Bir fan Kari Byron ile bir selfie alır.

Çocuklar Bilim Eğitimi Almaya Sanatla Teşvik Edilebilir Mi?

“Düşe kalka öğreneceksin!…”

Bir hayranı Kari Byron ile birlikte selfie çekiyor. 4-H ABD Ulusal Konsey

Kari Byron, çocukluğundan beri sanat ve bilimle bir arada yaşıyor. “Orada bir kutu ve bir rulo bant ile oturduğumuzu, küçük bir heykel gibi insan kafatası yapmaya çalıştığımızı hatırlıyorum,” diyerek çocukluk çağında bir şeylerle uğraşarak öğrenme konusunda, ilk hatırladığı şeyleri anlatıyor

Hayatı boyunca, kendisine aşılanan bu heves asla ortadan kaybolmadı. Byron, Mythbusters’daki (Efsane Avcıları) yapım ekibinin bir üyesi, Netflix’in The White Rabbit Project’indeki (Beyaz Tavşan Projesi) rolüyle, özellikle bilimle ilgili rolleriyle tanınıyor ve kendisi sürekli yaratıcı işler yapıyor. Film ve heykel konusunda eğitim almış, ama televizyonda yapılan tuhaf deneylerde de rol alıyor, on yıllık tecrübesiyle Byron, son zamanlarda STEAM eğitimine ilgi duyuyor.

STEAM, geleneksel STEM bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik kümesine sanatı da ilave eder. Bu hareket, STEM ve sanat alanlarındaki birçok kişiye, ister teknik bilginin ustalığı yönünden olsun, ister farklı düşünme ve kendini ifade etme yönünden olsun, her disiplinin ana amaçlarından çıkıldığı gerekçesiyle ters gelmektedir. Basmakalıp “içgüdüsel” ile “analitik” disiplinlerin bir araya getirilmesi, insanların birine ya da diğerine karşı yeteneklerine dair geleneksel bilgiye meydan okuyor. Ancak, genç yaştan itibaren ”Ada Lovelace” gibi rakipsiz figürlerden etkilenen Byron, iki kişinin mutlu evliliğine her zaman inanmıştır. Çocukların, meraklarını keşfetmekten heyecan duymalarını sağlamanın önemli olduğunu düşünüyor.

STEM eğitiminin, yenilikçiliği ve ülke ekonomisini yönlendiren önemli bir faktör olduğunu çokça duyuyoruz. Ancak bilim ve teknoloji, iş piyasası, ekonominin geri kalanından üç kat daha hızlı yükselirken, STEM lisans eğitimlerine, ABD’de kayıt oranı, diğer birçok sanayileşmiş ülkeye oranla daha düşük. Piyasa talebi ile emek arzı arasındaki tutarsızlık çoğu insanın bu işleri seçme konusunda endişe duymasına yol açıyor ve yenilikçi teknolojiler üretmek istiyorlar.  STEM Obama yönetimi altındayken öncelikliydi, ancak Amerika Birleşik Devletleri gençleri arasında bilim, mühendislik ve teknolojiye olan sınırlı ilgi bir endişe kaynağı oldu.

Son yıllarda, Rhode Island Tasarım Okulu Başkanı ve Mae Jemison (uzaya giden ilk siyah kadın) gibi bazı eğitimciler, sanatı STEM şemsiyesi altına aldılar. Leonardo da Vinci gibi sanatçı-bilim adamlarının, tarihsel örneklerinden ve Apple teknolojisinin güzel tasarımları gibi çağdaş örneklerden, yola çıkarak bu savunucular, sanatın ve bilimin derinden ilişkili olduğunu savunuyor ve onları birlikte öğretmeliyiz diyorlar. Blue Man grubu ve Susam Sokağı gibi eğlence grupları, klasik olarak ayrı iki alanın, bir araya getirilmesini önemli buluyorlar. Byron, “Bilim, yaratıcı bir alandır, sadece daha organizedir,” diyor, ”sanat perspektifinden uzak değildir. Bilim ve sanat, her zaman ortak bir merak, yaratıcılık ve deneme bileşkesine sahip olmuştur.”

Byron’un vurguladığı, merak temelinin, ne kadar yayılarak heyecan uyandırdığıdır. “Yaratıcılığınızı tatmin ederken, enerjinizi ona verirseniz, havuzda bir damla oluşturursunuz, sonra bu enerji dışa doğru yayılır ve yaratıcılık diğer yaratıcılıklara neden olur.” Okullar yaratıcılığı geliştirmedikleri için eleştiriliyorlar, belki de daha fazla öğrenciyi bilimsel ve teknik alanlarda araştırma yapmaya yönlendirmenin anahtarı, beyin fırtınası yapmak ve sadece bir şeyleri inşa etmektir. STEM ve sanatın kesişim noktasında, proje temelli öğrenme, çocukları bir şekilde “sıfır hata” tutumuna kanalize etmek için de harika bir yoldur.

Byron, “Bilime, sanat gibi yaklaşmaya başladığım ve ellerimi kirlettiğim kendi kişisel yolculuğumda, sanatı sevmeye başladım,” diyor. Sonuçta, çocuklar bu konuda heyecanlı olduklarında ve bir şeyler öğrenirken, bilim veya sanat olarak adlandırılan şey devam ettirilirse ne olur?  Sıfırdan bir kamera kurma, fotoğraf çekme veya 3B yazıcılarla çalışma gibi projeler, her iki kategoriye rahatça girilebilir.https://www.instagram.com/p/BTB-JwCF6o6/

Bu bulaşıcı yaratıcılığı sürdürmek için, Byron’ın önerisi “düşe kalka öğrenme” yeteneğini devam ettirmek. Yani basitçe, hatalardan öğrenme yeteneğidir ve bu önemli bir şeydir diyor Byron, bu bizim günlük işimizdi dediği “Mythbusters” ile, kendisi bunu zor yoldan öğrenmiş. Genel bilgilerimizin ötesinde başka sorunlar yaşadık, bu yüzden tekrar tekrar yanlışları tekrarlamak durumunda kaldık. “Uçan bir giyotin üretmesi gerektiği bir dönemi hatırlıyor: ” Tekrar tekrar başarısız oldum, ama karşılığında çok eğlendim, doğru şeyi bulmaya çalıştım, sürecin bir parçasıydı. Ben, bu berbat cihazı yaratmaya çalışırken, mekanik konusunda çok şey öğrendim, onlar benimle kaldı. O gün benim eğitimimdi. Nasıl yapacağımı öğrenmiştim. “

“Düşe kalka öğrenmek”, teknik alanda tecrübeli olanlara kolay görünebilir, bir sürü öğrenci için öğrenmesi en zor şeydir. Başarısızlığa tahammül etmeyi gerektiren bu yöntem, eğitim psikologları ve Girls Who Code’un CEO’sunun cesaretiyle uygulamaya kondu. Başarısızlıktan sonra devam etmek, birçok insan için zordur. Byron’un çözümü: “Heyecan duyuyorsanız heyecanlı olur. Siz sadece heyecanlanarak, en iyi rol model olacaksınız. Onlara hiçbir şey öğretmek zorunda değilsiniz, oraya girip yapmanız yeter, “diyor. Başka bir deyişle, paylaşılan heyecan, deneyler sırasında çocukları zor anlar yaşamaktan kurtaran bir kurtarıcı olabilir.

Byron’a göre, konu ister, boyadaki renklerin kimyasını öğrenmek olsun, ister sosyal bir robotun dost görünmesinin nasıl sağlanacağını öğrenmek olsun, STEAM, okulların öğrencilere beklentileri zorlayan bilim kuramları yerine, deneme ve keşfetmenin çılgın keyfini yaşatan doğru bir hareket olabilir . Yeni yaklaşımın çocukların yeni nesil bilim insanları olma yolunda “düşe kalka öğrenmesini” sağlayabileceğini umuyor. Byron’un en son projesi, 4-H ve Ulusal Bilim Günü için İnanılmaz Giysiler projesi ile sanatı ve bilimi bir araya getiriyor. Byron, ”çocukları o ilk karton kafatasında olduğu gibi, binalar konusunda da heyecanlandırmaya çalışıyor olacaksınız,” diyor. “Sanat ve bilimin sizi heyecanlandırdığını gördüklerinde, varlıklarının bir parçası haline geliyor ve diğer bilgileri de bunlarla birlikte alacaklar.”

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir