Dadı Robotlar


Oyuncaklar, çocukları robotlarla dolu bir geleceğe nasıl hazırlıyor?

1993 yılının Noel’inde babam bana, Casio’nun dijital ajandasının çocuklar için bir versiyonu olan My Magic Diary ürününden hediye etmişti. O gün bugündür hep o aygıtın bir benzerini cebimden eksik etmedim (bazen PalmPilot, bazen de iPhone). Şimdi yaşıtım olan birçokları gibi ben de taşınabilir aygıtlarla büyüdüm, o yüzden genelde yeni bir telefon, tablet ya da donanım karşısında afallayıp kalmıyorum. Bir sonraki nesil olan Z nesli ise apayrı bir şeyle büyüyecek, robotlarla. Nasıl ki ben küçük bir dijital ajandayla büyüdüysem, bugünün çocukları da insanların elektronik aygıtlara dokunduğu ve onlarla konuştuğu bir dünyada büyüyor. Bu aygıt ister annelerinin iPad’i olsun, ister çocuk dostu LeapPad tablet (etkileşimli eğitici oyunlar içeren bir dokunmatik aygıt), çocuklar aygıtlarla etkileşim kurmanın yeni yöntemlerini öğreniyor. “Dokunmatik ekranlar sayesinde, istedikleri şeylerle sezgisel bir etkileşim kurabiliyorlar” diyor LeapFrog’da çocuk gelişimi uzmanı olan Jody Sherman Levos. Dahası, bu etkileşim sadece dokunmayla sınırlı da değil. Yüz ve konuşma tanıma yazılımları çocukların aygıtlarla, aygıtların da çocuklarla konuşmasına izin veriyor.

Çocuklar bu tarz bir sosyal ilişkiye alışık olduklarından, teknoloji algıları ve bunun amacı anne babalarınınkinden farklı. Aygıtlar sadece eğlence ya da araç değil, dost ya da öğretmen olabilir. Boston’dan bir araştırma firması olan Latitude, çocuklara, robotların hayatlarında nasıl yer alacaklarını sordu. Çocukların %64’ü sosyal ve insansı robotlar düşlediklerini söylediler. Bu robotları da yardımcı ya da hizmetçi değil de öğretmen, oyun arkadaşı ya da dost olarak görüyorlardı.

Z Nesli’nin üyeleri, evinde gelişmiş robotlar bulunan ilk kişiler olacak. Geçtiğimiz sonbaharda Hasbro, Furby’lerin yeni bir neslini çıkardı. Algılayıcıları sayesinde veri toplayan bu oyuncaklar (çocuğun sert mi, yumuşak mı davrandığını algılayan ivmeölçerleri de var) kişiliklerini kendilerine nasıl davranıldığına göre belirliyor. Bu yıl Romo, WowWee ve RoboMe gibi başka robotlar da piyasaya çıkacak. Beyin olarak akıllı telefon kullanan RoboMe, kamerayı ve yüz tanımayı kullanarak kişileri ayırt edebiliyor. (Oyuncak teknolojisi başından beri yenilikçiliğin başını çekmiştir; örneğin Texas Instruments’ın 1978’de çıkardığı Speak & Spell tek yongalı ses sentezleyici kullanan ilk aygıttı.)

Robotlarla yetiştirilmiş bir nesil, yeniliklerle dolu bir çağın kapılarını aralayabilir. Tıpkı laboratuvarların tekelinden çıkıp kodlamayla ilgilenen herkesin yaptığı bir şeye dönüşen yazılım geliştirme gibi, robot geliştirme de halkın içine inecek. Menlo Park – Kaliforniya’dan Willow Garage’ın geliştirdiği Robot Operating System gibi bazı robotik platformlar herkese açık. Tıpkı cep telefonu SDK’ları gibi, bu işletim sistemi de robotları, üzerinde geliştiricilerin uygulama yaratabileceği boş bir tuvale dönüştürüyor. 12 yaşındaki çocuklar bugün nasıl mobil uygulama geliştiriyorsa yarın da öyle robot uygulama geliştirecekler. Antrenör mü lazım? İspanyolca hocası mı? Dert dinleyecek bir sırdaş mı? Uygulamayı indireceksiniz, robotunuz ona dönüşecek.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir