Eğer Sera Gazı Yaymayı Şu An Bıraksaydık İklim Değişikliğini Durdurur Muyduk?

İşte bilmeniz gerekenler.

Dünya’nın iklimi hızlı şekilde değişiyor. Bunu, binlerce bülten tezi ve metni ile belgelenen ve Birleşmiş Milletler’in Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nde birkaç yılda bir özetlenen milyarlarca gözlemden biliyoruz. Bu değişimin başlıca sebebi, kömür, petrol ve doğal gaz yakmanın oluşturduğu karbon dioksit salımıdır.

Uluslararası Paris İklim Değişikliği Anlaşması’nın hedeflerinden biri, ortalama küresel yüzey hava sıcaklığı artışını, endüstri öncesi zamanlara göre 2 Celsius dereceyle sınırlandırmak. Daha sonra artışı 1.5°C’ye sınırlandırmaya çalışma vaadi var.

Dünya aslında şimdiden 1°C eşiğine ulaştı. Yenilenebilir enerji kullanımı, verimin artırılması ve koruma gayretleri yoluyla milyonlarca tonluk karbon dioksit salımından kaçınılmasına rağmen, atmosferdeki karbon dioksitin artış oranı yüksek kalmaya devam ediyor.

İklim değişikliği ile nasıl mücadele edileceği üzerine yapılan uluslararası planları hızlı bir şekilde gerçekleştirmek zahmetli şekilde zor ve istenilen sonucu vermeleri on yıllar alıyor. Çoğu iklim bilimci ve arabulucu, Başkan Trump’ın ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekileceğini açıklamasıyla umutsuzluğa düştü.

Fakat politikayı bir kenara koyarsak, ne kadar ısınma halihazırda kaçınılmaz? Eğer sera gazlarını yaymayı şu an bırakırsak, sıcaklıklar neden artmaya devam etsin?

Karbon ve iklimin temelleri

Atmosferde biriken karbon dioksit, Dünya’nın yüzeyini yalıtıyor. Bu durum, ısıyı hapseden ve ısıtan bir battaniyeye benziyor. Bu enerji artışları, Dünya yüzeyinin ortalama sıcaklığını artırıyor, okyanusları ısıtıyor ve kutuplardaki buzları eritiyor. Bunun sonucunda deniz seviyeleri artıyor ve havalar değişiyor.

Ortalama küresel sıcaklıklar arttı. Anormallikler, 1961-1990 arasındaki ortalama sıcaklıklar ile bağlantılı durumda. IPCC Değerlendirme Raporu 5.

1880’den beri, karbon dioksit salımları Sanayi Devrimi ile birlikte sıçradıktan sonra ortalama küresel sıcaklıklar arttı. El Niño hava kalıbıyla ilişkili olan iç değişimlerin yardımıyla, ortalamanın 1.5°C’den fazla üzerinde olan aylar yaşadık.

1°C eşiğinin ötesindeki sürekli sıcaklıklar kaçınılmaz. Son üç on yılın her biri, önceki on yıldan ve önceki yüzyılın tamamından daha sıcaktı.

Kuzey ve Güney kutupları, ortalama küresel sıcaklıktan çok daha hızlı ısınıyor. Hem Kuzey hem de Güney kutbundaki buz katmanları eriyor. Kuzey Kutup Okyanusu’ndaki buzlar eriyor ve donmuş haldeki topraklar çözülüyor.

2017 yılında Güney Kutup denizindeki buzlarda, Kuzey Kutbunda 2007 yılında yaşanan azalmayı andıran şekilde çarpıcı bir azalma olmuştu.

Hem karada hem de denizdeki ekosistemler değişiyor. Gözlenen değişimler, Dünya’nın enerji dengesi hakkındaki kuramsal bilgilerimiz ve canlandırma modellerimiz ile uyumlu ve tutarlı halde. Bu canlandırmalar geçmişteki değişkenlikleri anlamak ve gelecek hakkında düşünmemize yardımcı olmak için kullanılıyor.

Devasa bir buzdağı (boyut olarak 34 kilometreye 19 kilometre olduğu tahmin ediliyor) Güney kutbunun Çam Adası Buzul’undan koparken. NASA

İklim frenine basmak

Eğer bugün, şu anda karbon yaymayı bıraksaydık iklime ne olurdu? Dedelerimizin iklimine döner miydik?

Kısa cevap hayır. Yaktığımız fosil yakıtlarda bulunan karbon dioksidi yaydığımız zaman, bunlar atmosferde, okyanuslarda, karada ve canlıkürenin bitki ve hayvanlarında birikiyor ve hareket ediyor. Yayılmış olan karbondioksit, binlerce yıl boyunca atmosferde kalacaktır.

Sadece pek çok binyıl sonra, örneğin deniz canlılarının kabukları okyanus dibine çöktükçe, kalsiyum karbonat oluşumu (kireçtaşı) yoluyla kayalara geri dönecektir. Fakat insanlara uygun olan zaman süreçlerinde, bir kez salınan karbondioksit aslında çevremizde sonsuza kadar kalır.

Biz kendimiz onu ortadan kaldırmadıkça o gitmez.

Eğer yayımı bugün durdurursak, küresel ısınma hikayesinin sonu olmayacaktır. Atmosfer, Dünya’da birikmiş olan bütün ısıyla arayı kapattıkça, hava sıcaklığı artışında bir gecikme olur. Bilim insanları, iklimin belki bir 40 yıl sonra, önceki nesiller için normal olandan daha yüksek bir sıcaklıkta dengeye ulaşacağını varsayıyor.

Sebep ve sonuç arasındaki birkaç on yıllık bu etki, okyanusun devasa kütlesini ısıtmanın uzun sürmesi yüzündendir. Karbondioksit artışı yüzünden Dünya’da tutulan enerji, havayı ısıtmaktan daha fazlasını yapar. Buzları eritir; okyanusu ısıtır.

Havayla karşılaştırıldığında, suyun sıcaklığını artırmak daha zordur; çünkü zaman alır, onyıllar sürer. Ancak, okyanus sıcaklığı yükseldiği zaman, havaya tekrar ısı yayacak ve bu da yüzey ısınması olarak ölçülecektir.

Bu yüzden eğer karbon yayımları şu an tamamen dursaydı bile, okyanusların ısınması atmosfer ile arayı kapattıkça, Dünya’nın sıcaklığı yaklaşık bir 0.6°C daha yükselecektir. Bilim insanları buna adanmış ısınma diyor. Buzlar da okyanusdaki ısı artışına cevap verecek ve erimeye devam edecektir.

Batı Güney Kutbu bölgesindeki buz katmanlarında önemli buzulların kaybolduğuna dair halihazırda ikna edici bulgular vardır. Karbondioksit yüzünden Dünya’da tutulan fazla ısı, buz, su ve havayı etkiler. Erimiş olanlar erimiş kalacak ve daha fazlası eriyecektir.

Ekosistemler, doğal ve insan kaynaklı olaylarla değişir. Bunlar iyileştikçe, evrimleşmiş oldukları iklimden farklı bir iklimde yaşayacaklar. İyileştikleri iklim durağan olmayacak, ısınmaya devam edecek. Yeni bir normal olmayacak, sadece daha fazla değişim olacaktır.

En kötü durum durum senaryolarının en iyisi

Ne şekilde olursa olsun, şu an karbondioksit yaymayı durdurmak mümkün değil. Yenilenebilir enerji kaynaklarında gerçekleşen önemli ilerlemelere rağmen, toplam enerji talebi artıyor ve karbondioksit yayımları yükseliyor.

Bir iklim ve uzay bilimleri profesörü olarak, öğrencilerime 4°C daha sıcak olan bir dünya için plan yapmaları gerektiğini öğretiyorum. Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2011 yılında yayınladığı bir rapor, eğer mevcut güzergahımızdan ayrılmazsak, o zaman 6°C daha sıcak olan bir Dünya’ya bakıyor olacağımızı belirtiyor.

Paris Anlaşması’ndan sonra aslında şu anda bile yörünge aynı.

Karbon salımlarında önce bir tepe noktası, ardından da darboğaz görmeden, yeni bir güzergahta olduğumuzu söylemek zor. Zaten görmekte olduğumuz yaklaşık 1°C’lik ısınma ile birlikte, gözlenen değişimler şimdiden rahatsız edici durumda.

Karbondioksit yayımlarımızı bertaraf etmek için ihtiyacımız olan pek çok sebep var. İklim hızlı şekilde değişiyor; eğer bu hız yavaşlarsa, doğa ve insanlığın ilişkileri daha kolay uyum sağlayabilir.

Deniz seviyesindeki yükselişin de dahil olduğu toplam değişim miktarı sınırlandırılabilir. Bildiğimiz iklimden ne kadar uzaklaşırsak, modellerimizin rehberliği o kadar güvenilmez hale gelir ve hazırlanmayı başarmamız o kadar az muhtemel olur.

Yayımlar azalsa bile, atmosferdeki karbondioksitin artmaya devam edecek olması mümkün. Gezegen ne kadar ısınırsa, okyanuslar o kadar az karbondioksit emebilir.

Kutup bölgelerinde artan sıcaklıklar, karbondioksit ve gezegeni ısıtan bir diğer sera gazı olan metanın, donmuş topraklarda ve okyanuslarda depolandıkları yerden yayılmasını daha muhtemel hale getirecek ve soruna katkı yapacak.

Eğer yayımlarımızı bugün durdurursak, geçmişe geri dönmeyeceğiz. Dünya ısınacak.

Ayrıca ısınmaya olan tepkiler, buzların erimesi ve atmosferik su buharı artışı ile ilişkili geri bildirimler yoluyla daha hararetli olduğu için, bizim işimiz ısınmayı sınırlandıran şeylerden biri haline haline geliyor.

Eğer sera gazı yayımları yeterince hızlı şekilde, ufak bir onyıl miktarı içinde giderilirse, ısınmayı yönetilebilir durumda tutacaktır. Değişimi yavaşlatacak ve bizim uyum sağlamamıza izin verecektir.

Geçmişi telafi etmeye çalışmak yerine, en iyi muhtemel gelecek seçenekleri hakkında düşünüyor olmamız lazım.

Richard B. Rood, İklim ve Uzay Bilimleri ve Mühendislikleri Profesörü, Michigan Üniversitesi / The Conversation

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

1 Yorum

  1. Murat dedi ki:

    (1°C eşiğinin ötesindeki sürekli sıcaklıklar kaçınılmaz. Son üç on yılın her biri, önceki on yıldan ve önceki yüzyılın tamamından daha sıcaktı.) – Aslında her şeyi açıklıyor, tabi bazı belgeseller de buzulların üstü kömür tozu bulanmış gibi buzulu griye çevirmiş, bu da buzulun, güneşten gelen ısıyı geri yansıtmayıp içine hapsetmesi sonucu buzlar daha hızlı eriyebiliyor. Sonuç olarak, CO2 salınımını durdursak bile yıllar sonra buzullar mutlaka eriyecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir