Mükemmel Biçimde Dikdörtgen Olan Bu Buzdağı Da Nereden Çıktı?

Çok düzgün, çok temiz.

Doğa karmakarışık bir yer. Çoğu kez geometrik, fakat aynı zamanda kargaşalı, düzensiz ve oransız da.

Dik kenarları veya 90 derecelik açıları nadiren görürsünüz; bu yüzden, böyle şeyler doğal bir ortamda ortaya çıktığı zaman, çok ama çok tuhaf görünürler.

BuzKöprüsü Operasyonu‘nun bir parçası olan ve geçen hafta NASA tarafından Güney Kutbu’nda çekilen şu buzdağı fotoğrafına bakın. Yüzen buzların meydana getirdiği kaotik bir karmaşıklığının ortasında duran buzdağı, sanki tasarlanarak kesilmiş gibi, mükemmel şekilde dikdörtgen görünüyor.

Fakat sakin olun. Ortada, buz keserek masum insanlara eğlenceli bir şaka yapan ve kıs kıs gülen uzaylılar yok; ya da devasa testereler ile, bilinmeyen hain emellerle buz kesen gizli bir insan grubu da yok.

O buzdağı tamamen doğal.

Buzdağlarını düşündüğümüzde, genelde sivri yükseltiler ve zirveler içeren, çoğu kısmı da su yüzeyinin altına uzanan devasa buz kütlelerini düşünürüz. Fakat bunlar, şekline göre sınıflandırılan ve adına yassı olmayan buzdağları denilen iki tür buzdağından biridir.

Yassı buzdağları ise, yassı olmayan buzdağlarının aksine, daha çok bu dikdörtgen buzdağı gibi görünür. Bunlar, neredeyse dikey olan kenarlara ve düz bir tepeye sahip olan levhalardır ve genelde buz sahanlıklarının parçalanması sonucunda meydana gelirler.

Maryland Üniversitesi’nde Dünyabilimci olan Kelly Brunt, LiveScience sitesine konuşarak, bu durumu biraz şuna benzetebileceğinizi söylüyor; bir tırnağın çok fazla büyüdüğünü ve sonunda kırıldığını düşünün. Bu parçalanma olayı; mükemmel, düz ve geometrik hatlar meydana getiriyor.

Ayrıca bu yassı buzdağları, dev gibi olabiliyorlar; tıpkı, şimdiye kadar kaydedilmiş en büyük buzdağı olan 11.000 kilometrekarelik B-15 gibi, yüzlerce hatta binlerce kilometrekareye ulaşabiliyorlar.

Dünkü #BuzKöprüsü uçuşundan: Sağ tarafta, Larsen C buz sahanlığının hemen dışında, denizdeki buzların içinde yüzen yassı bir buzdağı görülebiliyor. Buzdağının keskin köşeleri ve yassı yüzeyi, buz sahanlığından yakın önce kopmuş olabileceğini gösteriyor.


Bu yeni buzdağının boyutları henüz ölçülmedi ve sadece bu fotoğraftan yola çıkarak boyutlarını hesaplamak kolay değil, fakat kendisi o boyuta yaklaşmıyor bile.

Aslında, Brunt’ın LiveScience sitesine söylediğine göre, muhtemelen 1.6 kilometreden daha geniş olsa da, daha büyük olan bazı akrabalarıyla karşılaştırıldığında nispeten cüce gibi duruyor.

Güney Kutbu’nda yer alan ve küçülmekte olan Larsen C buzul sahanlığının büyük bir parçası olan bu kütle, kusursuz biçimdeki kenarlarına bakılacak olursa çok yakın zaman önce kopmuş olmalı; yani deniz ve rüzgar, bu köşeleri henüz aşındırmamış.

(Yukarıdaki video, Türkiye’den bağlanan kullanıcılarda açılmayabilir.)

Aslında geometrik çizgiler, yassı buzdağlarında görülmemiş şeyler değil. Çünkü yassı buzdağları, buzdaki doğal çatlak ve yarıklardan kırılmaya eğilimli oluyorlar. Yükselen sıcaklıklar sonucunda ortaya çıkan erime suları, çatlaklara sızıp onları genişlettikçe, bu süreç hız kazanıyor.

Bu arada, yukarıdaki fotoğrafta buzdağının diğer tarafını göremediğimizi belirtmekte de fayda var; buzdağı çok yamuk da olabilir ve bu sebeple, bu kadar ilginç durmuyor olabilir.

 

 

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir