Samanyolu Galaksisi’nde Yaşam İçin En İyi Yer ve Zaman: Burası ve Şimdi Değil

0
119
Samanyolu Galaksisi. Görüntü: NASA

Dünya’daki yaşamın var oluşu ve sürekliliği, gittikçe daha fazla şans eseri gibi görünüyor. Samanyolu Galaksisi’nin tarihi üzerine yapılan yeni bir analize göre, yaşamın ortaya çıkması için en uygun yer ve zaman burası ya da şimdi değil; 6 milyar yıldan daha uzun bir zaman önce galaksinin etekleriymiş…

Uzay ve zamandaki bu belirli nokta, uzaya ölümcül radyasyonlar gönderen gama ışını patlamaları ve süpernovalara karşı en iyi korumayı sağlayan yaşanabilir bir dünya sunabilirmiş.

Galaksinin Güneş Sistemi’ni de içine alan orta bölgeleri, yaklaşık 4 milyar yıl önce bu dış kesimlerden daha güvenli hale gelmiş; dış kesimlerin eski hali kadar olmasa da, yaşamın ortaya çıkmasına yetecek kadar güvenli hale…

İtalya’daki Insubria Üniversitesi ile Ulusal Astrofizik Enstitüsü’nde çalışan gökbilimci Riccardo Spinelli şöyle açıklıyor: “Bizim çalışmamız, Samanyolu’nun yüksek miktarda yıldız oluşumu ve düşük metaliklik sebebiyle nispeten az gezegen barındıran dış bölgeleri hariç; gezegenlerin yaklaşık 6 milyar yıl öncesine kadar pek çok patlama olayına maruz kaldığını ve bu olayların kitlesel bir yok oluşu tetikleyebileceğini gösteriyor.”

Kozmik patlamaların şakası yok. Gama ışını patlamaları ve süpernovalar gibi inanılmaz derecede enerji yayan olaylar, uzaya kozmik radyasyon gönderiyor. Çıkan şeyler o kadar yoğun ki, yaşam için ölümcül olabilirler.

Fakat Dünya, bu olaylara karşı dayanıklı değilmiş. 2,6 milyon yıl önceki Pliyosen sonu yok oluşu ile 359 milyon yıl önceki Geç Devoniyen yok oluşu gibi tarih boyunca meydana gelen çeşitli kitlesel yok oluşlar, süpernovalarla ilişkilendirilmiş. Süpernovalardan çok daha nadir fakat çok daha güçlü olan gama ışını patlamaları da benzer şekilde yıkıcı olurdu.

Her iki olay da, yıldızların yaşam döngüleriyle ilişkili. Süpernovalar, dev bir yıldız ana sekans ömrünün sonuna ulaştığı zaman veya madde toplayarak genişleyen beyaz bir cüce yıldız istikrarsız hale gelip, yeniden alevlenerek kontrolsüz bir kaynaşmaya girdiği zaman meydana geliyor. Her iki senaryo da, yıldız maddesinin devasa şekilde patlayarak uzaya dağılmasıyla sonuçlanıyor.

Gama ışını patlamalarının, çökme yoluyla nötron yıldızlarına veya kara deliklere dönüşen yıldızlardan çıktığı düşünülüyor. Ayrıca, nötron yıldızları birleştiği zaman da ortaya çıkabildiğini biliyoruz. Samanyolu Galaksisi’nde bu patlamalardan hiç görülmemiş. Tespit edilenler ise milyonlarca ışık yılı uzaklıkta bulunan diğer galaksilerden gelmiş. Bunlar, evrendeki en enerjik elektromanyetik olaylar.

Bilim insanları 450 milyon yıl önce, dinozor çağı henüz başlamadan meydana gelen bir gama ışını patlamasının, Ordovisyen kitlesel yok oluşunu tetiklemiş olabileceğini düşünüyor.

INAF’ta çalışan gökbilimci Giancarlo Ghirlanda şöyle aktarıyor: “Süpernovalar, dev yıldızların ortaya çıktığı yıldız oluşum bölgelerinde daha sık meydana geliyor”

“Diğer taraftan gama ışını patlamaları, etrafında henüz yetersiz miktarda ağır element bulunan yıldız oluşum bölgelerini tercih ediyor. Bu bölgelerde metal yönünden zayıf gazlarla oluşan dev yıldızlar, yıldız rüzgarları sebebiyle yaşamları süresince daha az kütle kaybediyor. Bu sebeple söz konusu yıldızlar, kendilerini hızlı bir dönüşün içerisinde tutabiliyorlar. Bir kara deliğin oluştuğunda kuvvetli bir jet fırlatabilmesi için bu koşulun sağlanması gerekiyor.”

Yaşam için en güvenli yerleri bulmak için Samanyolu Galaksisi’nin evrimsel tarihini modelleyen araştırma takımı, süpernova ya da gama ışını patlaması barındırması en muhtemel bölgelerin oluşumuna dikkat etmiş.

Araştırmacıların modeli, galaksinin içteki bölgelerinin dış kesimlerden daha hızlı oluştuğunu göstermiş; bu yüzden Samanyolu’nun iç kısmı hem yıldız oluşumu bakımından, hem de kozmik patlamalar bakımından çok daha faal olmalıymış. İç bölgedeki yıldız oluşum hızı zamanla yavaşlarken, dış bölgelerde ise artış göstermiş.

Evren gençken, çoğunlukla hidrojen ve helyum ile doluymuş; ilk yıldızlar bu gazlardan oluşmuş. Ağır elementler ise yıldız çekirdeklerinin kaynaşmasından oluşmuş; bu elementler, halen süpernova patlamalarıyla oluşuyor.

Yıldızlar yaşayıp öldükçe, Samanyolu’nun orta bölgesi de ağır element ve metaller yönünden zengin hale gelmiş.

Bunun karşılığında, gama ışını patlamalarının sıklığı azalmış ve (galaksi merkezinden yaklaşık 6.500 ila 26.000 ışık yılı uzaklıktaki) orta bölge eskisinden daha güvenli hale gelmiş.

“Bizim çalışmamız, galaktik merkezden yaklaşık 6.500 yılı uzaklıkta bulunan ve süpernova patlamalarının daha sık gerçekleştiği en merkezi bölgeler hariç tutulduğunda; jeolojik dönemlerdeki evrimsel baskıların çoğunlukla gama ışını patlamalarıyla belirlendiğini öne sürüyor” diyor Spinelli.

“Gama ışını patlamaları süpernovalardan çok daha nadir gerçekleşen olaylar olmasına karşın, daha büyük mesafelerden kitlesel bir yok oluşa sebep olabiliyorlar: En enerjik olaylar oldukları için, en uzun menzile sahip bazukalar.”

Samanyolu Galaksisi’nin etekleri önceden orta bölgelerden daha güvenli olsa da, haberler iyi gidiyor; en azından bizim için. Takımın yaptığı analizlere göre, Samanyolu Galaksisi’nin etekleri son 500 milyon yılda iki ila beş uzun gama ışını patlamasıyla sterilize olmuş olabilir. Bunun yanısıra Güneş Sistemi’mizin konumu, hiç olmadığı kadar güvenli hale gelmiş.

Fakat bu göreceli tehlike ve kozmik patlamalara tekrarlı biçimde maruz kalmak bile, bizim için şans eseri meydana gelmiş olabilir.

“Günümüzde Dünya gezegeninde var olan yaşamın, kitlesel yok oluşların karmaşık yaşamın gelişmesi ihtimalini olanak dışı bırakmayabileceğini gösterdiğini belirtiyoruz” diye yazıyor araştırmacılar makalelerinde.

“Bunun aksine doğru hızda meydana gelen kitlesel yok oluşlar, ana gezegenimizdeki karmaşık yaşam biçimlerinin evriminde çok önemli bir rol oynamış olabilir.”

Bu yüzden, belki de “güvenliğe” biraz şüpheyle yaklaşılması gerekiyor.

Araştırma Astronomy & Astrophysics bülteninde yayımlandı.

 

 

 

 

Yazar: Michelle Starr/ScienceAlert. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here