Para, Ayakkabı, Kaka ve Ay’da Bıraktığımız 796 Nesneden Diğer Öne Çıkanlar

SARA CHODOSH

Bütün uzay çöplerinin detayları

İnsanlar, gittikleri her yerde bir iz bırakmak gibi kötü bir alışkanlığa sahip. Ay da bu durumdan nasibini almış. Tabii ki sert rüzgarlar üflesin diye bir telin havada tuttuğu bazı törensel bayraklar bıraktık; fakat geride bıraktığımız en çarpıcı şeyler, hatıra fotoğraflarında gördükleriniz değil.

NASA’nın resmî Ay’daki İnsan Yapımı Maddeler Kataloğu‘nda 796 nesne sergileniyor. Bunların 765’i, Amerika’nın gerçekleştirdiği seferlerden gelmiş. Bazıları bir tırnak makası kadar ufak iken; öbürleri de bütün bir Ay arabasından ve uzun süre önce yüzeye çakılan keşif araçlarından meydana geliyor. Bütün bu nesnelerin nerede olduğunu kesin şekilde bilmiyoruz fakat kesinlikle orada bir yerdeler ve Ay’ın normalde çorak olan manzarasına dağılmış haldeler.

Ancak nedendir bilinmez; Ay’da bırakılan yapay şeyler hiç bu kadar dağınık görünmemişti.

NASA’nın Ay’daki İnsan Yapımı Maddeler Kataloğu’ndan alınan veri. Infografik: Sara Chodosh

Görebildiğiniz noktaların büyük bölümü, epey büyük olan nesneler. Örneğin Ranger uzay aracı, 1960’lı yıllarda Ay’ın görüntülerini almak için düzenlenen bir dizi insansız sefer uçuşunda kullanılmıştı. Hepsi başarılı olmadı (Ranger 3, yüzeyi hepten ıskalamıştı) fakat 4, 6, 7, 8 ve 9’un tamamı yüzeye çakıldı. Benzer şekilde; Ay Yörüngecileri de, şey, yörüngede gezdi. İlk mürettebatlı seferler için olası konma bölgelerine göz atmak amacıyla fotoğraf çektiler ve işleri bittiğinde yere yığıldılar.

Surveyor programı, aslında Ay’a konmak üzere tasarlanmıştı. Bu araç, ’60’ların sonunda fırlatıldı ve Apollo seferleri için çok önemli olacak yumuşak bir inişi yapabileceğimizi gösterdi. Ayrıca, Ay manzarası hakkında biraz veri toplamaya başlamıştı.

Güney kutbu yakınındaki şu noktalar, LCROSS bileşenleri. LCROSS veya diğer adıyla Ay Krateri Gözlem ve Algılama Uydusu, 2009 yılında kutuplardaki su buzunu keşfetmek için gönderilen robot bir araçtı. LCROSS’un bir bölümü olan Centaur kademesi, kasıtlı olarak yüzeye çarptırılmıştı ve bu sayede; Shepherding kademesinin uçarak içerisinden geçeceği ve Dünya’ya göndermek üzere veri toplayacağı dev bir toz bulutu oluşturulmuştu. Cihazların geri gönderdiği verilerle, suyun mevcut olduğu onaylanmıştı. Her ikisi de, hâlâ Ay’ın güney kutbunun yakınında yer alan kraterlerinde oturuyor.

Fakat çok daha ilginç olanıysa (en azından bir insanın bakış açısına göre); tüm diğer insan yapımı aletlerin toz altında kalmış olması. Mürettebatlı Apollo seferlerinde sadece altı iniş yapıldı, fakat bir çöp hazinesi bırakıldı.

Bu aletlere ait pek çok haritada bir sorun var (yukarıdaki de dahil); o da, yüzlerce ıvır zıvırın bilinen belli bir yerinin olmaması. Eğer bunların haritasını çıkarmak istiyorsanız, bunlara bazı öntanımlı konumlar vermeniz gerekiyor (bu vakada onlara, kendi Apollo seferlerine göre iniş bölgesi atadık). Fakat sonra bütün noktalar üst üste geliyor ve orada tam olarak ne kadar şey olduğunu pek değerlendiremiyorsunuz.

Bu yüzden hepsini genişlettik.

