’de 3 bin 949 sayfalık oldukça önemli bir rapor açıklandı. BM Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli, ilk kez net ve dolaysız şekilde “yeryüzünün her yerinde iklim değişiyor, sorumlusu insan” dedi. Rapor editörlerinden Prof. Dr. Murat Türkeş ile konuştuk.

Orman yangınlarının Türkiye’nin üzerine karabasan gibi çöktüğü günlerde, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) neredeyse tutuşup alev alacak bir harita yayınladı. Haritaya göre Akdeniz çevresindeki karasal alanlar adeta kızgın bir tavaya dönüşmüş; yüzey sıcaklıkları 50 derece ve üzerine çıkmıştı. O günlerde, Avrupa Birliği’nin Kopernik Atmosfer İzleme Servisi (CAMS) ise hem uydudan, hem de yerden, ağaçlar ve diğer maddeler yanarken açığa çıkan enerjiyi ölçümlemekle meşguldü. Vardıkları sonuç tatsız bir ilke işaret ediyordu: Türkiye’de yangın ışıma gücü (FRP), yani yoğunluğu, bu verilerin toplanmaya başladığı 2003’ten bu yana en yüksek günlük değerlere ulaşmıştı.

Üstelik sadece bizim gibi Akdeniz Havzası ülkeleri değil, tüm dünya cehennemvari bir yaz geçiriyordu: Rusya’nın Sibirya bölgesinde çıkan yüzlerce orman yangını, dünyadaki tüm orman yangınlarından daha büyük bir alanda etkili oluyor; ABD son bin 200 yılın en kurak günlerini yaşıyor; California Ölüm Vadisi 54.4 dereceyle dünya sıcaklık rekorunu kırıyor; Grönland’da sıcaklığın donma noktasının altına nadiren indiği 3 bin rakıma ilk kez yağmur yağıyor; yeni bir araştırma da “gezegenin iklim düzenleyicilerinden Körfez Akıntısı (Gulf Stream) çökebilir” diyordu!

Yaşam tarzımızın acı faturası

İnsanın, Sanayi Devrimi’yle patlayan ve sınır tanımayan üretme ve tüketme iştahı, mavi gezegenimizi de tükenme noktasına getirdi. İnsanlar olarak iklim sistemini bozduk. Bu acı gerçeği, Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli de (IPCC) 9 Ağustos günü 3 bin 949 sayfalık bir raporla dünyaya ilan etti.

66 ülkeden 234 bilim insanının beş yıllık çalışmasına dayalı “İklim Değişikliği 2021: Fizik Biliminin Temeli” başlıklı çalışma ana rapor değil, fakat politikacılar için kırmızı alarm niteliğinde bir özet: “İnsan etkisinin atmosferi, okyanusu ve karayı ısıttığı tartışmasızdır. Atmosfer, okyanus, kriyosfer ve biyosfer üzerinde yaygın ve hızlı değişiklikler meydana gelmiştir. İnsan en az 2 bin yıldır görülmemiş oranda iklimi ısıtmıştır.”

Son raporun daha önceki beş IPCC raporundan en önemli farkı, insanı iklim hasarından doğrudan sorumlu tutması. IPCC raporlarına çeyrek asırdır başyazarlıktan editörlüğe farklı şekillerde katkı veren Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş’e bu farkı soruyorum. “Raporda iklim değişikliğinin mutlak bir gerçek olduğu, ancak gözlenen iklim değişikliğinde insan katkısı dikkate alınmadığında bu sonucun anlaşılamadığı, dolayısıyla insan kaynaklı iklim değişikliğinin artık tartışılmaz olduğu ve kesinliği, bu raporda olasılık terimleriyle değil, doğrudan ifade ediliyor” diyor.

Rapor, teknik terminolojisine rağmen, en basit düzeyde bir felaket filmi senaryosunu andırıyor: “Dünya’da gözlenen iklim değişimlerinin bir benzeri binlerce yıldır görülmedi. Bu değişimlerin bazıları (örneğin deniz seviyesinin yükselmesi) yüzlerce-binlerce yıl geri döndürülemez.”

Dönüşü yok mu?

Geri döndürülemez hasarlar, hayatımıza daha fazla sıcak hava dalgası, daha şiddetli yağış, kuraklık, tropik kasırga ve sel olarak yansıyacak. Kar örtüsü azalır ve deniz seviyesi yükselirken, bu yıkıcı döngüye getirilen tek çözüm, atmosferde sera etkisi yaratarak Dünya’yı ısıtan başlıca faktör olan karbondioksit salımını durdurmak, ayrıca metan gibi diğer sera gazlarını ve hava kirleticileri sınırlamak.

Zira 2019 yılında atmosferdeki karbondioksit oranı en az 2 milyon yıldır görülmemiş seviyeye ulaştı. Atmosferde bu yoğunlukta metan ve azot protoksit oranı ise en az 800 bin yıldır görülmemişti. Eğer bir mucize gerçekleşir de bu gazları atmosferden uzak tutabilirsek, rapora göre küresel sıcaklıklar 20-30 yıl içinde sabitlenebilir. Ancak bu gazların emisyonunda “çok hızlı” ve “büyük çaplı” düşüş sağlanamazsa, 20 yıl içinde 1.5 derecelik küresel sıcaklık artışı kaçınılmaz.

Prof. Dr. Türkeş, 1.5 derecelik artış faslını çoktan geçtiğimizi belirtiyor: “İki derecelik küresel ısınma durumunda, Akdeniz Havzası ve Türkiye’de yıllık ortalama yüzey sıcaklıkları (günümüze göre 100 yılın sonunda) 2-4 derece artacaktır. Çok daha sıcak bir Türkiye… Kötümser senaryoya göre, 4 derecelik artış olursa, bunun Akdeniz Havzası’na yansıması 4-8 derece olur.”

Daha bu senaryolar gerçekleşmemişken bile güneyde orman yangınları, kuzeyde ise sellerin giderek şiddetlendiği bir gerçekliği yaşıyoruz. “Bu yıl, iklim değişikliğinin Akdeniz Havzası ve Türkiye’deki olumsuz etkilerinin ne boyutlara ulaşabileceğinin sanki örnek yılı” diyor Prof. Dr. Türkeş, “resim çok açık, ortada…”

Türkiye tropikleşiyor

Akdeniz Havzası, dolayısıyla ülkemiz, tüm dünyada iklim değişikliğini en yakından hissedecek sıcak bölgeler arasında. Sebebini şöyle açıklıyor Prof. Dr. Türkeş: “Çünkü Türkiye tropikleşiyor. Bu bazılarına büyük bir laf gibi gelebilir, ama biz zaten subtropikal kuşaktayız. Küresel ısınma ile iklim kuşakları kuzeye doğru kayıyor. Tarımsal, hidrolojik, ekolojik ve fizyolojik kuraklıkların çok daha ciddi boyutlara ulaşabildiği bir büyük iklim kuşağı bize yaklaşıyor.”

Tropikal iklim kuşağının güneyimize gelip dayanması, çok daha sıcak ve kurak bir Türkiye demek. Tabii iklim kuşaklarındaki bu radikal hareketler ile kara ekosistemleri ve tür dağılımının, ayrıca karasal karbon döngüsü ve gıda üretim sistemlerinin ciddi ölçüde etkilenmesi kaçınılmaz. İki derece ve üzerinde bir küresel ısınma halinde, 2050 itibarıyla Akdeniz’de ekstrem sıcaklıklarda, kuraklık ve çoraklıkta, deniz seviyesinde artış; yağış, kar örtüsü, toprak nemi ve rüzgârda ise düşüş bekleniyor. Tüm bunlar Akdeniz’i orman yangınları için daha da ideal hale getirecek. “Çok net söylüyorum: Rapordaki Akdeniz Havzası ile ilgili yorumların büyük bölümü Türkiye için geçerli” diyor Türkeş.

Devamı Atlas’ta

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here