Dinozorların Neye Benzediğini Nasıl Biliyoruz?

0
15
Dinozorların neye benzediğini kimse kesin olarak bilmiyor. Bu yüzden sanatçılar, bu ipuçlarına göre bilgiye dayalı tahminler yürütüyor. Çizim: Thales Molina

Taşılbilimciler, günümüzdeki kuşlardan ve sürüngenlerden ilham alarak gerçeğe benzer T. rex’ler tasarlıyor.

Bir Tiranozor rex görseniz tanıyacak kadar müze modeli, çizim ve bilgisayar canlandırması görmüşsünüzdür. Peki bundan nasıl emin olabilirsiniz? Gerçek hayatta kimse bir dinozor görmedi. En iyi iskeletler bile genelde sadece yüzde 90 oranında tam. Taşıl sanatçıları şeklinde adlandırılan uzmanlar, yaptıkları canlandırmalarda güçlü kanıtları (kemikler, tüyler, deri parçaları vb.) temel alıyor fakat yine aynı sıklıkta bilgiye dayalı tahminler yürütüyorlar. T. rex ve Mikroraptor gui gibi tarih öncesi canlıların tam olarak neye benzediğini hiçbir zaman bilemeyebiliriz. Fakat bu merhum canavarların nasıl vücut bulduğunu merak ediyorsanız, işte bilim insanlarının kullandığı yöntemler.

Duruş

Eklemlerin birbirine geçme şekli, bir dinonun duruş biçimine dair bilgi veriyor. Tabii günümüzdeki canlılardan da biraz ilham alınıyor. Kıkırdak ve diğer bağ dokular bulunamadığından, nesli tükenen canlılara ait iskeletler kuşların ve sürüngenlerin duruş ile yürüme şekilleriyle karşılaştırılıyor. Söz konusu yöntemlerin kullanılmasıyla, T. rex’in omurgasının dikey şekilde durduğu anlaşılmış. Bu durum ise kuyruğun 70’li yıllardan önce tasvir edildiği gibi yerde sürüklenmediğini, doğrudan geriye baktığını gösteriyor.

Kas ve yağ

Sürüngenler gibi dinozorların vücudunda da muhtemelen fazla yağ bulunmuyordu. Bu yüzden oldukça kaslı görünüyor olmalıydılar. Taşılbilimciler bir türün ne kadar tıknaz veya ince yapılı olduğunu belirlemek için genelde kuşlarda bulunan aynı kas gruplarına başvuruyorlar. Fakat bazen, bir bölgenin daha cüsseli yapılmasının evrimsel bir sebebi var: Örneğin bir T. rex, avlarını öldürüp kemikleri çiğnerken sadece çene kuvveti kullanmak zorundaymış çünkü kalın boyunluymuş.

Kafa

Tiranozorların düz ve dişlek kafatasları, epey sürüngenimsi bir yapıda. Fakat dinozorlar, timsahların aksine karada yaşayan canlılarmış. Dolayısıyla susuz kalmamak için nemi ağızlarının içinde hapsetmeleri gerekiyor olabilirdi. Bu yüzden birçok tasvirde, kertenkelelere benzeyen kısmi dudaklar yer alıyor. Göz yuvaları üzerinde yapılan çalışmalar, sanatçılara gözleri nereye yöneltmeleri gerektiğini söylüyor. Mikroraptor’daki gibi öne doğru bakan delikler, göz kürelerini ileriye yöneltmiş olmalı.

Uzuvlar

Kemiklerin yapıları, vücut uzantılarının nasıl hareket edebileceğini gösterebilir. Örneğin T. rex uzun bir süre, sanki piyano çalıyormuş gibi elleri aşağı bakar şekilde gösterilmiş. Fakat 2018 yılında hindi ve aligatorların omuzları üzerinde yapılan bir analizde, avuçların içe doğru kıvrılmış olabileceği kararlaştırılmış. Benzer şekilde; M. gui’nin kürek kemikleri ile göğüs kafesi arasındaki açı da kanatların çırpılacak yüksekliğe ulaşmasını önlemiş olabilir. Rüzgar tünelinde yapılan testler, bu dinozorların süzülerek uçtuğunu akla getiriyor.

Deri

Yumuşak doku, genellikle yer altında fazla dayanmıyor fakat bazen şansımız yaver gidiyor. T. rex’e ait olduğu keşfedilen ufak bir cilt parçası fosili, sanatçıların dokuya dair izlenim edinmelerini ve bunu vücudun geri kalanına uygulamalarını sağlamış. Renklendirme ise biraz daha zor: Tasarımcılar, ipuçlarını fosil kalıntılarından ziyade çevreden alıyor. T. rex, yarı bataklık alanlarda ve taşkın ovalarında yaşamış. Bu yüzden muhtemelen, içinde yaşadığı çevreye karışmasını sağlayan kahverengimsi ve yeşilimsi benekli bir cildi vardı.

Tüyler

Melanozom adı verilen ufak hücresel yapıların renkleri, şekillerine bağlı olarak değişiyor: Siyah olanlar sosise benzerken, kırmızı olanlar ise yuvarlak. M. gui’nin çok iyi korunmuş tüyü sayesinde, kendisinin simsiyah parladığını biliyoruz. Nanoyapılar da tıpkı karga veya saksağanlar gibi yanardöner bir parıltı sergilediğini akla getiriyor. Tüylü bir T. rex hiç bulunmamış. Fakat yakın akrabalarının kafalarında, sırtlarında ve kuyruklarında genelde ilkel tüyler varmış. Bu yüzden, kralda da olduğu tahmin ediliyor.

 

 

 

 

Yazar: Sara Chodosh/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here