Bu haritalarda yer alan her bir nokta, bir nesneyi temsil ediyor ve bunlar ölçekli değil; iniş koordinatları, her bir sıranın merkezinde yer alıyor ve tabii ki noktalar, Ay zemininde olması gerekenden daha fazla yer kaplıyor. Fakat en azından; size, geride ne kadar fazla şey bıraktığımıza dair bir fikir verecek.

Aletlerin çoğu olmasa bile birçoğu, bütün seferler için ortaktı. Neredeyse hepsi, Taşınabilir Yaşam Destek Üniteleri’nden kalan şeyler. Bu üniteler, astronotları uzay giysilerinin içerisinde canlı tutuyordu. Bu ünitelerde ayrıca kendilerine bağlı piller, uzaktan kumandalar ve valfler yer alıyordu; tüm bunlar, NASA’nın kataloğunda ayrı nesneler olarak sayılıyor. Daha sonra ise hem fotoğraf, hem de video olmak üzere kameralar vardı; görüntüleri Dünya’ya iletmek için kullanılmışlardı. Ayrıca pahalı bir kamerası olan herkesin bileceği üzere; her bir cihazın yanında götürülen birçok lens, kablo, ayaklık, denklanşör ve tutacak vardı.

Seferlerin her birinde örnekler de alınmış ve yüzeyde bilimsel deneyler yürütülmüştü. Yani; topladıkları veriler eve dönerken, kendileri geride kalan çeşitli mıknatısölçerler, sismik deneyler, termalötesi iyon algılayıcıları vs. vardı.

Ayrıca tüm o vücut dışkıları da vardı. Astronotlar, yolculukları sırasında fazla kaka ve çiş yapmamak için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştıysa da; bazıları bırakmak zorunda kalmıştı ve bunu da, çeşitli dışkı toplama cihazları ile idrar toplama takımlarında yapmışlardı. Ayrıca acil durumlar için emez torbaları da vardı ve bunları da günlük dilde, kusma torbaları olarak yazdık.

Bu küçük nesnelerin hepsi öylece yüzeyde durmuyor. Bunların pek çoğu, Ay’dan kalkış yapıldığında daha hafif olunması için geride bırakılan çeşitli uzay aracı modüllerinin içerisinde duruyor muhtemelen.

İşte, bazı aletlerin hâlâ orada olduğunu gösteren, her bir Apollo iniş bölgesinin yakından çekilmiş görüntüsü.

Bunlardan bazılarında her şey apaçık görünüyor. Çekiçler, Ay dahil her yerde kullanışlı ve cankurtaran halatları, düşük yerçekiminde epey faydalı. Hatıra diski ve altın zeytin dalı gibi diğer şeyler ise, insanların ne kadar duygusal varlıklar olduğunu düşündüğünüzde pek şaşırtıcı değil. Hatta Ay modülünün alçalma kademesinde bir plak bile var.

Lazer menzil yansıtıcı pek belli olmuyor fakat tuhaf bir biçimde, çöp olmayan nesnelerden biri de o; kendisini bugün hâlâ kullanıyoruz. Apollo 11, 14 ve 15’in her biri, kendisine gelen bir lazer ışınını doğrudan ışığın kaynağına yansıtmak üzere tasarlanmış bu özel aynalardan birini getirmişti. Yani; Dünya üzerindeki gökbilimciler, bu aynaya bir lazer doğrultarak (yüksek kuvvetli teleskopların yardımıyla); üç santimetrelik bir çap içerisinde Ay’a olan uzaklığı ölçebiliyorlar. Bu aynalar, Ay’ın yörüngesini ve bu yörüngenin zamanla nasıl değiştiğini anlamamıza yardımcı oluyor (bir yılda yaklaşık 3.8 santimetre kadar bize yaklaşıyor).

Apollo 12 biraz daha titizdi; geride bıraktığı teçhizatların çoğu gayet normaldi, tabii sadece bu seferde görülen kulak tıkaçları hariç (ancak söylenenlere göre mürettebat, o zamanlar gizli gizli bazı komik eşek şakaları yapmış. Söz konusu delil, resmî alet kataloğunda yer almıyor). Ay modülü havlularının tam olarak ne işe yaradığı belli değil, fakat NASA’nın kataloğu, bunların kırmızı ve mavi renkte geldiğini belirtiyor.

Renk çizelgesi, muhtemelen astronotların fotoğraflara koyduğu renk/gölge çizelgesiyle ilgili; tıpkı, beyaz bir kağıt parçası tutup, fotoğrafın beyaz dengesini daha sonra düzeltmeniz gibi (bu fotoğrafta bir tanesini görebilirsiniz). Görüntüde bir çeşit dayanak noktasına ihtiyacınız var (tamamen siyah veya tamamen beyaz olan bir şey gibi); bu sayede, fotoğrafı işlediğiniz zaman renkleri doğru hale getirebiliyorsunuz. Bu durum, Ay’da özel bir önem taşıyor çünkü astronotların aldığı bütün kameralar, Dünya üzerinde dünyevi ışık için tasarlanmıştı. Filmde görülen şeyler, boşluk ortamındaki farklı koşullar sebebiyle çok farklı görünebilirdi. Hatta o zamanlar bazı bilim insanları, Apollo seferlerinin hiç renkli kamerayla çekilmemesi gerektiğini, çünkü nihai görüntülerin fazla güvenilmez olabileceğini iddia etmişlerdi. Ay’dan gelen görüntülerin üzerinde çalışan fotoğrafçılar, renklerde meydana gelen değişimin devasa olduğunu söylemişlerdi; bazı fotoğraflar tuhaf şekilde mavi, diğerleri morumsu kırmızı renkteydi; astronotlar bu tür bir şey görmediklerini söyleseler bile.

O kadar da bilimsel bir olay değil fakat Astronot Al Bean; söz konusu sefer için Ay Modülü pilotu olacak olan Clifton Curtis “C.C.” Williams’ınkilerin yanında kendi havacı nişanını da yüzeye bırakmıştı. Kullandığı T-38 jeti, kanserden ölen babasını ziyarete giderken mekanik bir arıza verince ölmüştü. Bean, Williams’ın ölümünden sonra bu görevi devraldı. Kendisi ayrıca; Williams’ın da dahil olduğu üç kişilik mürettebatı içeren dört yıldıza sahip Apollo 12 rozetinde de onurlandırıldı.

Ay üzerinde elektrik prizleri bulunmuyor, bütün Apollo seferlerinde; astronotların ihtiyaç duyduğu büyük ve deneysel cihazların bazılarına güç vermek amacıyla, yakıt olarak plütonyum kullanılan bir radyoizotop ısıl üreteci götürülmüştü.

Diğer cihazlar daha basitti. Uzantı araçları (MAŞALAR ve diğer tutucular ile beraber), astronotların şişkin eldivenlerinde tutmakta zorlandıkları şeylere ulaşıp onları tutmalarına yardımcı olmuştu. Astronotlar ayrıca, kostüm içinde yer alan içme cihazlarına sahiplerdi çünkü uzay boşluğunda bir su şişesini öylece yudumlayamazsınız.

Maalesef Ay yüzeyinde, başka dünyaya ait bir tatil yerindeki gibi gerilen hamaklar yoktu. Ay’da bırakılan hamaklar, uzay aracının içerisinde kullanılmak içindi; astronotlar, günde sekiz saat çalışmanın sonucunda burada dinlenebiliyordu. Bu Apollo çizelgesinde, son derece gergin görünen bir astronotun bu hamaklardan birinde yattığını görebilirsiniz.

Golf toplarına gelince; muhtemelen Alan Shepard’ın, Ay’ın düşük yerçekimli ortamında onlara vurduğu şu meşhur görüntüleri görmüşsünüzdür. Astronotların bile eğlenmeye ihtiyacı var. Cirit ise biraz daha kafa karıştırıcı. Aslında hiç kimse, Ay’a gerçek bir cirit götürmüş gibi görünmüyor. Fakat Ed Mitchell, bir örnekleme cihazının uzun kolunu cirit gibi fırlatmaya karar vermiş (buradan onu görür gibi olabilir ve bir golf topunu görebilirsiniz), bu yüzden NASA arşivcileri, en iyi ihtimalle; Ay’da atılan ilk ve tek cirite selam göndermek için onu da listeye dahil etmişler.

İşler burada biraz ilginçleşiyor. Burada biraz normal şeyler var; mikrofilm, uçuş tulum giysisi (ICG) pantolonları (bunlar gibi) ve Ay’dan örnek alınırken kullanılan bir tırmık. Sıvıyla soğutulan giysi, astronotların marşmellov uzay kostümlerinin altına giydikleri katmanı oluşturuyor. Giysi, vücudu soğutmak için tasarlanan ve içlerinden su geçen küçük tüplerle dolu. Birleşik Devletler Deniz Piyade Teşkilatı bayrağı ve ıslak mendiller bile gayet anlaşılabilir (hâlâ ıslak olup olmadıkları henüz tespit edilememiş). Uyku sınırlayıcıları, elbette yer çekimi olmayan bir yerde uyumak için. Ayrıca çekiç ve tüy ise; farklı kütleye sahip iki nesnenin, hava direnci olmadan nasıl aynı hızla düşeceğini gösteren meşhur bir deneyin parçalarını oluşturuyor.

James Irwin’e, buradaki diğer birçok ilginç nesne için teşekkür ediyoruz. Ay modülünün gösterge panelinin solunda yer alan incil ona ait, kendi fotoğrafı da öyle; bu bir öz portre fotoğrafı fakat bunun ne çeşit bir öz portre olduğuna veya kendisinin bunu neden getirdiğine yönelik neredeyse hiçbir bilgi bulunmuyor. Kendisi ayrıca, kişisel tercih kitindeki (astronot olarak götürmenize izin verilen ve NASA tarafından önceden atanmamış olan küçük eşya kutusu) 2 dolarlık kağıt paraları güvenli bir yere gizlemeyi ve daha sonra bunları Ay hatırası olarak satmayı kapsayan planın sırdaşlarından birisiydi. Bu 2 dolarlık kağıt paraların bazıları bugün satın alınabiliyor fakat büyük çoğunluğu hâlâ Ay’da ikamet ediyor; Irwin ve hemşehrileri, onları orada unutmuşlar.

Burada büyük oranda normale dönüyoruz. Kozmik ışın algılayıcıları ve uzak morötesi kameralar, Apollo 16 astronotlarının Ay ziyaretlerinde veri toplamak için kullandığı pek çok cihazdan sadece ikisi. Onlardan önceki pek çokları gibi, onlar da bir Hava Kuvvetleri nişanını hatıra olarak bırakmışlar.

Ayrıca, daha uzak bölgelerden örnek toplamak amacıyla; kolayca yürüyebilecekleri yerlere göre daha uzakta kalan mesafelere gitmek için kullanılan Ay gezme taşıtını da arkalarında bırakmışlar. Kepçe, tabii ki bu örnekleri almak için kullanılmış ve harita tutucu ise; büyük ihtimalle güdük kostüm eldivenlerinizde haritayı tutmak için. Charles Duke, bir aile fotoğrafı bırakmasıyla da ünlü. Fotoğraf, Ay tozlarının ona zarar vermemesi için koruyucu bir plastikle örtülmüş. Peçeteliğe gelirsek; neden sadece Apollo 16 ve 17’nin buna ihtiyaç duyduğu belli değil fakat, belki de NASA’daki tüm götürülecek paketleri almışlardır.

Bazı standart alet edevat ve çeşitli deneylere; ayrıca mecburi gezinti taşıtına ek olarak Apollo 17 astronotları, geride az buçuk başka kişisel eşyalar da bırakmış görünüyor. Bilek aynası, belki de Dünya’da o kadar kullanışlı olmasa da, Ay’da kullanışlı bir araç idi. Onu kullanarak, güneş ışığını karanlık noktalara yönlendirebilirdiniz; gerçekten güneş enerjisiyle çalışan bir fener gibi.

Geride bırakılan sabun, anti bakteriyel merhem ve kişisel temizlik takımına bakarsak, en azından temiz bir grupmuş. Astronotların, 12 günlük bir yolculuk için neden tırnak makası almaları gerekmiş, belli değil; fakat, düşük yerçekiminde tırnak kırpıntısı toplamaktan daha zor bir temizlik işinin olamayacağını hayal ediyoruz.

 

 

 

 

 

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir