Perseid Meteor Yağmuru Bu Gece Zirve Yapıyor. Peki Nasıl İzlenir?

0
222
Altta ESO'nun Çok Büyük Teleskop'u, üstte ise Perseid'ler ve Samanyolu Galaksisi görülüyor. Fotoğraf: S. Guisard/Avrupa Güney Gözlemevi

Son bir ayda gün batımından sonra dışarı çıkıp bulutsuz bir gecede gökyüzüne baktıysanız, Perseid’lerin yıllık geçişine şahit olmuş olabilirsiniz. Eğer henüz görmediyseniz üzülmeyin, hâlâ zaman var. Perseid’lerin 11-13 Ağustos arasında zirveye ulaşması bekleniyor. Bu gök taşları, en iyi gece yarısı ile gün doğumu arasında izleniyor. Biz de burada, yaklaşan gösteri hakkında aklınıza gelebilecek tüm soruları cevaplıyoruz. Zaman kaybetmeden başlayalım.

Bu şey nerede ve ne zaman gerçekleşiyor?

Perseid gök taşı yağmuru, her yaz bir ay kadar görülüyor. Perseid’ler, 2021 yılında 14 Temmuz’dan 24 Ağustos’a kadar devam edecek fakat 11 ile 13 Ağustos arasında zirve yapacak. Her zaman olduğu gibi en iyi izleme zamanı şafaktan önce. Zirve günlerinde Ay’ın parlaklığı sadece yüzde 19 olacağından, gök taşlarının kolaylıkla görülebilmesi lazım.

Meteor yağmuru ile normal yağmur arasında ne fark var?

Yağmur, atmosferdeki su buharının yoğunlaşarak su damlalarına dönüşüp yer çekimiyle düşecek kadar ağırlaşmasıyla meydana gelen bir doğa olayı.

Meteor yağmuru ise kuyruklu yıldız ve asteroitlere ait sayısız ufak kalıntının Dünya atmosferine çarpmasıyla meydana gelen bir olay. Gittikçe hızlanan bu toz, buz ve kaya öbekleri, gezegenimizi çevreleyen (atmosfer adını verdiğimiz) yoğun hava baloncuğuyla başa çıkamıyor ve asla ulaşamayacakları zemine doğru hızla yaklaşırken görkemli bir ışıltıyla yanıp, gökyüzünde iz bırakıyorlar.

Tekrarlamak gerekirse; yağmur, su buharının atmosferde yoğunlaşıp tekrar yeryüzüne inmesi olayı. Meteor yağmuru ise normal yatma saatinizden biraz daha uzun süre uyanık kalmanız durumunda, karanlık gökyüzünün ihtişamını görerek bu devasa evrene olan hayranlığınızı yeniden uyandırmaya yardımcı olan bir olay.

(Yağmurlar herhangi bir zamanda yağabilse de, tam da meteor yağmurunu görmek için sabırsızlandığınız zamanlarda ortaya çıkmalarıyla ünlüler ki bu sayede manzarayı berbat edebilsinler. Eğer meteor yağmuruyla aynı gece yağmur bekleniyorsa, o halde vay halinize. Talihsiz bir durum. O zaman gidip yatabilirsiniz.)

Perseid’ler isimlerini nereden alıyor?

Geceleyin Perseid’ler geçtiği zaman gökyüzüne baktığınızda, Perseus takımyıldızından parlak ışık noktalarının çıktığını görürsünüz. Fakat bunlar takımyıldızın kendisinden çıkmıyor; sadece, gök taşlarının gökyüzünde ortaya çıktığı nokta (arkadaşlarınızı etkilemek istiyorsanız, buna radyan deniyor) Perseus takımyıldızıyla aynı hizada duruyor. İnsanlar Perseid’leri binlerce yıldır gözlemliyor. Bu olayın yazılı kayıtları, MÖ 36 yılına kadar uzanıyor.

Perseid’lere ne sebep oluyor?

Perseid’leri meydana getiren gök taşları, 109P Swift-Tuttle Kuyruklu Yıldızı’nın geride bıraktığı tozlu kalıntılardan oluşuyor. Çok tüy döken evcil bir hayvan gibi, Swift-Tuttle da güneş sisteminde sallana sallana giderken geride ufak parçalarını bırakıyor; özellikle de yıldızımızın yakınına geldiğinde, katı ve buzlu yüzeyi ısınıp gaz haline geçtiği zaman. İç güneş sisteminde nereden geçtiği belli oluyor çünkü arkasında, buz ve tozdan oluşan kendine ait bir bulut bırakıyor. Bunları, kuyruklu yıldızın arkasından gelen güzel bir parıltı şeklinde bırakıyor. Koma adı verilen bu bölüm, kuyruklu yıldız güneşe yaklaştığı zaman ortaya çıkıyor. Kuyruklu yıldızın çekirdeği veya katı merkezi yakından geçtikten sonra ise toz ve buz kalıyor.

