Felsefe, Ağrıya Yönelik Anlayışı Nasıl Değiştirebilir?

1
32
Fotoğraf: RUB, Marquard

Ruhr – Bochum Üniversitesi’nde çalışan Dr. Sabrina Coninx ve McGill Üniversitesi’nde çalışan Dr. Peter Stilwell, felsefenin ağrı ve ağrı yönetimi hakkında farklı şekillerde düşünmede nasıl kullanılabileceğini araştırmışlar. Araştırmacılar, kronik ağrı yönetimini salt altta yatan fiziksel değişimleri arayıp tedavi etmek için değil; kişiye bir bütün olarak odaklanan bir yaklaşımı benimsemek amacıyla da savunuyor. Bilim insanlarının çalışması, 15 Nisan 2021’de Synthese bülteninde çevrimiçi yayımlandı.

Şu an pek çok durumda kronik ağrıyı etkili şekilde tedavi etmek mümkün değil. Bu durum, geçtiğimiz yıllarda çeşitli dallardan araştırmacıları ağrı ve ağrı yönetimine ilişkin yeni yaklaşımları düşünmeye teşvik etmiş. Bochum araştırma eğitim grubu Konumlanmış Biliş’te araştırma görevlisi olan Sabrina Coninx, “Ağrı araştırmaları ve klinik uygulamalar, dış olay ve etkilerden uzak yapılmıyor; bunun yerine, ağrının ne olduğuna ve ağrıya nasıl davranılacağına ilişkin örtük varsayımları içeriyor” diyor. “Bizim hedefimiz, bu varsayımlara ışık tutmak ve felsefi yaklaşımların yardımıyla ağrı ve ağrı yönetimi hakkında yeni şekillerde nasıl düşünülebileceğini keşfetmek.” Çalışmanın yazarları, yeni çalışmalarında bütünsel, birleştirici ve eylem odaklı bir yaklaşım geliştirmiş.

Hastaların bir bütün şeklinde görülmesi

Araştırmacılar, belirli terimlerde üç şey öneriyor: İlk olarak acının ele alınması, salt altta yatan fizyolojik değişimlerin aranıp tedavi edilmesinden daha fazlasını kapsamalı. Bütüncül bir yaklaşım, odağı bir bütün olarak hastalara yerleştiriyor ve hastaların deneyimleri, endişeleri, beklentileri ve hikayeleri için alan oluşturuyor. Kronik ağrının oluşumunda sosyokültürel uygulamaların etkisi de hesaba katılmalı. Örneğin ağrılı hastalar sık sık, ilk önce kendilerini yaralanmadan korumaya ve faaliyetten kaçınmaya teşvik ediliyor ki bu başlangıçta faydalı olabilmesine rağmen, uzun vadede kronikleşmeye katkıda bulunabilir.

İkinci olarak ise kronik ağrının, araştırmacılara göre pek çok farklı etmenin doğrusal olmayan bir şekilde etkileşime girdiği dinamik bir süreç olarak anlaşılması gerekiyor. Örneğin ağrının ilk sebebi, kronikleşmesinin sebebi olmayabilir ve ayrıca bu etmenin, tedavideki en önemli etmen olmasına gerek yok. Bu sebeple öznel deneyimin, beklentilerin, öğrenilen davranış kalıplarının, sinirsel yeniden düzenlenmenin, damgalamanın ve diğer etmenlerin birbiriyle olan karmaşık etkileşiminin düşünülmesi gerekiyor.

Coninx ve Stiwell’e göre üçüncü olarak, hastaların çevreleriyle etkileşim kurmaya ve eylem olasılıklarını belirlemeye teşvik edilmesi gerekiyor. Bu yaklaşım, ağrının hastaların kendilerini ve çevreleriyle olan ilişkisini algılama biçimini temelden değiştirdiği varsayımına dayanıyor. Bu yüzden ağrı tedavisi, hastanın eylem için olumlu ilişkilendirilen ve kişisel bakımdan anlamlı seçeneklerin farkına giderek daha fazla varması ve kendini yeniden eyleme geçebilecek kapasitede görmesi açısından yardımcı olmayı kapsamalı. Ardından, vücuda bir engel olarak daha az odaklanılmalı ve bunun yerine hastalar, kısıtlamaların üstesinden nasıl gelebilecekleriyle daha fazla ilgilenmeli.

 

 

 

 

Ruhr – Bochum Üniversitesi. Ç: O.

1 YORUM

  1. Eski afrika vudu buyuculeri, kizilderili inanisli totemciler, inka , maya da yasayan rahipler, sifaci ayuverda hekimleri, musevilikte ki sifacilar, tasuvvuf hekimligi vb. Halk hekimleri incelendiginde hepsinin bitkileri sevgiyle hazirladiklari, enerjileri ile onlari etkileyerek daha fazka pozitif enerji yukledikleri, boykece toplumda yer alan abazi aliskanlikliklari ve davranislari degistirnek suretiyle agriya veya hastaliga care aradiklari goruluyor. Dolayisiyle bu enerjilerle ve sistemle agrinin onune baska yo temlerle gecilneye calisiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here