Bu Kadın, Ortalama Bir İnsandan 100 Kat Daha Fazla Renk Görüyor

0
596
Fotoğraf: boydharris2014

Bensersiz bir genetik mutasyon ve bağlantıları iyi bir beyin sayesinde Concetta Antico, Dünya üzerindeki başka hiçbir sanatçıya benzemiyor.

Concetta Antico bir yaprağa baktığı zaman yeşilden çok daha fazlasını görüyor. “Kenarında turuncu, kırmızı veya pembe renkler görüyorum” diyor. “Siz koyu yeşil görebilirsiniz ama ben mor, turkuaz, mavi görüyorum. Renk mozaiği gibi.”

Antico bu renkleri sadece izlenimci tarzda resim yapan bir sanatçı olduğu için görmüyor. Kendisi ayrıca bir tetrakromat; yani gözlerinde renk algılamayı sağlayan daha fazla reseptör bulunuyor. Aradaki fark, Antico’nun koni hücrelerinde yatıyor. Gözlerde yer alan bu yapılar, ışığın belirli dalga boylarını alıp beyne göndermeye ayarlı. Ortalama bir insanda, yaklaşık bir milyon renk görmeyi sağlayan üç tip koni hücresi bulunuyor. Fakat Antico’nun dört tip koni hücresi var. Bu sebeple gözleri, renklerin farklı boyut ve ayrıntılarını (tahminen 100 milyon kadar) yakalayabiliyor. Sıradan bir insan bunu yapamıyor. “İnsanların bu kadar az renk görmesi beni şoke ediyor” diyor Antico.

Tetrakromatların gözlerinde daha fazla reseptör (almaç) bulunsa da, beyinleri normal görüş kabiliyetine sahip bir insanla aynı yapıda. Peki Antico’nun beyni nasıl daha fazla renk algılayabiliyor? Diğer birçok şeyde olduğu gibi pratik yapmak, sinirsel güzergâhlar söz konusu olunca da mükemmel hale getiriyor.

Araştırmacılar, tetrakromatlığın var olup olmadığından yıllardır emin olamamış. Tetrakromatlık varsa bile sadece iki X kromozomu olan kişilerde bulunabileceğini düşünmüşler. Bunun sebebiyse renkli görmenin ardındaki genler. Sıradan renkler gören kişilerde kırmızı, yeşil ve mavi dalga boylarına ayarlı üç koni hücresi mevcut. Bu hücreler, çoğu erkekte yalnızca bir tane bulunan fakat çoğu kadında iki tane olan X kromozomuna bağlı. X kromozomunda meydana gelen mutasyonlar, bir insanın daha fazla veya daha düşük sayıda renk algılamasına sebep oluyor. Bu yüzden erkeklerde, kadınlardan daha sık doğuştan renk körlüğü görülüyor (X kromozomlarından bir tanesinde mutasyon varsa). Fakat söz konusu kurama göre bir insana iki mutasyonlu X kromozomu gelirse, bu kişinin üç yerine dört koni hücresi olabilir.

Antico’da da böyle bir durum olmuş. Araştırmacılar, kendisinin tetrakromat olduğunu 2012 yılında onaylamış. Dünya nüfusunun yüzde birinin tetrakromat olduğu düşünülüyor ancak bunu deneysel şekilde göstermek kolay değil. Irvine – California Üniversitesine bağlı Matematiksel Davranış Bilimleri Enstitüsünde çalışan biliş bilimci Kimberly Jameson, “Bir tetrakromatın ve normal görüş kabiliyetli birinin algıladığı renk boyutları arasındaki fark, renk körü olan ve görüşü normal olan birinin arasındaki fark kadar çarpıcı değil” diyor. Jameson ve Reno – Nevada Üniversitesinde çalışan meslektaşı Alissa Winkler, tetrakromatlığı daha iyi anlamak için Antico üzerinde çalışma yürütüyor. Jameson, renk algısındaki farklılıklar ufak olduğu için tespit etmenin de zor olduğunu fakat günümüzde kullanılan testlerin üç pigmentten (kırmızı, yeşil ve mavi) fazlası için tasarlanmadığını söylüyor.

Antico’nun genlerine dayalı olarak Jameson, Antico’nun dördüncü konisinin “kırmızımsı-turuncumsu-sarı olan” dalga boylarını çektiğini fakat bunların Concetta’ya nasıl göründüğünün şu an için belli olmadığını belirtiyor. Testler bu dalga boyuna göre ayarlanmadığından, tetrakromatlığı deneysel şekilde göstermek hâlâ çok zor.

“Gökkuşağı Deresi, Mission Hills, SD” Resim: ConcettaAntico.com

Jameson ve Winkler, daha fazla tetrakromat bulup beyinlerinin nasıl çalıştığını daha iyi anlamak istiyor. Jameson, insanların kavramları oluşturup iletme biçiminin kendisini büyülediğini söylüyor; özellikle de insanların dünyayı algılama şekli böylesine geniş farklılıklar gösterebilirken. “Retinanızda fazladan bir koni sınıfınızın olmaması, sinyal retinadan ayrılırken hangi şekli aldığını büyük oranda etkiliyor. Bunun nasıl gerçekleştiğini anlamak istiyoruz” diyor. Bu durumun sebebi ise muhtemelen, beynin belli sinyalleri alırken zamanla nasıl değiştiğiyle ilgili (bkz: nöroplastisite). Hayvanlar ve bazı insanlardaki nöroplastisiteyle ilgili yapılan birçok çalışmada, aynı görsel algılama kapasitesi bulunan iki bireyin yaşamlarının sonraki dönemlerinde önemli derecede farklı gördükleri ve bu durumun, önceleri maruz kaldıkları şeylere bağlı olduğu gösterilmiş. Araştırmacılar, neden böyle bir şey olduğunu hâlâ tam anlamış değil. “İhtimallerden biri, sistemin bu sinyalleri nasıl kullanacağını öğrenmesi; beyindeki bağlantılar, kortekste kullanılabilecek uygun bir kod oluşturuyor” diyor Jameson.

Dünyada çok daha fazla tetrakromat bulunsa da, bu kişiler renkleri sıra dışı algılamayabilir çünkü beyinlerini buna dikkat etme yönünde eğitmemiş olabilirler. Bu durumda Antico, nadir bir istisnayı temsil ediyor. “Sıradan beş yaşındaki bir çocuktan farklıydım; 7 yaşında resim yapıyordum ve renkler beni çok büyülüyordu” diyor. Kendisi yıllarca sıra dışı renklere maruz kalmış ve bu sebeple beyni, tetrakromatlığından faydalanmak üzere değişmiş.

“Kedi miyavlaması.” Resim: ConcettaAntico.com

Tetrakromatlığa yönelik devam eden araştırmalarda Antico’nun kişisel bir payı var. Beş yıl önce, Antico’nun kızı 7 yaşındayken renk körü olduğu öğrenilmiş. “Benimle ilgisi olduğunu düşünmemiştim fakat benim yüzümden renk körü. Bende bir mutasyon var” diyor Antico. Bilim insanlarının tetrakromatlığı anlamasına ne kadar yardım ederse, kızı gibi insanlara o kadar iyi yardım edilebileceğini düşünüyor. Jameson da buna katılıyor ve “Tetrakromatlığın genetik potansiyelini ve bu kişilerde algının nasıl farklılık gösterdiğini anlarsak, rengin görsel işlenişi hakkında şu an anlamadığımız pek çok şeyi anlayabiliriz” diyor.

Fakat Antico, renk görme bozukluğu olanlara yardım etmenin farklı bir yolunu bulmuş. Kendisi 20 yılı aşkın süredir resim eğitimi veren uzman bir sanatçı ve renk körü olan bazı öğrencileri var. “Yaptıkları sanat çalışmalarına baktığınızda belli olan şeylerden biri de, renklerin değerini gördüğüm renk körlerinden daha iyi bilmeleri” diyor Jameson. “Antico renk farklılıklarına çok erken bir yaşta alıştığından, bu kişilere nasıl yardım edileceğini anlamış olabilir.” Elbette bu hipotezin halen deneysel olarak kanıtlanması gerekiyor fakat insanların renk algısının nöroplastisitenin olanak sağladığı eğitimle iyileştirilebilmesi fikri, Jameson’un ilgisini çekiyor.

Antico, zamanını araştırmacıların tetrakromatlığı daha iyi anlamasına yardımcı olarak geçirmenin yanısıra renk körleri için de bir sanat okulu açmayı ve dünya çapındaki insanların tetrakromat olup olmadıklarını keşfetmeleri amacıyla bir internet platformu oluşturmayı planlıyor. “Ölmeden önce tetrakromatlığın ne olduğunu tarif edebilmek istiyorum” diyor. “Daha fazla tetrakromat olması gerekiyor. Belki bu doğrultuda öncülük edebilirim.”

 

 

 

 

Yazar: Alexandra Ossola/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here