Evcil Bir Tilkiniz Olabilir mi?

1
1644
Fotoğraf: Rob Lee

Aklınıza gelebilecek hemen hemen bütün küçük boyutlu hayvanları YouTube’da arattığınızda, bu hayvanların “uysal” ve “evcil” hallerini gösteren birkaç video görürsünüz. Kedigiller, köpekgiller, sansargiller (gelincik), rakungiller (rakun), tahtası eksik olmayan primatlar (tümüyle korkutucu olan babunlar hariç)… Video başlıkları ‘Evcil kinkajuma bakın’, ‘Evcil misk kedime bakın’, ‘Evcil çöl tilkime bakın’, ‘Evcil oseloma bakın’ şeklindedir. Sonrasında, doğadaki kürklü ve sevimli hayvanların videolarının altında “Aman Tanrım, bundan istiyorum” şeklinde yorumlar görürsünüz. İnternette gezen insanlar kızıl bir panda videosu gördükleri zaman, kızıl bir panda isterler. Kızıl panda, nesli tehlike altında olan vahşi bir hayvan olmasına rağmen…

Dimitri K. Belyaev adında Sovyet bir genetikçi, 1959 yılında evcil tilki yetiştirmekle ilgili bir deneye başlamış. Elli yıldan uzun bir süre sonra binlerce tilki olmuş ve Sovyetler Birliği’nin çökmesiyle beraber, program şimdilerde Sibirya’daki Novosibirsk Hücrebilim ve Genetik Enstitüsü’nde devam ediyor. Belyaev, evcilleştirmenin ve davranış, üreme ile fiziksel özellikler arasındaki bağlantıların sırrını çözmek istemiş. Fakat bilim insanı olmayan pek çok kişi, projeden farklı bir sebeple haberdar: Tilkiler sevimli hayvanlar ve onları kucaklamak istiyor, onların da kucaklanmayı sevmesini istiyoruz.

Sadece Sibirya’daki o tesiste bulunabilen evcil tilkiler, korkutucu hayvanlar değil. Biraz alışılmadık hayvanlar ve çok az daha dikkat gerektiriyorlar. Fakat evcil bir tilki istiyorsanız, evcil bir tilkiniz olabilir. İhtiyacınız olan tüm şey 8.000$ ve (ABD’de yaşıyorsanız) ABD’de evcil tilkilerin münhasır ithalatçısı Kay Fedewa’dan onay almak.

Evcilleştirme Nedir?

Evcilleştirme, uysallaştırmaya benzemiyor. Pek çok vahşi hayvanı doğuştan itibaren yetiştirerek uysallaştırabilir ve bu sayede hayvanın sizi öldürmeye çalışmamasını sağlayabilirsiniz. Ancak bu sadece öğrenilmiş davranıştır; hayvanın, size karşı sevgi şeklinde bildiğimiz şeyi sergilemesi muhtemel değildir ve taşıdığı davranış, uysallaştırılmış hayvanın soyuna geçmez. Evcilleştirme aslında genetik seviyede gerçekleşen bir değişimdir: Bir hayvan, belirli davranış özelliklerinin baskınlık kazanması için ya insanların kasıtlı çabasıyla, ya da doğal olarak (veya ikisinin birleşimiyle) tekrarlı şekilde ürer. Doğada bulunan ve insanlara karşı saldırgan olacak hayvanların durumunda ise bu özelliklerin belirlenmesi kolaydır: En uysal, en az derecede saldırgan ve kolay korkmayan hayvan istenir.

Enstitünün deney için tilkileri seçmesinin birkaç sebebi bulunuyor. Tilkiler, köpekler gibi köpekgiller familyasında yer alıyor; bu yüzden, evcilleştirilmiş bir türle kıyaslama yapmak kolay olur. Fakat köpekler ile o kadar yakın akraba da değiller. Dolayısıyla, zorla evcilleştirmenin yeni bir türü nasıl etkilediğini görmeyi sağlayacak kadar farklılık bulunuyor. Ayrıca bu tilkiler, Sibirya’daki kürk çiftliklerinden alındıkları sırada zaten “uysalmış”; bu yüzden, insanlara alışmaya daha önceden başlamışlar. Fakat kuramsal açıdan bakarsak, neredeyse her vahşi hayvanı evcilleştirebilirsiniz: Danimarka’da vizonlar evcilleştirilmiş ve bazıları, türlerinin kurtarılması için kızıl pandalar gibi nadir fakat sevimli olan belirli hayvanların evcilleştirilmesini teklif etmiş.

Sibirya’da yürütülen bu Sovyet (daha sonra Rus) çalışmasında, nihayetinde hayalimizdeki tilkiye oldukça benzeyen evcil bir gümüş tilki ortaya çıkmış (gümüş bir kürkü olan kızıl tilki). İnsanların gösterdiği ilgiyi seviyor ve ilgi istiyor, yüzünüzü yalıyor, size sarılıyor, sizi görünce o dev kabarık kuyruğunu sallıyor, siz onun en mükemmel fotoğrafını çekmeye çalışırken evinizdeki oyuncaklarla oynuyor. Vahşi tilkiler bunu yapmıyor; ya sizden kaçar, ya da yüzünüzü ısırmaya çalışırlar. Uysal tilkiler kaçıp saldırmayabilir fakat sarılmazlar da. Diğer taraftan bu evcilleştirilmiş tilkilerin arasında, soy içi üremenin yaşanmamasını sağlamak üzere dikkatli şekilde gözetilen 30 ila 35 nesillik seçici bir üreme süreci bulunuyor. Üstelik yaban hayatına yakın da değiller; aslında, doğada muhtemelen hayatta kalamazlar.

Sibirya evcil tilkisi

Bir Sibirya evcil tilkisi.

Birkaç nesil sonra, sonuçlar biraz tuhaflaşmaya başlamış. Çalışmada, tilkiler sadece davranış yönünden seçici biçimde yetiştirilmesine karşın, yeni ve ortak fiziksel özellikler görülmeye başlanmış. Hayvanlarda farklı kürk desenleri, sarkık kulaklar, sırtlarına doğru kıvrılan kuyruklar gelişmeye başlamış; bunlar, vahşi tilkilerde hiç bilinmeyen özellikler. Daha çok bir köpek gibi davranacak bir tilki yetiştirmeye çalıştığımızda, daha çok bir köpeğe benzeyen bir tilki karşımıza çıkıyor. Fakat bu tilkileri kazanmak, köpeklerde olduğu kadar kolay değil.

Nereden Bulabilirim?

SibFox isimli bir şirket, bu Sibirya laboratuvarında yetiştirilen tilkileri kısa bir süreliğine satıyordu. Yaklaşık 6.000$’a satıyorlardı fakat o tilkilerden gerçekte hiç alan var mı, belli değil. The Daily gazetesi, esasında Birleşik Devletler’e gönderilen iki tilkiye ABD sınırında el konulduğunu ve “harika” bir yaşam geçirdikleri Austin Hayvanat Bahçesi ile Hayvan Sığınağı’na gönderildiklerini bildirmiş. Görünüşe göre uygun olmayan biçimde köpek kulübelerinde tutulan bu tilkilere, düzgün şekilde yemek ve su verilmiyor. Eldeki verilere bakılınca, SibFox’ta çalışanlar ruhsatlı değilmiş ve egzotik hayvan ithalatında deneyimleri yokmuş. İşin tek olumlu yanı, hayvanların Rusya’dan yaptıkları bu yolculukta hayatta kalmış olmaları. Müşterilerin parasını iade eden SibFox, e-postalara yanıt vermeyi bırakmış ve internet sitesini kapatmış. Şimdiye kadar, ABD’de evcil tilki almak isteyen kişilerin en fazla yaklaşabildiği yer SibFox’muş.

Daha sonra, ABD’nin Indiana eyaletine bağlı Fort Wayne şehrinin dışında yer alan ve birkaç tilki ırkının (kızıl tilki, gri tilki ve kutup tilkisi) yanısıra sözde uysal rakun, kokarca ve koatilerde de (rakun ile yakın akraba olan ve Orta/Güney Amerika’da yaşayan bir memeli) uzman olan Tiny Tracks Egzotik Hayvanlar gibi yetiştiriciler bulunuyor. Evcil bir kutup tilkisi mi istiyorsunuz? Bu size 600 dolara patlayacak. Kızıl tilkiler, 400 dolarlık fiyatlarıyla biraz daha ucuz. Bir kokarcadan (450 dolar) daha ucuz ve fiyatı 1.200 ila 3.000 arasında değişen kinkaju gibi daha egzotik bir hayvandan çoook daha ucuz. Karşılaştırmak gerekirse safkan bir Sibirya kurdu, soy hattına ve yetiştiricinin şöhretine bağlı olarak 400 ila 2.000 dolara mal olabilir.

Fakat bu tilkilerin hiçbiri; yani birkaç yüz dolar tutanlar, “evcilleşmiş” değil. Bunlar vahşi tilkiler. Vahşi tilkiler evcil hayvan değil, vahşi hayvanlar. “Uysal” kelimesi, aslında burada hiçbir anlam ifade etmiyor; çoğunlukla “bebekken hoş” anlamına geliyor. Sibirya’daki o tilkiler ise evcil hayvan. Indiana’daki tilkiler? Vahşi.

(Tiny Tracks, yorum talebine sürekli şekilde dönüş yapmadı; Kay Fedewa, orayı işleten kişilerin “çok iyi insanlar olmadığını, hayvan sattıkları kişilere bile oldukça kaba insanlar olduklarını” söylüyor.)

Indiana, egzotik evcil hayvan çiftlikleri ve sahipleri için vadedilmiş bir toprak; sadece on dolarlık bir işlem ücretiyle evcil bir bozayı alabileceğiniz özgürlükçü bir harikalar diyarı gibi. Vahşi hayvanlar konusunda pek erdemli olmasını beklemeyeceğiniz komşu Kentucky eyaleti, eyalet kanunlarının epey tipik bir örneği konumunda: “Doğuştan tehlikeli” olan herhangi bir şey, ki bunların arasında zehirli hayvanlar (yılanlar, kertenkeleler), dev hayvanlar (hipopotamlar, filler) ve kafalarına hafifçe vurmanızdansa sizi öldürmeyi tercih edecek hayvanlar (büyük kediler, ayılar, babunlar) var; hepsi yasa dışı. Ancak doğal şekilde Kentucky’de yaşamayan bütün hayvanlar da öyle. Bunun sebebi, çoğunlukla işgalci türlerin oluşturacağı sorunlardan kaçınmak. Çoğu eyalet, normalde “yabani” olan her hayvanın evcil hayvan şeklinde tutulmasını yasaklıyor.

Vahşi kızıl tilkiler. Fotoğraf: Wikimedia Commons

Fakat Indiana öyle değil! Indiana’da üç vahşi hayvan sınıfı bulunuyor. 1. Sınıf, çoğunlukla sincaplardan oluşuyor. 2. Sınıf’ta tilkiler, kunduzlar, kokarcalar, rakunlar, kır kurtları ve gelincikler bulunuyor. 3. Sınıf ise “zehirli sürüngenleri” ve tüm ayı, büyük kedi ile tilki türlerini kapsıyor. Bu üç sınıfın tamamı yasal! Aslında, neredeyse başka her yerde yasaklanan 3. Sınıf hayvanları ayıran tek şey, iyimser leopar sahibinin komşularına bir mektup gönderilmesi. Eğer 25 veya daha fazla komşu, apartmanda bir leopar bulunmasına meraklı olmadıklarını söyleyen bir mektupla yanıt verirse, leopara izin verilmiyor. Onun dışında, sorun değil efendim. Leoparınızın ismi ne?

Daha da çılgın olanı, Indiana’da nesli tehlike altındaki bir türe sahip olmanızı engelleyen hiçbir yasa bulunmuyor. Eyalet belgesinin söylediği şey şu: “Nesli tehlike altında olan vahşi hayvan türleri, şube müdürünce görevlendirilen memur tarafından 1., 2. veya 3. Sınıf şeklinde düşünülecektir ve bu hayvanların, işbu hayvan sınıfı ile aynı süreçlere tabi olması gerekmektedir.” Dolayısıyla temelde yerel bürokratınız; batı ova gorilinizin 2. Sınıf hayvan mı, yoksa 3. Sınıf hayvan mı olduğuna karar verecek ve ardından, işlem için ona bir onluk vereceksiniz. Sonra her şey tamam; yaklaşık on dört batı ova gorilinden birine sahip olmakla gurur duyabilirsiniz. Belki de onu alıp, Indianapolis’in sevimli Tarihi Old Northside Sokağı’ndaki eski başkan Benjamin Harrison’un evini görmeye götürebilirsiniz.

Maine eyaletinin, Indiana’dan daha yumuşak olduğunu belirtmekte fayda var: Maine’deki tek gerçek kanun, vahşi hayvanlarda bir kimlik etiketi bulunmasını gerektiren yasa. Fakat Maine’liler, çoğunlukla evcil yaguarundi sahibi olmakla ilgilenmiyor gibi görünüyor; en azından Indiana’lılara kıyasla.

Tilkiler, sadece bir avuç eyalette yasal. Bazılarında kanunlar biraz daha esnek: Fedewa’nın yaşadığı Michigan’da, sadece yerli bir türe bakabilirsiniz; yani çeşitli renklerdeki kızıl tilkiye. Tamamen faraklı bir tür olan ve çoğunlukla batı ile güney eyaletlerde bulunan gri tilkiye izin verilmiyor. Kutup tilkisine ya da çöl tilkisine de öyle. Birkaç eyalet, tilkilerin sadece doğadan alınmasını yasaklıyor. Fakat kanunlar çoğu zaman belirsiz ve yoruma açık. Bu durum, yasayı ihlal eden ya da etmeyen tilki sahipleri için soruna yol açabilir.

Tilki Ron. Fotoğraf: DeviantArt

Şu an Arkansas eyaletinde yaşayan Eric Mason, internetteki kendini en adamış ve en görünür tilki sahiplerinden biri. Ron isimli kızıl tilkisinin onlarca videosunu YouTube’a atan Mason, her türlü evcil tilki forumunda da çok etkin. Albi Azul ismiyle yazdığı kürklü forumlarda da oldukça faal. Genelde kullanılmayan bir DeviantArt sayfası var ve kürk toplantılarından aktardığı seyahat raporlarının yanısıra, mavi renkli dev bir tilki kostümüyle çekildiği pek çok fotoğraf yüklemiş. Egzotik hayvan sahipleri, kendilerini sık sık bu kürk camiasında buluyor; alışılmadık türden evcil bir hayvana bakmak için gereken takıntı ve adanmışlık seviyesi, kedi veya köpek bakan kişilere göre çok daha yüksek. Bu yüzden egzotik hayvan sahipleri, evcil hayvanlarını diğer evcil hayvan sahiplerine kıyasla yaşamlarının daha önemli bir parçası haline getirme eğilimi sergiliyor. Ayrıca, bir egzotik hayvan bakmayı çok isteyen herkes de hayatlarını bu hayvana göre şekillendirmiyor; Fedewa bile, bu insanların “biraz ekzantrik” olmaya yatkın olduklarını söylüyor.

Eric’in tilkisi Ron evcil değil ancak görebileceğiniz en uysal tilkiler arasında. Ron’un ve Fedewa’nın tilkisi Anya’nın videolarını izlediğinizde, Anya’nın daha sevecen, daha köpek gibi, daha az ürkek olduğunu ve kontrol edip eğitmesinin biraz daha kolay olduğunu görüyorsunuz. Ancak Sibiryalı olmayan bir tilki tercih edecekseniz, en iyi durum senaryosu Ron gibi görünüyor.

Bu işi yasal şekilde yapanlar kim?

“Jack London ve bu tür hayvan hikayeleri okuyarak büyüdüm” diyor Fedewa. “Çizgi romanları da severim, bu yüzden onları birleştirmeye karar verdim.” Ortaokuldayken, kurtlar hakkında London’dan ilham alan bir çizgi roman yapma fikri varmış. Michigan Üniversitesi’nde okurken, şimdilerde Karakan Birliği adını taşıyan bu çizgi romanı yayımlamış. Fedewa’nın söylediğine göre kürk toplantılarına bu yüzden gitmeye başlamış. “Toplantıya giderken kuyruk ve kulak takardım” diyor. “Çok sevdiğimden değil ama bu toplantılara gitmek eğlenceli, herkes farklı şeyler giyiyor, Cadılar Bayramı gibi.”

Fakat tilkilerin onda ayrı bir yeri var. “Tilkelere her zaman bayılırdım” diyor Fedewa. “Gerçekten sevdiğim ilk hayvandı ve hep bir evcil tilkim olsun istemiştim.” Fakat Fedewa, tilki çizgi romanları yazan ve kürk toplantılarına katılan bir Sibirya tilkisi ihracatçısından beklenebileceği üzere pek tuhaf biri değil. Kendisi, bilgisayar oyunu endüstrisinde çalışan ve Stardock isimli bir şirket için modelleme, doku tasarımı ile kullanıcı arayüzü işleri yapan 27 yaşındaki bir Michigan’lı. Kalın ve cana yakın bir Michigan aksanı var. Kendinin farkında ve esprili bir dille hayvan sevgisinden bahsediyor; nadir bulunan evcil bir Sibirya tilkisine ulaşmak için yıllarını vermenin kulağa nasıl geldiğini, çoğu insanın yapacağı bir şey olmadığını biliyor fakat pişman değil. “Hayvanları seviyorum ve onlara bakmak eğlenceli geliyor” diyor. Ayrıca bu kadar basit de bir nevi. Bir tilki istemiş işte! Büyütülecek bir şey yok!

Fakat kendi hayatı da var ve Tiny Tracks gibi bir yerden gelen “uysal” bir tilkiyle güreşmeye çalışmak gibi bir düşüncesi yok. “Benden nefret eden vahşi bir hayvana kendimi zorla sevdirmek, onu kendimle zorla yaşatmak istemedim” diyor. Ayrıca “uysal” bir tilki de size böyle bir şey sunar; kişilik bakımından geniş bir aralık mevcut. Şanslı olabilir ve Mason’ın tilkisi Ron gibi insanla yaşamaya rıza gösteren bir tilki bulabilirsiniz. Fakat sizinle hiçbir şey yapmak istemeyen, hatta şiddet sergileyen bir tilkiye de denk gelebilirsiniz. Daha da kötüsü; vahşi/uysal tilkiler gençlik zamanlarını geride bırakıp olgunlaştıklarında hormonsal değişimler geçirebilir ve son derece saldırgan olabilirler. (“Gerçek birer şerefsize dönüşüyorlar” diyor Fedewa.) Bu durum pek çok hayvanda görülüyor; primatların böyle ani değişimler geçirdikleri iyi biliniyor. Fakat gerçekten evcil olan bir hayvan, böyle bir sorun yaşamıyor.

Fedewa Sibirya’daki bu enstitüyü keşfettikten sonra meraklanmış. “Enstitü ile geçen sene temas kurdum” diyor, “ve tilkilerden birini [yasal şekilde] ihraç etmekten bahsettim. Daha önce kimse bunu yapmamış.” Bunu yasal şekilde yapmak için, ruhsatlı bir egzotik hayvan ihracatçısı bulmak gerekiyor; o da Mitch Kalmanson’u bulmuş.

Bu tilkiler nasıl alınıyor?

“Arka bahçemde 34 kaplan var” diyor Mitch Kalmanson telefon görüşmesinin başlarında. “Dün bir tane daha getirdim.” Florida eyaletine bağlı Orlando şehrinin hemen kuzeyinde bulunan 80 hektarlık arazisinde aslanlar, pumalar, leoparlar ve bir kaslan (bir aslan/kaplan karışımı), zebu (Hindistan’a özgü bir sığır ırkı) ile bir emu bulunuyor. Üç evcil tilkisi de var.

Kalmanson ABD Tarım Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı ve Florida Balık ve Doğal Yaşam Koruma Komisyonu’ncu ruhsat verilen uzman bir egzotik hayvan ihracatçısı. Bu farklı ruhsatlar, yaptığı farklı işleri kapsıyor; arazisinde egzotik hayvanlar barındırıyor fakat aynı zamanda dünya çapındaki hayvanat bahçeleri, laboratuvarlar, özel müşteriler ve bir watusi sürüsü ya da bir çift yunusa ihtiyacı olan herkes için hayvan buluyor. Kendisi aynı zamanda İngiliz sigorta şirketi olan Lloyd’s of London için de risk yönetimi yapıp egzotik hayvanları sigortalıyor. Hayvanat bahçelerini, sirkleri, özel tesisleri, laboratuvarları sigortalıyor; egzotik bir hayvan için sigorta yaptırmak isteyen neredeyse herkes, Mitch’i arıyor. Lisede okulu bırakan Mitch, aradan geçen zamanda bir üniversite diploması almış ve birçok lisans üstü derse katılmış. Geleneksel okulu bir zaman kaybı; gitmek istediği yere ulaşmada kesin olmayan bir yol şeklinde görmüş olabilir.

Konuşması pek hoş olmayan biri. Kay konuşkan, arkadaş canlısı, eğlenceli biriydi; tuhaf biri biçiminde resmedilmekten endişe duyan biriydi ki bu, hiçbir tuhaf insanın söylemeyi düşüneceği türden bir şey değil. Fakat bunun, hatırı sayılır ölçüde olan profesyonel kabiliyetiyle hiçbir ilgisi yok. Yine de ilginç bir telefon görüşmesine sebep oluyor. Kalmanson çok hızlı, çok kesin konuşuyor; ayrıntılara inmiyor ve sormadığınız ayrıntılar, bilgiler veya hikayeler ilave etmiyor. Çok ilginç bir huyu var; söyleyeceğini söylüyor ve sonra susup sizi bekliyor. Çoğu insan, görüşme sırasında bir soruya cevap verdikten sonra hemen yeni bir soru gelmediği sürece konuşmaya devam eder; boşluğu daha fazla kelimeyle ya da soruyla veya başka bir şeyle doldurmaya çalışır. Mitch böyle yapmıyor; sanki önceden hazırlanmış bir açıklamayı okuyor ve bunu bitirdiğinde, konuşması bitmiş oluyor. Fakat işini de çok ama çok iyi biliyor. Bu tuhaf sohbet şekli, topyekun bir güven ve yeterlik izlenimi bırakıyor.

İşi ve tesisleri hakkında hissiz şekilde konuşurken çok daha rahat görünüyor; bu evcil tilkiler konusunda ne düşündüğü sorulduğunda, ilk ve son defa duraksıyor. “Şu an evde üç tane var” diyor. “Çok akıllılar, lanet bir köpekten daha akıllı. Benzersiz ve meraklı hayvanlar.” Tiny Tracks gibi yetiştiricilerin yetiştirdiği tilkilerden “uysal” biçiminde bahsedilince, zorla düzeltiyor. “Onlar uysal değil” diyor; neredeyse kızgın fakat tam kaba olmayan bir şekilde söylüyor. “Böyle olduğunu iddia ediyorlar çünkü bebekler uysal oluyor. Fakat 10. ayda işler tersine dönüyor. Bu yüzden genelde daha büyük hayvan göstermiyorlar.”

Fedewa kendisi arayıp, evcil tilki almak için Sibirya’ya gitmeyi sorduğunda, Kalmanson ödevini yapmış, onunla tekrar tekrar görüşmüş ve Fedewa’nın şartlarına uygun olduğuna karar vermiş. Fedewa’yı sevip sevmediği sorulduğunda, neredeyse “anlamsız” diyecekti. “Beğenmek” alakasız bir konu. Fedewa, kabul edilebilir bir iş ortağı şeklinde görülüyor. Bu yüzden geçen Şubat ayında bir uçağa atlayıp Sibirya’ya uçmuş. Oradaki laboratuvar, kendisine bir yaşındaki evcil dişi kızıl tilkiyi 3.200 dolara satmış. Kan tahlilini, Rusya’daki bir çiftlik veterineri yapmış. Fakat Mitch’in, kendi kafesini yapması gerekmiş; söylediğine göre standart köpek kulübesi, bir tilkiyi barındırmaya göre değil. Ardından geri uçmuş. Vergisi yüksekmiş; altı ila on iki bin dolar arasında… Fakat gelecekte, tek seferde yedi taneye kadar evcil tilki yavrusu getirebilecekmiş. Bu sayede tilkiler daha ucuza gelecek. Fedewa, tilkilerin her birini yaklaşık 8.000 dolardan satmayı planlıyor.

Mitch’in yardımıyla birlikte Fedewa, Evcil Tilki projesini oluşturmuş. Bu projeyle birlikte her yıl Sibirya’ya gidip, Kuzey Amerika ve Avrupa’da evcil tilki bakmak isteyenler için tilki yavrusu almayı umuyor. Tilkiler birkaç çeşit renge sahip; hepsi de Vulpes vulpes türü kızıl tilki ancak kürklerinin renkleri klasik kırmızıdan siyada, gümüşten beyaza kadar değişebiliyor. Eğer kendisiyle temas kurarsanız, altı ay sonra bir tilki alabilirsiniz.

Evcil tilki yavruları. Fotoğraf: Evcil Tilki

Evcil bir tilki, evcil hayvan olarak nasıl bir şey?

Peki evcil bir tilkiye evcil hayvan olarak bakmak neye benziyor? Fedewa, pek köpek gibi olmadığını söylüyor; bir tilki, havalı görünen bir köpeğe benzemiyor. Kendine özgü farklı davranışları olan, farklı bir hayvan bu. “Tilkiler çok zeki” diyor Fedewa, “bu yüzden de komik derecede meraklılar.” Fedewa’nın tilkisi Anya çok büyük değil: Sadece 4,5 kilogram civarında; yani orta boyutlu bir kedinin ağırlığı kadar fakat kabarık kış kürküyle çok daha büyük görünüyor. Anya, saksıdaki bitkileri kazmaya ve onları çiğnemeye meraklı. Tilkiler, evcil köpeklere kıyasla çok daha güçlü bir kazma dürtüsü taşıyor. Ayrıca dış mekanda tel ile çevrili bir alana ihtiyaç duyuyorlar. Fedewa’nın yaptığı ve Anya’nın kazabilmesi için kumla doldurduğu yer, birkaç bin dolara mal olmuş. Tilki idrarı da önemli bir sorun. Fedewa şöyle söylüyor: “Kedi çişini hayal edin fakat ondan bir milyon kat daha kötü olanı. Kokarca gibi kokuyor; evrendeki en keskin koku. Eğer halınıza gelirse, onu ayrıştırmak için özel bir enzime ihtiyacınız var; bu yüzden tilkiniz evinizi işaretlerse, oldukça yıkıcı bir şey yapmış olur.” Bazı tilkiler, evde kum kabı kullanmaları için eğitilebiliyor fakat yine de, bazen çevrelerine işaret bırakmak istiyorlar.

Tilkiler, havalı görünen köpeklere benzemiyor. Ayrıca Anya’nın, pek evcil bir köpek gibi eğitilebilir olduğu da söylenemez; bazı emirlere uyuyor fakat dikkat süresi çoğu köpekten daha kısa. Yürüyüşe çıkmak da kolay değil. Fedewa, Anya’nın tasmayla yürüdüğünü fakat onu pek sevmediğini söylüyor; Anya’nın kendini savunmasız hissettiğini ve gergin, endişeli olduğunu söylüyor. Komşular da problem olmuş. Hatta Fedewa’nın bir kez taşınması gerekmiş. Bir komşu belediyeyi aramış ve belediye de müfettiş gönderip, tilki bakmaya izin verilmediğini söylemiş. Bu durum yasal açıdan doğru olmasa da, mücadele etmek için gereken hukuki ücretler Fedewa’nın yerinde kalma isteğine ağır basmış. Bu yüzden kendisi de Michigan’ın güneydoğu köşesine, yaklaşık yarım hektarlık arazisi bulunan daha hoşgörülü bir muhite taşınmış.

Bunlar, Fedewa için küçük sorunlar; tabi sorun sayılırlarsa. Tilkiniz olduğu zaman böyle oluyor. Hatta bunlar, egzotik hayvan dünyasında çok küçük sorunlar. Anya, herhangi bir egzotik hayvanda pek görülmeyen biçimde sevgi dolu; oynuyor, sahibinin gösterdiği ilgiyi tanıyor ve ilgi istiyor. Kendine özgü davranışları var fakat belirgin şekilde bir evcil hayvan. Hem Fedewa, hem de Kalmanson, bu ayrımı sürekli belirtiyor: Egzotik, evcilleştirilmemiş hayvanlar evcil hayvan değil. Yapılan görüşmelerde hem Fedewa, hem de Kalmanson, vahşi hayvanları evcil hayvanı yapmak isteyen sivil vatandaşlara pek itibar göstermiyor (Fedewa bu konuda nazik, Kalmanson ise açık sözlü).

Neden evcil tilki isteyeyim ki?

Biz insanlar, sevimli vahşi hayvanları evcil hayvan yapmak isteriz. Bu dürtü, bazen “Bambi sendromu” şeklinde adlandırılıyor. Çok acayip bir dürtü bu. Bir evcil hayvan istemek elbette acayip değil. British Columbia Üniversitesi psikoloji bölümünde emeritus profesör ve köpek-insan ilişkileri konusunda uzman olan Stanley Coren’a göre şehirde yaşayanlar, evcil hayvanları evde kendilerine eşlik eden canlılar şeklinde düşünse de; bu hayvanlar insan tarihi boyunca inanılmaz derecede önemli olmuş. “Evcilleşme, muhtemelen siz evinizde çok sevimli bir hayvan istiyorsunuz diye başlamadı.” Egemen kurama göre; örneğin köpekler, belirli köpeklerin ilk insan yerleşimcilerin etrafa attığı yiyecek artıklarını bulmasıyla başlamış. İnsanların yakınında bulunmaktan rahatsız olmayan diğer köpeklerle eşleşerek, uysallık yönünden kendi kendilerini seçmişler. Ardından insanlar bu hayvanların bir amaca hizmet edebileceğini keşfetmiş ve onları buna göre yetiştirmiş.

Kediler, refakatçi görevlerine ek olarak sık sık zararlı denetimi amacıyla da kullanılmış. Fotoğraf: Hexandcube/Unsplash

Evcilleştirilen hayvanlar faydalıdır. Köpekler avlanma, sürü gütme ve güvenlik için kullanılmış; kediler zararlı kontrolü için, atlar ulaşım için ve bir sürü çiftlik hayvanı da (inekler, koyunlar, keçiler, domuzlar) yiyecek, süt veya kürk için kullanılmış. Fakat dünyanın eski zamanlarında yaşayan insanların büyük bir kısmına göre bu tür bir kullanışlılık; yanımızda bizi seven, duygulu, sıcak, sevimli, tüylü bir canlı arayışımızda artık çoğunlukla bir bonus niteliğinde. Kediniz bir fare mi yakaladı? Aa, çok sevimli değil mi? Hey, fırsatınız varken haşere görevlisini çağırın.

Diğer hayvanların evcilleşmesi, alet kullanımı ve “simgesel davranışın” (dil, sanat, törenler) yanısıra bir tür olarak insanlar ile en çok ilişkilendirilen üç özellikten biri. California Teknoloji Enstitüsü ve Los Angeles – California Üniversitesi’nde çalışan bilim insanlarının yürüttüğü bir çalışmada, deneklere hayvan resimleri gösterildiği zaman, bu kişilerin beyinlerindeki amigdala bölgesinin çıldırdığı bulunmuş; hayvan ne kadar sevimli olursa olsun. Aslında beynin anı ve duyguyu işleyen bölgesi olan amigdala, hayvanların fotoğraflarına insanların fotoğraflarından bile daha kuvvetli tepki vermiş. Kurama göre diğer hayvanlara güçlü tepki vermek (ister muhtemel düşman olsunlar, ister yiyecek veya arkadaş), ilk insanların gelişimi için gerekli bir durummuş. Bugün ise beyinlerimizde hâlâ mevcut.

Bu yüzden, hayvanlara kuvvetli şekilde tepki veriyoruz. Peki vahşi hayvanları evcilleştirme dürtümüz neden var?

Giderek daha yaygın bir evcil hayvan haline gelen rakungillerden kinkajou. Fotoğarf: San Francisco Hayvanat Bahçesi

Sevimliler

Sevimlilik, temizlik ve sıcak görünüm gibi diğer niteliklerin yanında çoğunlukla belli biçimdeki yüz özelliklerinden geliyor. Sevimli bir memeliyi (bazen de belirli kuş türleri gibi memeli olmayan bir hayvanı) gördüğümüzde, “salınım işleyişleri” tetikleniyor. Bu karmaşık bir durum; bebek gibi görünen şeyleri seviyoruz (yetişkin şeyler olsa bile; buna “neoteni” deniyor) çünkü bebekleri koruyup onlara bakmak istemek bizim yararımıza. Bu durum ise genelde şu anlama geliyor; vücut boyutuyla kıyaslandığında çok büyük olan gözler, kısa bir burun ve büyük yuvarlak bir kafa bizi kendine çekiyor. Simetriyi ve lekesiz bir cildi seviyoruz çünkü simetrik ve cilt lekesi bulunmayan bebeklerin sağlıklı olması daha muhtemel. Bebek hayvanlar sevimli oluyor ve biz de onlara bakmak istiyoruz. Bu durum, kürklü bir insan bebeğine benzeyen kinkajou gibi egzotik hayvanların şöhretini açıklıyor; her ne kadar primatlardan ziyade rakunlarla yakın akraba olsa da…

Yenilik ve Narsisizm

Dr. Coren şöyle aktarıyor: “Hayvanlarda yenilik değeri yönünden önemli bir şey var; örneğin herkes, en egzotik köpek ırkını istiyor.” Aynı şekilde, bazıları Amerikan golden retriever ırkı köpeklere akın ederken, diğerleri ise mesela nadir görülen Norveç Lundehund’u istiyor. Evcil hayvanınız, kendinizin bir yansıması olabilir ve nadir bir hayvanınızın olması, sizin benzersizliğinizi ve bireyselliğinizi vurgulayabilir. Ayrıca bir benekli genet ya da kutup tilkisinden daha nadir olan ne var? Egzotik hayvanlar, “kimliğinizi destekleyebilir ve size sosyal ilgi getirebilir ki bu, insan evlatları için çok ama çok ödüllendiricidir” diyor Coren.

“Eğer bir kaplanı ehlileştirdiysem ve bu kaplan benim evimde yaşıyorsa, epey maço biri olurum.” Bunu desteklemek, bizim aptal kibrimizi yansıtır. Nadir görülen safkan bir köpeğinizin olması, yalnızca “Ben havalı bir köpeği olan özel bir kar tanesiyim” anlamına değil; “Feci şekilde zenginim ve Norveç’in uzak fiyörtlerinden martı avlayan bir köpek ihraç etmeye param yetiyor” anlamına da gelir. Başkanların köpeklerinin yer aldığı şu listeye bir bakın. Zenginliklerini ve sosyal konumlarını sıradan bir insan gibi davranmak zorunda kalmadan üstlendikleri zamanlarda, başkanların çılgın hayvanları varmış. Herbert Hoover’ın iki timsahı bulunuyormuş. Teddy Roosevelt, Josiah adında evcil bir porsuk bakıyormuş. Benjamin Harrison, belki de en çirkin orta boyutlu Kuzey Amerika memelisi olan iki keseli sıçangil sahibiymiş ve adlarını Bay Mütekabiliyet ile Bay Koruma koymuş. Calvin Coolidge, koleksiyonunu bugün devam ettirmeye çalışsaydı yaklaşık 12 defa hapse atılırdı: Bu adamın bir valabisi, bir duikeri, bir siyah ayısı, iki yavru aslanı, bir cüce suaygırı ve bir doru vaşağı bulunuyormuş.

Bu egzotik başkanlık hayvanlarının bir tanesinden bile güzel bir ev hayvanı olmazdı. Muhtemelen yarısı, Başkumandan’ını öldürüp yemekten başka bir şey istemezdi. Fakat evcil bir ayı sahibi olmak, “Ben sertim” anlamına geliyor. Evcil bir dukierinizin olması ise “Dünya zevklerine düşkünüm ve haberim var” anlamına… Evcil bir valabiniz olması… aslında bunun ne anlama geldiğinden emin değiliz. Coolidge tuhaf biriymiş.

Kaplana sarılmak. Fotoğraf: Alexander Trinh/500px

Saldırganlık

Egzotik evcil hayvan isteğimizin karanlık ve baskın bir tarafı bulunuyor. “Bazı bakımlardan, çok erkekvari bir heves” diyor Coren. “Eğer bir kaplanı uysallaştırdıysam ve benim evimde yaşıyorsa, ben epey maço biriyimdir.” Tilkiler gibi alışılmamış evcil hayvanların dışında bile, pek çok evcil-yabani hayvan melezinin ünü artıyor. Kır kurtları ile melezlenen köpekler ve kurt köpekleri, giderek daha yaygın bir hal alıyor. Melez kediler bile öyle; evcil bir kediyi, neredeyse tüm küçük vahşi kediler ile eşleştirebilir ve Serengeti’de Afrika tavuğu yakalıyor olması gerekirmiş gibi görünen bir evcil hayvan sahibi olabilirsiniz.

Uysallaştırılan vahşi hayvanlar (çünkü bunlar neredeyse her zaman uygun şekilde evcilleştirilmiş hayvanlar değil, ancak insanların yetiştirdiği vahşi hayvanlar olur), nüfuzunuzu gösteren çok daha büyük bir işarettir. Oturma odasındaki şu kutup tilkisi? Parça halınıza kıvrılıyor ve özel mama yiyor çünkü onu siz ele geçirdiniz. Yaban hayatından korkmuyorsunuz; yaban hayatını isteklerinize boyun eğdiriyorsunuz ve o kutup tilkisi için istediğiniz şey, Salı geceleri ailenizle birlikte en sevdiğiniz diziyi izlemesi.

Bu sebep en karanlık olanı; çünkü sıklıkla tehlike bir hale dönüşüyor. ABD Hümanist Derneği, kurt köpeklerinin vahşi hayvanlar olduğunu düşünüyor; bu köpeklerin, en yüksek ısırma oranına sahip altıncı ırk olduğu kayda geçmiş. Üstelik nispeten nadir oldukları düşünüldüğünde, gerçek rakam melez olmayan köpeklere göre 15-20 kat daha yüksek olabilir. Ehlileştirilmiş kızıl tilkiler, mallara inanılmaz derecede zarar veriyor ve sık sık güçlü bir misk kokusu yayıyorlar. Ayrıca yabancılar ve diğer evcil hayvanlar için tehlikeli olabilirler. Üstelik bazı hayvanlar, gerçek anlamda uysallaştırılamıyor bile: Macaristan’da çalışan Dr. Adam Miklosi, bir keresinde üç ila dört günlük kurt yavrularını test yapacak kişilere verdiği bir deney yürütmeyi denemiş. Kurtların büyüyünce uysal ve daha sakin olacaklarını düşündünüz değil mi? Uzaktan yakından alakası yok; evcilleşme genetik bir süreçtir, öğrenilmiş bir davranış süreci değil. 18 ay sonra deneyin sonlandırılması gerekmiş çünkü bir sürü insanın evinde kurt varmış.

Tilki Anya. Fotoğraf: Kay Fedewa

O halde, bir evcil tilki istiyoruz. Fakat almayacağız. Tilkilerden güzel evcil hayvan olmaz; Egzotik Evcil Hayvanlar Çarkı’mızdaki kötü özelliklerin neredeyse hepsine sahipler. Üstelik yaşadığım New York şehrinde, köpekgillerin hiçbir türüne evcil köpek şeklinde izin verilmiyor. Hiçbir kızıl tilkiye izin verilmiyor. O yüzden bu esnada, tilkilerin yaygın olduğu Kuzeydoğu tepelerine doğru doğa yürüyüşü yapmaya devam edeceğim ve fotoğraflarını çekip Facebook’uma koyacağım. Muhtemelen hâlâ, oturma odamda olmasını ne kadar istediğimden bahsedeceği. Fakat istemiyorum, gerçekten. Şey, belki biraz…

 

 

 

 

Yazar: Dan Nosowitz/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

1 YORUM

  1. Hayvanların her türlü kafeste ya da ev gibi kapalı ortamda beslenmesine karşıyım.
    Bu arada;
    İçerik bir yerde iki kez tekrarlanıyor, düzeltebilir misiniz?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here