Müzik, Ruhunu Nereden Aldı? Bilim İnsanları Laboratuvarda Ritim Evrimleştirdiler

Davul tabanlı bir telefon oyunu, insan müziğinde ritmin nasıl şekillendiğine ışık tutuyor. Bilim insanları Nature Human Behaviour isimli dergide yayımladıkları raporda, insanların rastgele davul ritimlerini taklit ederken yaptıkları yanlışların üst üste eklenip bazı kalıplar oluşturduğunu söylüyorlar. Başlangıçtaki rastgele sesler, bir süre sonra daha biçimli ve kolay öğrenilebilir hale gelerek müziğin nasıl evrildiğine dair bir fikir sunuyor.

Edinburgh Üniversitesi’nde bilişsel bilimci ve makalenin yazarlarından Simon Kirby “Evrilen şeyler, onları aktaran kişilerin beyinlerine kültürel olarak adapte oluyor… Başlangıçta rastgele olan başlangıç noktaları katılımcıların beyinlerinden geçtikçe daha düzenli bir hale geliyorlar.” diyor.

İnsan müziğinin hemen tüm türlerinde ortaya çıkan belirli özellikler var. Bunların arasında, müziğin altında yatan bir nabız ve vuruşları ikili (bir marşta olduğu gibi) veya üçlü (vals ritimlerinde olduğu gibi) gruplara ayırma alışkanlığı örnek gösterilebilir. Kirby, “Bu tekrar eden motifleri ve ritmik tekrarlı düzenleri oluşturma yönünde bir eğilim var… Müzikal kültürler çok farklı olsa da, bu kalıplarla sürekli karşılaşırsınız.” diyor.

Kendisi ve iş arkadaşları bu ritimlerin düzensiz gürültülerden nasıl ortaya çıktığını göstermek için bir deney tasarladılar. Takım, algılanabilir herhangi bir ritme sahip olmayan, kısa süreli 32 tane rastgele davul sesi üretti. Her vuruşun ne kadar sesli olduğu ve vuruşlar arasındaki süre tamamen gelişigüzel seçildi. “Bu sesler tamamen saçma geliyor… bir insanın üreteceği tarzda bir şey değil.” diye ekliyor Kirby.

Kirby ve takımı, bir kişiden bu sesleri dinleyip olabildiğince iyi şekilde taklit etmesini istediler. Daha sonra diğer katılımcı ilk katılımcının çaldığı sesleri dinleyip onları taklite etmeye çalıştı. Bu sistem 6 farklı katılımcı grubuyla 8 tur devam etti.

Katılımcılar davul vuruşlarını olabildiğince sadık taklit etmeye çalışsalar da, her turda yeni hatalar eklendi. Süreçle beraber biriken bu hatalar müziğe daha çok benzeyen ve acemiler tarafından taklit edilmesi kolay kalıplar halini aldı. Kirby “Her adımda ufak tefek yapılar ve düzenlilik, tekrar edilen kalıpların içine nüfuz etti.” diyor. Bu kalıplar aşamalı olarak, dünyada bulunan müziklerin ortak noktalarını kazanmaya başladılar.

Bu kalıplar, insanın öğrenme ve ezberleme yeteneğine uygun şekilde adapte oldular. Yani müzik insandan insana aktarılırken -bir laboratuvarda veya büyük toplumlarda olması farketmeksizin- bizim kendi kısıtlamalarımıza tabii oluyor.

Kirby, “Sonlara doğru, bu 32 ritim katılımcıların beyin süzgeçlerinden geçti ve sonuç olarak benzer kalıplara ve ufak tekrarlara sahip oldular, artık kendi içinde tutarlı bir müzikal kültür halini aldılar.” diyor.

Deneye katılan hiç kimse müzisyen olmamasına rağmen, hepsi tabii ki müziğe maruz kalmışlardı. İnsanların müzik ile ilgili daha önceki deneyimleri de kalıpları şekillendirmiş olabilir. Kirby “Labarotuvardaki kültürel sistem adapte oluyor, katılımcılarımızın önyargılarına göre evriliyor… Bu ön yargılar temel, altta yatan bilişsel önyargılar mı, yoksa sonradan edinilmiş önyargılar mı? Batı müziğinin öğrenilmiş olmasından mı geliyor?” diye soruyor. “Bu ikisi arasındaki ayrımı yapmak oldukça zor.”

Yine de, bu 32 kalıp, 6 grubun hepsinde farklı motiflerle evrildi. Araştırmacı “Aralarında benzerlikler olsa da, farklı hikayelere sahip olmalarından dolayı farklılıklar ortaya çıktı.” diyor ve ekliyor, “Yani katılımcıların yalnızca batı müziğindeki ortak ritim şablonlarını yeniden üretmesi söz konusu değil. En azından burada başka bir şeylerin olduğunu gösteriyor.”

Tam olarak ne olduğunu anlamak için araştırmacıların bu davul oyununu farklı müzik kültürlerine sahip bir çok insana ve özellikle genç çocuklara ulaştırmaları gerek.


Çeviren: Berkay Belek

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir