Dinozorları Öldüren Asteroit, ‘En Ölümcül’ Açıyla Çarpmış Olabilir

0
2335
Chicxulub çarpışmasına yönelik çarpışma senaryosu şekli. (Collins vd., Nature Communications, 2020)

Bu kadarını biliyoruz: Yaklaşık 66 milyon yıl önce, Paris’in yaklaşık iki katı çapında olan bir asteroit Dünya’ya çarpmış ve karada yaşam süren dinozorların hepsi ile gezegen üzerindeki yaşamın yüzde 75’ini ortadan kaldırmıştı.

Bunun doğrudan bir çarpma olup olmadığı ve hangi çarpış şeklinin daha yıkıcı olduğu bilinmiyordu.

Salı günü Nature Communications bülteninde yayınlanan bir çalışmaya göre bu dev uzay kayası, “olabilecek en ölümcül açıyla”; 60 dereceyle çarpmış.

Bu feci darbeyle üst atmosfere kalkan enkaz ve gazlar, iklimi kökten değiştirmiş ve Tyrannosaurus rex ile onun avladığı her şeyi yok oluşa sürüklemiş.

Asteroitin çarptığı güney Meksika’da 200 kilometre genişliğindeki kraterin yapısını analiz eden bilim insanları, bir dizi sanal canlandırma gerçekleştirmişler.

Çarpışma örneklemesi. (Collins vd., Nature Communications, 2020)

Imperial College London Üniversitesi’nde çalışan baş yazar Gareth Collins ile Freiburg Üniversitesi ve Austin Texas Üniversitesi’ndeki meslektaşları, dört muhtemel çarpışma açısına (90, 60, 45 ve 30 derece) ve iki çarpma hızına (saniyede 12 ve 20 kilometre) bakmış.

Kraterdeki veriler ile en iyi uyum sağlayan çarpışma açısı, 60 derece çıkmış.

“Altmış derece daha ölümcül bir çarma açısı; çünkü daha büyük bir madde miktarını, gezegeni yutacak denli hızlı fırlatıyor” diyor Collins AFP’ye.

“Chicxulub çarpışması, kitlesel bir yok olmayı tetiklemişti; çünkü kraterden devasa miktarda toz ve gazı, gezegenin etrafına dağıtacak kadar bir hızlı şekilde çıkarmıştı.”

Asteroit kafa kafaya veya daha eğri bir açıda çarpışsaydı, atmosfere bu kadar enkaz fırlamazdı diye ekliyor Collins.

Büyük miktarda sülfür, ufak parçacıklar halinde havada asılı kalmış ve Güneş’i engelleyerek, iklimi birkaç Celsius derece soğutmuştu.

Kayalar ‘çarpıp geri sıçradı’

Duman, kül ve yıkıntı atmosferi kaplamış, nihayetinde çoğu bitkiyi yok etmiş ve Dünya üzerindeki türlerin yüzde 75’ini ortadan kaldırmıştı.

Chicxulub’un ayrıca bir depremi tetiklediği ve depremin sismik dalgalarının, 3.000 km ötedeki Tanis fosil bölgesine yalnızca 13 dakikada ulaştığı düşünülüyor (Kuzey Dakota’da bulunan bu bölgede, asteroitin yıkıcı etkilerine yönelik kesin kanıtlar ortaya çıkarılmış).

Bu sismik şok, Batı İç Denizyolu olarak bilinen kapalı denizin bir kolunda su ve yıkıntı selini tetiklemiş.

Bilim insanları, şimdiye kadar çarpışmanın yalnızca ilk aşamaları üzerinde çalışabilmişler. Felaketin nasıl geliştiğini daha iyi anlamak isteyen araştırmacılar, yakın zaman önce yapılan bir kazı sırasında toplanan jeolojik bilgileri incelemişler.

Kısa bir süre sonra asteroitin, uzun zamandır sanıldığı gibi Dünya’ya güneydoğudan yaklaşmadığını fark etmişler.

“Bizim çalışmamız, bu hipotezi deviriyor” diye açıklıyor Collins.

“Kraterin merkezi yükseltisi, hafifçe güneybatıya doğru eğiliyor. Çarpışma üzerinde yapılan çok sayıda sanal canlandırmada da aynısı oluyor.”

Bulgular, genel olarak kraterlerin nasıl oluştuğunun daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir.

Örneğin yapılan 3 boyutlu canlandırmalar; kayaların krater oluşumunun son aşamasında “çarpıp geri sıçrayarak”, çarpışma katmanının bir kısmını doldurduğunu öne sürüyor. Araştırmacıların tahminine göre bu süreç, sadece dakikalar sürüyor.

Bilim insanları, asteroitin kitlesel bir yok oluş olayını tam olarak nasıl tetiklediğini ve neden bazı türler hayatta kalırken, diğerlerinin kalmadığını hâlâ çözmeye çalışıyor.

“Chicxulub çarpışması, dinozorlar için çok kötü bir gün olmuştu” diyor Collins ve bu yeni araştırmanın, durumun daha önce sanılandan “çok daha kötü” olduğunu gösterdiğini ekliyor.

“Yaşamın kurtulması ve yine aynı hızla düzelmesi, bu olayı çok daha dikkate değer kılıyor.”

 

 

 

 

Kaynak: Fransa Haber Ajansı/Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here