Büyükbaş Hayvanların Kalçalarına Göz Çizilmesi, Onları Aslanlardan Koruyor

0
7826
Bobby-Jo Fotoğrafçılık

Çiftlik hayvanlarının etobur hayvanlar tarafından avlanması ve bunun sonucunda etobur hayvanların misilleme olarak öldürülmesi, küresel çapta büyük bir koruma problemi. İnsanlar ve doğal yaşam arasında meydana gelen bu gibi çatışmalar, büyük etoburların azalmasına sebep olan önemli etmenlerden biri. Dünyanın güneyindeki kırsal toplumlar, bir arada yaşamanın maliyetini sıklıkla orantısız ölçeklere vardırıyor.

Mevcut yaklaşımlarda (örneğin çit örme veya ölümcül kontrol gibi yöntemler yoluyla), genelde çiftlik hayvanlarının vahşi etoburlardan ayrılmasına odaklanılıyor fakat bu tür şeyler her zaman mümkün veya istenilebilir olmuyor. Hem büyük etoburları, hem de geçim kaynaklarını koruyan alternatif, etkili ve ölümcül olmayan araçlara acil şekilde ihtiyaç duyuluyor.

Şimdiyse araştırmacılar yayımladıkları yeni bir çalışmada, çiftlik hayvanlarının arkalarına göz çizmenin, onları saldırıdan nasıl koruyabildiğini anlatmış.

Pek çok büyük kedi (aslanlar, leoparlar ve kaplanlar dahil), pusu kuran yırtıcılar. Yani avlarına sessizce yaklaşıyorlar ve sürpriz unsurunu hazır tutuyorlar. Bazı durumlarda avlarının onları görmesi, avlanmaktan vazgeçmelerine yol açabiliyor.

Araştırmacılar bu tepkiden faydalanarak, Botsvana’nın Okavango delta bölgesinde aslanlar ve leoparlar yüzünden kaybedilen çiftlik hayvanı sayısının azaltılıp azaltılamayacağını test etmişler.

Botsvana’nın kuzey batısında yer alan bu delta, geniş çeşitlilikte doğal yaşam barındıran daimi bataklık bölgelere ve mevsimsel olarak su altında kalan ovalara sahip. Ayrıca UNESCO’nun doğal sit alanı ilan ettiği bir yer olduğundan, deltanın bazı kısımları koruma altında. Fakat çiftlik hayvanları bu bölgenin dışında tutulsa da, bu kordon çiti aslında sığırlar ile Afrika mandası arasındaki teması ve hastalık bulaşımını önleme amacı taşıyor.

Filler gibi vahşi hayvanların da içinde bulunduğu büyük etçiller, buradan serbestçe geçebiliyorlar. Çiftlik hayvanlarının büyük etçiller sebebiyle kaybedilmesi, bölgede yaygın bir durum. Bunun karşılığında, ateş etme ve zehirleme yoluyla ölümcül kontrol yöntemleri görülebiliyor.

Çalışmanın başlangıçtaki hedefi genel olarak pusucu yırtıcılar olsa da, kısa süre sonra durumun büyük kısmından aslanların sorumlu olduğu anlaşılmış. Örneğin çalışma sırasında aslanlar 18 sığırı, bir leopar bir hayvanı ve benekli sırtlanlar ise üç tanesini öldürmüş.

Nihayetinde, sığırların arkalarına göz çizildiği zaman aslanların daha seyrek saldırdığı bulunmuş. Bu durum, pusucu yırtıcıları da kapsayan bir arada yaşama yöntemlerine, bu basit ve ucuz tekniğin eklenebileceğini gösteriyor.

Göz alıcı çözüm

Çiftçiler ve doğal yaşam arasında gerçekleşen çatışma, pek çok topluluğun doğal yaşam ile bir arada bulunurken önemli masraflar üstlendiği korumalı alanların sınırlarında şiddetli olabilir.

Çiftlik hayvanları aslanlar, leoparlar, benekli sırtlanlar, çitalar ve Afrika vahşi köpekleriyle karşılaşıyor.

Sığırların korunması için, altı ile 100 arasında tekil sığırdan oluşan sürüler, gece olunca yırtıcıların giremediği kapalı alanlarda tutuluyor. Fakat genelde, günün büyük kısmında yalnız otluyorlar ve avlanmanın çok büyük kısmı da bu zamanda gerçekleşiyor.

Botsvana Yırtıcı Koruma kurumu ve bölgedeki çobanlarla birlikte çalışan araştırmacılar, geçtiğimiz zamanlarda aslan saldırılarına maruz kalmış 14 sürüdeki büyükbaş hayvanları boyamışlar. Dört yıllık bir süre boyunca, çalışmaya toplam 2.061 büyükbaş hayvan katılmış.

Gece kaldıkları kapalı alanlardan çıkarılmadan önce, her bir sürünün yaklaşık üçte birinin kalça bölgelerine göz şekli çizilmiş. Üçte birine sadece çarpı işaretleri konulmuş ve geri kalan üçte birine de herhangi bir işaret çizilmemiş. Her biri 24 gün boyunca devam eden 49 boyama seansı yürütülmüş.

Sığırlara ayrıca boyun yakası takılmış ve hepsi aynı bölgede otlayıp benzer şekilde hareket etmişler. Bu durum, benzer tehlikelere maruz kaldıkları anlamına geliyor. Fakat üzerilerine göz şekli çizilen bireylerin hayatta kalma olasılığı, aynı sürü içerisinde boyanmamış veya çarpı işareti çizilmiş kontrol sığırlarına göre daha yüksek olmuş.

Pusucu yırtıcılar, arka taraflarına göz çizilen 683 sığırdan hiçbirini bu dört yıllık çalışma boyunca öldürmezken; boyanmamış 835 sığırdan 15’i ve üzerine çarpı çizilen 543 sığırdan ise 4’ü av olmuş.

Nenguba Keitsumetsi, yöntemi çiftçi Rra Ketlogetswe Ramakgalo’ya gösteriyor. Bobby-Jo Fotoğrafçılık

Bu sonuçlar, avcının av tarafından görüldüğü algısını oluşturmanın; avcının avlanmaktan vazgeçmesine yol açacağına yönelik araştırmacıların başlangıçtaki tahminlerini desteklemiş.

Fakat bazı sürprizler de olmuş.

Üzerlerine sadece çarpı çizilen sığırların hayatta kalması, aynı sürüde yer alan ve üzerlerine çarpı çizilmeyen sığırlara göre daha muhtemel olmuş. Bu durum, çarpı işaretlerinin hiç işaret olmamasından daha iyi olduğunu akla getiriyor. Araştırmacılara göre bu, beklenmeyen bir sonuç.

Kuramsal bir bakış açısından, sonuçlar ilginç. Göz desenleri; kelebekler, balıklar, yüzergezerler ve kuşlar başta olmak üzere pek çok hayvan grubunda ortak olsa da, yırtıcıyı uzaklaştıran göz biçimli doğal desenleri bulunan hiçbir memeli bilinmiyor. Aslında bildiğimiz kadarıyla bu araştırma, göz şekillerinin büyük memeli yırtıcıları caydırdığını gösteren ilk çalışma.

Fakat insanların göz desenlerine verdiği tepkilerin incelendiği önce çalışmalar, genelde bu caydırma hipotezini destekliyor. Belki de bu durum, gözlere karşı doğuştan gelen bir tepki olduğunu ve bu tepkinin; insan-doğal yaşam çatışmasını önlemek ve insanlarda suç faaliyetlerini azaltmak gibi pratik durumlarda, davranışı düzenlemek üzere kullanılabileceğini akla getiriyor.

Muhtemel kısıtlar

Öncelikle araştırmacıların bu deneysel tasarımında, sürüde her zaman işaretsiz sığırların bulunduğunu bilmekte fayda var. Sonuç olarak o hayvanlar olmasaydı, boyamanın halen işe yarayıp yaramayacağı belli değil. Bunun ortaya çıkarılması için başka araştırmaların yapılması gerekiyor. Fakat bu sırada sürü içerisindeki en değerli bireylere yapay işaretler koymak, yapılabilecek en faydalı şey olabilir.

İkincisi, alışmayı da hesaba katmak önemli. Yani yırtıcılar, kendilerini caydıran bu şeye alışabilir ve nihayetinde onu görmezden gelebilirler. Neredeyse tüm ölümcül olmayan yaklaşımların temel sorunlarından biri bu. Yöntemin uzun vadede etkili olup olmayacağı henüz bilinmiyor.

Çiftlik hayvanlarını etçillerden korumak (bu sırada etçilleri de korumak), uygulamalı ve sosyal müdahalelerin de içerisinde yer aldığı çeşitli araçların uygulanmasını gerektiren önemli ve karmaşık bir mesele.

Araştırmacılar göz çizme tekniğini, etçil-çiftlik hayvanı çatışmasını önleme yöntemlerine eklerken; muhtemelen hiçbir aracın mucizevi bir çözüm olmadığını belirtiyorlar. Aslında, çiftlik hayvanlarının ve büyük etçillerin başarılı şekilde bir arada yaşamasını temin edeceksek, mucize bir çözümden daha iyisini yapmak gerekiyor araştırmacılara göre. Bununla beraber, ölümcül olmayan ve genişleyen yöntemlerin bir parçası olarak; bu basit ve düşük maliyetli yaklaşımın, bazı çiftçiler için bir arada yaşamanın maliyetlerini azaltmasını umuyorlar.

 

 

 

 

Yazarlar: Neil R Jordan, Yeni Güney Galler Üniversitesi’nde Okutman; Cameron Radford, Yeni Güney Galler Üniversitesi’nde doktora adayı ve Tracey Rogers, Yeni Güney Galler Üniversitesi’nde Yardımcı Evrim & Ekoloji Profesörü/The Conversation. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here