‘İyi Kolesterol’, Karaciğeri Koruyabilir

0
31
Çizim: wngstd/Vecteezy

Vücudun ‘iyi kolesterolü’, aslında zannettiğimizden çok daha iyi olabilir. St. Louis – Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan yeni araştırmaya göre yüksek yoğunluklu bir lipoprotein tipi (HDL), karaciğeri hasardan koruma bakımından daha önce bilinmeyen bir rol oynuyor. Bu HDL, yaygın bağırsak bakterilerinin ürettiği ilhitabi sinyalleri engelleyerek karaciğeri koruyor.

Çalışma bugün Science bülteninde yayımlandı.

HDL çoğunlukla, vücuttaki kolesterolü temizlemesi ve bunu bertaraf edilmek üzere karaciğere ulaştırmasıyla biliniyor. Fakat yeni çalışmada araştırmacılar, HDL3 adı verilen özel bir HDL tipi belirlemişler. Bu HDL bağırsak tarafından üretildiği zaman, karaciğer iltihaplanmasına sebep olan bağırsak bakterilerinin sinyallerini engelliyor. Bu bakteriyel sinyaller engellenmediği zaman, bağırsaktan karaciğere ulaşıyor ve burada iltihabi bir durumu tetikleyip karaciğer hasarına yol açan bağışıklık hücrelerinin harekete geçiriyor.

Bağışıklık bilim profesörü olan eş yazar Gwendalyn J. Randolp şöyle aktarıyor: “HDL ‘iyi kolesterol’ şeklinde düşünülse de, genel HDL seviyelerini yükselten ilaçlar son yıllarda gözden düştü çünkü yapılan klinik deneyler, kalp damar hastalıklarında hiçbir faydalarının olmadığını gösterdi. Fakat bizim yaptığımız çalışma, bu özel HDL tipinin seviyelerini yükseltmenin ve bunu özellikle de bağırsakta artırmanın, kalp hastalığı gibi önemli bir kronik sağlık sorunu olan karaciğer hastalığına karşı koruma sağlamada umut vadedebileceğini gösteriyor.” Araştırmacılar çalışmada, bağırsaktan gelen HDL3’ün farelerde karaciğer iltihaplanmadan koruduğunu göstermişler.

Bağırsakta meydana gelen herhangi bir hasar, Gram-negatif bakteriler şeklinde adlandırılan bir grup mikrobun vücuda olan etkisini değiştirebiliyor. Bu gibi mikroplar, lipopolisakkarit adı verilen ve karaciğer kapı damarı yoluyla karaciğere gidebilen iltihabi bir molekül üretiyor. Karaciğer kapı damarı, karaciğere kan sağlayan önemli bir damar. Bu damar, besinlerin bağırsakta emilmesinden sonra çoğu besini karaciğere taşıyor. Bağırsak mikroplarından çıkan bileşenler, gıdalardan çıkan besinlerle beraber yolculuk edip iltihap tetikleyen bağışıklık hücrelerini faaliyete geçirebiliyor. Bağırsak mikrobiyomunu oluşturan unsurlar, bu şekilde karaciğer yağlanması ve karaciğerde yara dokusunun oluştuğu karaciğer fibrozu gibi karaciğer hastalıklarına yön verebiliyor.

 

 

 

 

Yazar: Julia Evangelou Strait/Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here