Hayvanlar, Sosyal Mesafe Konusunda Bizden Çok Daha İyi

0
326
Hayvanlardaki sosyal dinamikleri incelemek, hastalıkların nasıl yayıldığını ve virüslerin nasıl evrimleştiğini anlamamıza yardımcı olabilir. Fotoğraf: Unsplash

İşte, hayvanlar aleminin hastalık önleme konusunda bize öğretebileceği şeyler.

COVID-19 salgını, geçen yıl bu zamanlarda dünya çapında patlak vermiş ve “sosyal mesafe” ifadesi hızla popüler söylemin bir parçası haline gelmişti. Fakat sosyal mesafe, bir uygulama olarak çok daha uzun süredir mevcuttu; üstelik salt insanlarda da değil.

Araştırmacılar Cuma günü Science bülteninde yayımlanan yeni bir inceleme çalışmasında bilimsel yazını tarayarak, yeni çıkan hastalıkların hem insanlardaki, hem de diğer hayvanlardaki sosyal davranışları ne şekillerde değiştirdiğini ortaya çıkarmışlar.

Austin – Texas Üniversitesi’nde bütüncül biyoloji alanında doktora adayı olan baş yazar Sebastian Stockmaier, “Hayvanlarda, patojenler ile mücadele için çok ilginç ve karmaşık davranış stratejileri evrimleşmiş” diyor.

Vampir yarasalarındaki hastalık davranışları üzerinde çalışan Stockmaier, incelemeyi kaleme alırken bir grup epidemiyolog, evrimsel biyolog ve diğer uzmanlar ile bir araya gelmiş. Araştırmacıların belirttiğine göre bu sosyal dinamiklerin incelenmesi, hastalıkların nasıl yayıldığı ve virüslerin nasıl evrimleştiği gibi inanılmaz ölçüde önemli olan süreçleri anlamamızda yardımcı olabilir. Üstelik hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, bu bilmecenin parçalarını doldurmaya da yardımcı olabilir.

Chapman Üniversitesi’nde hayvan davranışları üzerine çalışan yardımcı profesör Patricia Lopes, Popular Science’a gönderdiği bir e-postada “Bulaşıcı hastalıkların nasıl yayıldığını araştırmak çok karmaşık bir iş” diyor. “Bu inceleme, enfekte bireylerin veya etrafında enfekte bireyler bulunan sağlıklı bireylerin davranışının hangi şekillerde değişebileceğini vurguluyor ve bu değişimleri, geniş bir hayvan yelpazesinde nasıl bulduğumuzu gösteriyor.” Bu incelemede yer almayan Lopes’un yazdığına göre davranış, “bir hastalığın nasıl yayılacağının kesin şekilde belirlenmesinde veya tahmin edilmesinde çok önemli bir bileşen.”

Özellikle karıncalar ve arılar gibi tam sosyal böceklerin yaşamlarının incelendiği araştırmalara eğilen bilim insanları, bulaşıcı hastalık mevcudiyetinin sosyal etkileşimleri altı farklı şekilde değiştirebildiğini görmüş. Stockmaier, patojenden kaçınmanın taksonlar çapında epey yaygın olduğunu söylüyor. Bu noktada hayvanlar, başka bir bireyin hasta olabileceğini anlıyor ve hastalanmaktan kaçınmak için de mesafelerini koruyorlar; tıpkı market reyonunda yanınızdaki biri hapşırdığında, sizin içgüdüsel olarak geri çekilmeniz gibi. Istakozların yanısıra termitler ve Trinid lepistesleri de patojenden kaçınma davranışı sergiliyor.

“Başka birindeki enfeksiyonu tanıyabildiğiniz ve enfekte olmaktan kaçınabildiğiniz zaman bu, çok faydalı bir davranış” diyor Stockmaier.

Araştırma takımı, bireylerin kendilerini birkaç şekilde izole ettiğini de bulmuş. Bunu ise ya farkında olmayarak (çünkü kendilerini kötü hissediyorlar ve gündelik faaliyetleri gerçekleştiremiyorlar), ya da grubu korumak için kendilerini etkin biçimde soyutlayarak yapıyorlar (karıncalar ve arılar böyle yapıyor). Bilim insanları, enfekte olan veya patojene maruz kalan bir insanın karantinaya alınabildiği “ayırma” gibi şeylere de bakmışlar. Stockmaier, bal arılarında görülen acımasız vakalarda bunun “kovanın dışına sürüklenme” biçiminde gerçekleştiğini söylüyor.

Araştırma takımı ek olarak hasta bakmanın yanısıra (çoğunlukla insanlarda ve sosyal böceklerde bilinen bir şey), pek çoğumuzun şimdilerde acı şekilde aşina olduğu önleyici sosyal mesafe (diğer bir deyişle, sağlıklı olduğumuz zaman bile bulaş tehlikesini azaltmak için birbirimizden uzak durmak) gibi davranışları da incelemiş.

“Geçenlerde, bu siyah bahçe karıncalarının çok benzer bir şey yaptığı gösterildi” diye belirtiyor Stockmaier. “Eğer üzerlerinde mantar sporları bulunan bireyleri takdim ederseniz, durumdan etkilenmeyen yuvadaki bireyler bile birbirinden uzaklaşıyor.”

Yazarlar, bu etkileşimlerin insanlarda özellikle biraz farklı olabileceğini belirtiyor. Örneğin hasta olduğunu hisseden bir insan, ücretsiz hastalık izni sağlamayan veya çalışanlarında sağlıktan ziyade üretkenkenliğe öncelik veren bir sistem altında işe gidebilir. Yazarlar, bu değişkenlerin gelecekteki modellere dahil edilmesi gerektiğini söylüyor.

Lopes bu incelemenin, bazı heyecan verici soru işaretleri doğurduğunu söylüyor; mesela, “Patojen kendi yaşama ve üreme şansını artırmak için davranışımızı nasıl değiştirebilir?” gibi… “Enfekte hayvanların davranışının nasıl değiştiğini, diğer hayvanların hasta hayvanları nasıl tespit ettiğini ve bu tepkilerin hangi kısımlarının, patojene karşılık enfekte birey tarafından yönlendirildiğini” inceleyen ilave araştırmaların, “hastalıkların popülasyonlarda nasıl hareket ettiğine yönelik bilgilerimizi artıracağını ve halk sağlığı politikalarının iyileşmesine yol açacağını” yazıyor.

Stockmaier, “Genel olarak, doğaya bakmanın ve tüm bu işleyişlerin hepimiz için birden bire belirgin hale geldiğini görmenin büyüleyici bir şey olduğunu

düşünüyorum” diyor. Hayvanlarda, bizde olduğu gibi davranışlarını yönlendirmeye yardım eden son dakika haberleri veya sosyal medya yok.

“Bu karıncalar birbirlerinden uzaklaşmayı nasıl biliyorlar? Hayvanlarda bu stratejilerin evrimleşmesi ve hayvanların da bunları kullanması büyüleyici bir durum. Üstelik çok da etkililer.”

 

 

 

 

Yazar: Ellie Shechet/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here