Swift-Tuttle’ın adı, kendisini 1862 yılında keşfeden gökbilimciler Lewis Swift ve Horace Tuttle’dan geliyor. Hem Swift hem de Tuttle, bu kuyruklu yıldızı birbirlerinden habersiz şekilde fark etmiş ve bu yüzden cisme ikisinin adı verilmiş. Fakat kuyruklu yıldız, kozmik mahallemizi uzun bir süredir ziyaret ediyor. Buzlu cismin yörüngesi, kendisini Neptün’ün ötesine götürüyor ve sonra yeniden güneşin yakınına fırlatıyor. Bu noktada, kuyruklu yıldızın yörüngesiyle bizim yörüngemiz birbirine yaklaşıyor. Güneşin etrafındaki bu gidiş geliş yolculuğu 133 yıl sürüyor.

En son 1992‘nin Aralık ayında uğrayan cisim, bir dahaki sefer 2126 yazında yaklaşacak.

Swift-Tuttle, yaklaşık 26 kilometre çapında büyük bir kuyruklu yıldız. Kıyaslama yapmak gerekirse, dinozorların ölmesine sebep olan asteroidin hemen hemen iki katı büyüklüğünde. İnsanlar bu cismin Dünya’ya çarpacağından biraz endişe duysa da, 1992 yılında yaptığı son yakın geçişin ardından bilim insanları kuyruklu yıldızın sonraki birkaç yüzyıldaki yörüngesini hesaplamış ve herhangi bir çarpışma tehlikesi bulunmadığını ortaya çıkarmış.

Diğer gezegenlerin yakınından da geçiyor mu?

Swift-Tuttle, güneşin etrafında diğer gezegenlere kıyasla dik bir eğimde geziyor. Yörünge şemasını buradan görebilirsiniz. Şu anda güneş sisteminin dış bölgelerine doğru giden kuyruklu yıldız, ekliptik düzlemin çok altında yer alıyor (Dünya’nın da içinde bulunduğu gezegenlerin hepsi, güneşin etrafında hemen hemen aynı geometrik düzlemde dönüyor).

Arizona Üniversitesi’nde çalışan gökbilimci Jim Scotti şöyle aktarıyor: “Yörüngesi, ekliptiğe yaklaşık 113 derece eğimli duruyor. Dünya’nın yörüngesine ise güneş sistemi düzleminde güneye doğru geçerken yaklaşıyor. Uranüs ile Satürn arasında, bizim yönümüzde kuzeye doğru gittiği sırada güneş sistemi düzleminin dışından da geçiyor.”

Kuyruklu yıldızın enkaz akıntısından geçen tek gezegen biz olsak da, diğer daha büyük gezegenler cismin uzun ve tozlu izinde etki meydana getirebiliyor. Özellikle Jüpiter’in, kuyruklu yıldızın izini bozduğu biliniyor.

Aralarında Venüs, Mars ve Merkür’ün bulunduğu atmosfer barındıran diğer gezegenlerde de meteor yağmurları görülüyor. Jüpiter’e bir sürü büyük meteor ve kuyruklu yıldız çarpıyor. Satürn’ün halkaları ise meteorlar tarafından dövülüyor. Meteor yağmurları, Uranüs ve Neptün’den daha zor gözleniyor çünkü bu gezegenler ile Dünya’daki teleskoplar arasında büyük bir uzaklık bulunuyor. Fakat Neptün’e en az bir kuyruklu yıldızın çarptığına yönelik bazı kanıtlar mevcut. Bazı modeller ise Uranüs’ün, geçmişte diğer gezegensel cisimler ile çarpıştığını akla getiriyor.

Eğer bu toz izinin içinden her yıl geçiyorsak, bu tozu tüketiyor olmalıyız değil mi? Daha ne kadar meteor yağmuru kaldı?

Bir sürü. Kuyruklu yıldız 133 yılda bir geri geldiğinden, Perseid’leri meydana getiren maddeler yavaş fakat istikrarlı bir şekilde yenileniyor.

Atmosfere giren bu şeyler ne kadar büyük ve atmosfere girdiklerinde ne oluyor?

NASA’da araştırmacı olan Bill Cooke 2010 yılında Scientific American dergisine konuşarak, gökyüzünden geçen çoğu cismin çapının sadece birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar olduğunu söylemiş. Bunlar atmosferimize çarptıkları esnada saniyede 60 kilometre veya saatte 214.360 kilometrelik bir hızda gidiyor.

Bu hızlarda atmosferimizin ince üst katmanları bile, Dünya’ya düşerken görkemli şekilde parlayan kum tanesi boyutundaki bu parçacıklar için geçilemez duruma geliyor. 2013 yılında Rusya’nın üstünde patlayan yaklaşık 17 metre çapındaki Çelyabinsk meteoru gibi daha büyük meteoroitler, benzer fakat daha yıkıcı bir süreçten geçiyor. Dünya’ya doğru hızla ilerlerken, meteoroidin içindeki hava cismi zorluyor ve basıncı artırarak içten dışa doğru patlamasına neden oluyor. Neyse ki Perseid’lerden göreceğiniz çoğu şey, gökyüzünde herhangi bir hasara sebep olmadan ışıldayan çok daha uysal alev topları olacak.

Bazı yıllar diğerlerinden daha mı iyi oluyor?

Yukarıda Jüpiter’in etkisinden bahsettiğimizi hatırladınız mı? Swift-Tuttle genelde güneş etrafında aynı güzergâhı takip etse de, bazen Jüpiter gibi daha büyük gezegenler kendisini (ve tozlarını) biraz çekiyor ve onu biraz daha farklı bir güzergâha yerleştiriyor. Güneş’ten gelen daimi bir parçacık akımı olan güneş rüzgarı da kuyruklu yıldızın ve tozlarının konumunu değiştirmede rol oynuyor; geride kalan toz izlerini yavaşça itip uzaklaştırıyor.

Kuyruklu yıldızın 1862 günberi geçişi (veya güneşe en yakın noktası) sırasında arkasında bıraktığı tozlar, kuyruklu yıldızı 1479 civarında; üç yörünge önce terk eden enkaza göre daha yakın olacak. Bu tozlar daha fazla da yayıldığından, kuyruklu yıldızdan çıktıkları zaman olduğu kadar yoğun olmayabilirler” diyor Scotti.

Kuyruklu yıldızın 1479 ile 1862’deki geçişinden kalan akımlar, kuyruğun geri kalanından biraz uzakta bulunuyor; halen tespit edilebilecek kadar… Dünya 2016 yılında yaptığı gibi bunların içerisinden geçtiğinde, sonuç bir feveran olabiliyor; ya da saat başına görülen gök taşı miktarında çarpıcı bir artış meydana gelebiliyor. Bu sene böyle bir şey beklenmiyor ve Ay da çok işbirliği yapmıyor. Yine de yıldız gözlemcileri sabırlı olurlarsa, gökyüzünde bir sürü çizgi görebilirler.

Bu enkaz bölgelerinden çok var mı?

Evet! Perseid’ler, meteor yağmuru departmanında hiç de yalnız değil. Aralık ayındaki Geminid’ler, çok daha parlak olmalarıyla biliniyor fakat çoğu kişinin iç mekanlarda olduğu çok soğuk havalarda görülme eğilimi sergiliyorlar.

Tamam, kulağa güzel geliyor. Perseid’leri ne zaman görebilirim?

Perseid yağmuru bu yıl Temmuz’un ortasında başladı ve 11 ile 12 Ağustos’ta zirveye ulaşacak. NASA 12 Ağustos’ta, ufkun üstündeki faaliyetin en yükseğe ulaşacağı şafak öncesi saatlerde dışarı çıkmayı öneriyor. Bulabildiğiniz en karanlık bölgede yukarı (fakat dümdüz yukarı değil) ve Kuzey’e doğru bakın. Gökyüzünü birkaç saat incelemeye çalışın. Gözlerinizi ne kadar alıştırırsanız, aslında o kadar fazla gök taşı görürsünüz.

Sabahın erken saatlerinde yataktan kalkmak pek size göre değilse, bu hafta hava karardıktan sonraki herhangi bir zaman şansınızı deneyebilirsiniz. Gece yarısı veya sonrasında şansınızın yaver gitmesi lazım.

 

 

 

 

 

 

Yazar: Mary Beth Griggs/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here