Kedilerin Kediotuna Verdiği Tuhaf Tepkiler, Bitkiyi Daha İyi Bir Böceksavar Haline Getiriyor

0
229
Fotoğraf: Fernando Vega/Unsplash

Bir kediyi kediotu deneyimlerken gören herkes, bitkinin kedileri biraz çıldırttığını bilir. Kediler bu bitkiye sürtünüyor, üzerinde yuvarlanıyor, bitkiyi çiğniyor ve agresif şekilde yalıyorlar. Kediotunun ve Asya’daki karşılığı olan gümüş asmanın sarhoş edici özellikler taşıdığı yaygın biçimde kabul görse de, kedilerin bu bitkilere böylesine tutkuyla sürtünmesinin ve onları çiğnemesinin tek sebebi bu olmayabilir. Japonya’da çalışan araştırmacılar, kediler kediotuna hasar verdiği zaman çok daha yüksek miktarlarda kuvvetli böceksavarların yayıldığını keşfetmiş. Bulgular, kedilerin bu davranışının onları böceklerden koruduğunu gösteriyor. Çalışma dün iScience bülteninde yayımlandı.

Kedilerin kediotuna ve gümüş asmaya karşı gösterdiği tepki öylesine yaygın ki, Iwate Üniversitesinde hayvan davranışı araştırmacısı olan baş yazar Masao Miyazaki neler döndüğünü öğrenmek istemiş. “Meşhur Kediler müzikalinde bile bir kedinin başka bir kediyi kediotu tozu kullanarak sarhoş ettiği sahneler yer alıyor” diyor. Meslek hayatına veteriner tıp alanında başlayan Miyazaki, feromon gibi kimyasal maddelerin evcil hayvanların dürtüsel davranışlarına nasıl yön verdiğini merak etmeye başlamış.

Kediotu ve gümüş asma yaprakları, bitkileri zararlı böceklerden koruyan nepetalaktol ve nepetalakton bileşenleri (iridoitler) içeriyor. Miyazaki, bitkilerin yaydığı bu kimyasalların kedilerin davranışını nasıl etkilediğini görmek için Nagoya Üniversitesindeki kimyagerler ile birlikte çalışmış. “Kediler gümüş asmada fiziksel hasar meydana getirdiğinde, bitkiden on kat daha fazla iridoit yayıldığını keşfettik” diyor Miyazaki.

Daha fazla iridoit yayılmasının yanında, iridoitlerin bileşimi de değişmiş. Üstelik bu değişimin şekli, kedileri teşvik ediyor gibi görünüyormuş. “Nepatalaktol, bozulmamış yapraklardaki toplam iridoitlerin %90’ından fazlasını oluşturuyor” diyor Miyazaki. “Fakat bu oran, diğer iridoitlerin büyük ölçüde arttığı hasar gören yapraklarda %45 civarına düşüyor. İridoit karışımındaki bu değişim, hasar gören yaprakların kedilerde çok daha uzun bir tepkiyi teşvik etmesine karşılık geliyor.”

Miyazaki ve araştırma takımı, önceki çalışmalarında söz konusu bileşenlerin Aedes albopictus türü sivrisinekleri etkili şekilde savuşturduğunu göstermiş. Şimdiyse takım, kediler bitkilere sürtünme, yuvarlanma, yalama ve çiğneme yoluyla hasar verdiği zaman savuşturma özelliklerinin çok daha etkili hale geldiğini gösteriyor. Hasar gören gümüş asmadaki iridoitlerin çeşitlenmesi, bitkinin sivrisinekleri düşük yoğunluklarda daha fazla uzaklaştırmasını sağlıyor.

Kedilerin özel olarak bu bileşenlere tepki verip vermediğini test etmek isteyen araştırmacılar, kedilere saf nepetalakton ve nepetalaktol içeren tabaklar sunmuşlar. “Kediler çiğneme haricinde iridoit kokteyllerine de doğal bitkilerle aynı tepkiyi vermişti” diyor Miyazaki. Plastik tabakta yer alan kimyasalları yalamış, tabağa sürtünmüş ve üzerinde yuvarlanmışlar.

“İridoit kokteylleri sonrasında delikli bir plastik kapla kapatılan tabakların altına uygulandığında, kediler bu kimyasallar ile doğrudan temas edemese bile halen yalama ve çiğneme davranışı sergiliyordu” diyor Miyazaki. “Bu durum, yalama ve çiğneme hareketinin iridoitlerin yarattığı koku uyarımıyla ortaya çıkan içgüdüsel bir davranış olduğu anlamına geliyor.”

Miyazaki ve araştırma takımı, bundan sonra kedilerin kediotu ve gümüş asmaya verdiği tepkiden hangi genin sorumlu olduğunu anlamak istiyor. “Gelecekteki çalışmalarımızda, bu tepkinin neden Kedigiller ile sınırlı olduğunu ve neden bazı kedilerin bu bitkilere yanıt vermediğini öğrenmeye çalışacağız” diyor Miyazaki.

 

 

 

 

Kaynak: Cell Press. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here