Laboratuvar Çalışması, SARS-CoV-2’nin Bazı Yüzeylerde 28 Gün Kalabildiğini Gösteriyor. Fakat Bazı Uyarılar Var

0
Araştırma yapılırken. CSIRO

Avustralya’da çalışan bir araştırma grubu, epey korkutucu görünen bir bulgu yayımlamış: COVID-19’a sebep olan SARS-CoV-2 virüsü, cam ve kağıt para gibi yüzeylerde 28 gün kaldıktan sonra bile yaşayabiliyor.

Dikkatlerin genelde iç mekanlardaki aerosolleşmiş parçacıkların ve öksürme, hapşırma ya da konuşmadan çıkan damlacıkların havalandırılmasına çevrilmesiyle beraber bu araştırma, dokunduğumuz şeylere de dikkat etmemiz gerektiğini hatırlatan güçlü bir uyarı niteliğinde.

Fakat makale her ne kadar güçlü olsa da, panik yapmadan önce bağlam içerisine yerleştirmek gerekiyor.

Araştırmacılar bir SARS-CoV-2 soyunu almış ve bunu, insan mukusunun (balgam, sümük) taklit edilmesi amacıyla yapılan bir çözeltiye koymuşlar. Virüsün bu sahte mukustaki son yoğunluğu, 4.97 x 107/mL olmuş. Araştırmacılar bu rakamın, yüksek virüs yükü taşıyan bir COVID-19 hastasının mukusunda yer alan virüs miktarına yakın olduğunu söylüyor.

Avustralya Uluslar Topluluğu Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Örgütü’nde (CSIRO) çalışan takım, makalesinde şöyle yazıyor: “Bu çalışmada faydalanılan virüs titresi yüksek olsa da, bir yüzeye yerleşmiş olabilen makul bir virüs miktarını temsil ediyor.”

Takım daha sonra bu mukusu, üç farklı sıcaklıkta (20°C, 30°C ve 40°C) ve ışığa maruz kalmadan paslanmaz çelik, cam, vinil, pamuk, polimer ve kağıt paraların üzerinde kurumaya bırakmış.

Kurumuş mukustan bir saat sonra ve aşılamanın ardından 1., 3., 7., 14., 21. ve 28. günde örnek almışlar.

Araştırma takımı, virüsün çoğu yüzeyde 20°C’de 28 güne kadar tespit edilebilir durumda kaldığını keşfetmiş; tek istisna, yedi gün sonra tespit sınırının altına giren pamuk olmuş.

CSIRO’daki araştırmacılardan biri olan Debbie Eagles şöyle söylüyor: “Oda sıcaklığı olarak bilinen 20°C’de, virüsün son derece güçlü olduğunu ve cep telefonu ekranları ile plastik banknotlar gibi eşyalarda da bulunan cam gibi pürüzsüz yüzeylerde 28 gün boyunca yaşadığını bulduk”

“Durumu bağlama yerleştirmek gerekirse; İnflüenza A ile yapılan benzer deneylerde, virüsün yüzeylerde 17 gün yaşadığı bulunmuş. Bu durum, SARS-CoV-2’nin ne kadar dayanıklı olduğunu gösteriyor.”

Ancak virüs yüksek sıcaklıklarda çok uzun süre yaşamamış. Virüsün cam, vinil, paslanmaz çelik, polimer ve kağıt paralar üzerinde tespit sınırı altında kalması için geçen süre 3 ile 21 gün ve 30°C ile 40°C arasındaymış.

Şimdi işin en önemli kısmı burada başlıyor. Daha önce bahsedildiği gibi araştırmacılar, morötesi ışığın etkisini sınırlamaya çalışmış ve tüm numuneleri karanlıkta tutmuşlar; yani bulgular, farklı koşullar altındaki gerçek yaşam şartlarında geçerli olmayabilir.

Uygulamadan 24 saan sonra, cam üzerinde kurumuş yapay mukus. CSIRO

Bir insanın hasta olması için ne kadar virüs gerektiğini de hâlâ bilmiyoruz. Araştırmacılar, virüs miktarını on kat azaltarak analiz ediyorlar. Bir doku kültürüne bulaşabilen virüs miktarı, 28 gün sonra başlangıçtaki örneğe kıyasla önemli oranda azalmış. Üstelik, bu yüzeylerde günler sonra kalan virüs miktarının, bir insanda COVID-19’a sebep olmaya yetip yetmeyeceği bilinmiyor.

“Yüzey bulaşının kesin rolü, yüzey temasının derecesi ve enfeksiyon için gereken virüs miktarı henüz belli olmasa da; bu virüsün yüzeylerde ne kadar süre canlı kalabildiğini belirlemek, yüksek temaslı alanlarda hafifletme stratejileri geliştirmek için çok önemli” diyor Eagles.

COVID-19’un daha sıcak yerlerde daha az yayılmadığını belirtmekte de fayda var. Hindistan’ın vaka sayılarında yakında ABD’yi geçmesi bekleniyor. Bu yüzden yüksek sıcaklıklar, belli ki salgından çıkış bileti değil.

Cardiff Üniversitesi’nde üst solunum yolları araştırmacısı olan Ron Eccles BBC’ye konuşarak, virüsün yüzeylerde 28 gün yaşayabileceğine karar verilmesinin “halk arasında gereksiz korkuya” sebep olduğunu ve çalışmada gerçek mukus kullanılmamasının bir tasarım hatası olduğunu belirtiyor. Çünkü gerçek mukus, virüsü parçalayacak enzimler içeriyor.

“Benim görüşüm; bulaşıcı virüslerin, yüzeylerdeki mukusta yalnızca saatlerce dayanabileceği yönünde” diyor.

Bu çalışma her ne kadar ellerimizi yıkamanın ve etrafımızdaki durumun farkında olmanın önemini hatırlatsa da, (diğer çoğu çalışma gibi) sıradan insanların salgında güvende kalma yöntemlerini değiştirmemeli.

Ana bulaşma güzergâhının öksürme, nefes alıp verme veya başkasıyla konuşma (özellikle de maske takılmıyorsa) olduğunu biliyoruz. Virüs her ne kadar insanların bulaşlı yüzeylere dokunup daha sonra yüzlerine dokunmasıyla yayılabilse de, yüzde 70 alkollü dezenfeksiyonların düzenli şekilde kullanılmasıyla kolayca yok edilebilir.

Kendinizi korumanın en iyi yolları hâlâ maske takmak, kalabalıklardan uzak durmak ve elleri düzenli şekilde yıkayıp yüzeyleri temizlemek.

Araştırma Virology Journal bülteninde yayımlandı.

 

 

 

 

Yazar: Jacinta Bowler/ScienceAlert. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz