Simsçe Dilinin Şaşırtıcı Bilimsel Kökenleri

0
Çizim: Natalie Andrewson

Electronic Arts firmasının Maxis Stüdyoları’nda çalışan kıdemli ses direktörü Robi Kauker, 2000 yılında tanıtılan ve çok ses getiren animasyon bilgisayar oyunu Sims’in başından beri geliştirilmesine yardım ettiği, Simsçe denilen kendine özgü bir dilinin olduğunu söylüyor. Oyuncular Sims denilen karakterleri yaratıyorlar ve açlık, eğlence, hijyen gibi isteklerini karşılayarak hayatlarını yönetiyorlar. Karakterlerin çıkardığı sesler ise tamamıyla Kauker’in grubunun tasarımı. Oyun tamamen serbest stilli yani oyuncuların Sims’lerin hayatını nasıl yöneteceklerine dair belli bir kural yok. Oyuncular dünyayı keşfediyor ve kendi hikayelerini yaratıyorlar. Ekibin ilk hedefi, karakterlere hikayelerini anlatmadan ses vermek olmuş. Eğer gerçek bir dil kullansalardı, bu durum oyuncuların hayal gücünü kısıtlardı. Onun yerine gerçek bir dile ait kelimeler kullanmadan karakterlerin duygularını ifade edebilecek ses aktörleri kullanmışlar. Aktörler beş gün boyunca bilmedikleri dillerin kelimelerini kullanarak doğaçlama yapmış ve bu kelimelerin duygusal seslerinden ilham almışlar. Sonraki yıl bu kayıtların Simsçe’ye çevrilmesiyle geçmiş. Bunu yapmanın aptalca bir zorluğu olduğunu söylüyor Kauker. Oyun tasarımcıları birkaç saniye uzunluğunda bir duygu istiyor, onlar da bu duyguyu karşılayacak parçaları kesip birleştiriyormuş.

Sonunda bir çeşit dil ortaya çıkmış. Örneğin aktörlerin kayıtlarından oluşturulan “Sul-sul” kelimesi, genelde neşeli bir selamlaşma ifadesi olan “Aloha” kelimesinin dengi olmuş. Simsçe’nin ilk haline “bebek konuşması” demişler çünkü son derece doğrudan ve basitmiş. Sims geliştikçe Simsçe de gelişmiş. Artık oyunda tek heceli kelimelerin yerine daha karmaşık yapılar ve daha geniş bir duygusal kapsam var. Normalde Sims’ler gülerken ve ağlarken ellerini yüzlerine koyuyor. 2014 yılında çıkan Sims 4 ile beraber ise daha basit sorunlarda ağlayıp, ölüm gibi olaylarda hıçkırarak ağlamaya başlamışlar. Oyunda duygusal bir zeka oluşmuş. Ekip yine de ilk hedefinden, yani bilindik kelimeler olmadan hikaye anlatmaktan ve herkese hitap eden bir dil geliştirmeye çalışmaktan vazgeçmeyeceğini söylüyor.

 

Yazar: Marion Renault/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz