Cinsiyetçilik Erkek Zihnini Kötü Etkiliyor

Psikologlar cinsiyetçiliğin erkekler için de kötü olduğunu buldular. Oldukça şaşırtıcı bir şekilde nüfusun yarısını baskı altında tutan görüşler ve inançlar onları kontrol edenlere yani erkeklere de zararlı.

Son 30 yıl içerisinde sosyal bilimciler kadına olduğu kadar erkeğe ve dolayısıyla topluma zararlı olduğu düşünülen erkekler ile özdeşleştirilmiş geleneksel değerlere odaklanarak ‘zehirli erkeksilik‘ denen konsepti incelediler. Araştırmacılar, erkek veya erkeklik kavramlarını kötüleme niyetinde değillerdi amaçları sık sık erkekler ile özdeşleştirilen baskınlık, aşırı özgüven ve rekabet kavramlarının erkekler ve etraflarındaki insanlar için zararlı olduğunu göstermekti. Hindistan’daki Bloomington Üniversitesi ve Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi 19,453 katılımcı ile gerçekleştirilen 78 çalışma sonucunda bazı erkeksi özellikler ile zihinsel sağlık arasında çok güçlü olmayan negatif bir ilişki buldular. Araştırmaya dahil olan erkeksi sosyal özellikler ise kazanma isteği, duyguları kontrol etme ihtiyacı, risk alan davranışlar, şiddet, baskınlık, aşırı özgüven, kadınlar üzerinde güç hakkı, birden fazla partnere sahip olma, eşcinselliği küçük görme şeklinde sıralanabilir.

Araştırmacılar sıralanan bu özelliklerden özellikle aşırı özgüvenin, farklı cinsel partnerler aramanın ve kadınlar üzerinde güç kurmanın erkek zihin sağlığı üzerinde büyük bir negatif etkisi olduğunu buldu. Hindistan Bloomington Üniversitesi’nden Y. Joel Wong, Popular Science’a sonuçlara şaşırmadığını şöyle belirtti: “Bunlar 20 yılı aşkın araştırmanın sonuçlarının gösterdiği veriler.”

Peki bahsedilen üç normun etkileri nasıl açıklanıyor? Wong’a göre aşırı özgüven dayanışma ve insanların birbirlerine gereksiniminin özellikle vurgulandığı şu zamanlarda biraz modası geçmiş bir kavram. “Aşırı özgüven bir norm olarak giderek daha az işe yarıyor” diyor Wong ve ekliyor,”genelde başkalarına ihtiyaç duyarsınız.”

Wong diğer iki normun, birden çok cinsel partner aramanın ve kadınlar üzerinde güç sahibi olmanın sadece erkeksilik ile değil aynı zamanda cinsiyetçilik ile ilişkili olduğunu belirtiyor. Elbette bu durum şaşırtıcı değil. Wong’un özellikle belirttiği kısım ise bu iki normu zararlı kılan şey sosyal değerlerin zamanla değişmiş olması ve bu normların artık toplum tarafından kabul görmemesi. Wong, “Belki de 30 yıl önce cinsiyetçi davranabilirdiniz ve insanlar bundan zarar gördüğü halde bir şey söylemezdi ancak bu durum oldukça değişti” diyor.

Bu noktada pek çok insanın bu özellikleri erkek olmakla birebir eşlediğini de hatırlatmak da fayda var. Bu özelliklerin biyolojik olarak içe işlemiş ve evrimsel açıdan türün geleceği için kritik olduğuna inanan pek çok kişi mevcut. Özgüvenin cazibesine kapılmak zor değil. Ancak aynı özgüven araştırmaların gösterdiği gibi gerçekten gerekli olduğunda yardım aranmasına veya yardımın kabul edilmesine de engel oluyor. Bu durum da tam olarak erkek zihin sağlığı üzerinde zararlı olan kısım özellikle de yardım almanın kişiyi daha zayıf, daha az erkeksi yapacağını düşündükleri zaman.

Wong böyle davranışların genel olarak sorunu betimlediğini düşünüyor. İnsanlar her ne kadar doğru olmasa da gelenekselleşmiş davranışların dışına çıkarlarsa hor görüleceklerini düşünüyorlar. “Erkeklerin diğer erkeklerin yaptıkları ve inandıkları şeyleri algılayışı ile aslında erkelerin yaptıkları ve inandıkları şeyler arasında fark var” diyor Wong.

Cinsiyetin getirdiği kurallara uyulmadığı zaman daha az erkek olunacağı gibi bir algı mevcut. “İroni ise pek çok erkek aynı şekilde hissediyor ve bu normları bozmaktan korkuyorlar.”

Ancak işler bu şekilde ilerlemek zorunda değil. İnsanların pek çok farklı fikir, kültür ve birikime erişiminin arttığı günümüz dünyasında kültürel bilinci geliştirmek için de pek çok fırsat var. Ayrıca zehirli erkeksilik üzerine yapılmış başka araştırmalar da bulunuyor ve yeni araştırmalar yapılmaya da devam edecek.

Normların muhtemelen devam edecek olması onların kaçınılmaz olduğu anlamına gelmiyor. Wong’a göre erkek olmak zaruri bir sıfat değil ve erkek olmanın gereklilikleri tarih boyunca değişiklik göstermiştir. Erkeksi kimlik bir bireyin hayat süresi içerisinde dahi değişim gösterebilir. Son olarak Wong şunu ekliyor: “Sırf şu ana değin belli şekilde hareket etmiş olmanız seçeneğiniz olmadığı anlamına gelmiyor.”


Çeviren: Ecrin Yağız

 

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

Abonelikle İlgili Konular İçin abone@doganburda.com

Eksik Sayılar İçin okurhizmetleri@doganburda.com

Müşteri Hizmetleri (212) 478 0 300

Danışma Hattı (212) 410 32 00

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir