Somonları Kurtarmanın Sırrı, Onların Kulaklarında Yatıyor

Nuşagak Nehri’nin somonları, yaşam alanlarını yıldan yıla değiştiriyor; üstelik bu durum, bu balıkları nasıl koruyacağımıza yönelik önemli tavsiyeler içeriyor.

Sahile yumurtlayan kızıl somon

Yumurtadan çıkan, büyüyen ve yumurtlamak için güneybatı Alaska’nın Nuşagak Nehri’ne geri dönen kızıl somon ile kral sombalığı, dünyada en fazla somon balıkçılığının yapıldığı yer olan Bristol Körfezi’nin bir parçasını oluşturuyor. Körfez, 1.5 milyar dolarlık bir balıkçılık endüstrisine ev sahipliği yapıyor ve bu yerel zemin çökeltisine bağlı topluluklarda önemli bir rol oynuyor. Şimdiyse, yapılan yeni bir çalışma; onları korumanın, daha önce sanıldığından çok daha karmaşık olduğunu gösteriyor.

Çünkü geçtiğimiz gün Science bülteninde yayınlanan yeni bir çalışmaya göre bunun sebebi; balıkların, Nuşagak havzasının büyük ve çeşitli boyuttaki doğal ortamı ile sürekli değişen, dinamik bir ilişkilerinin olması ve doğup büyüdükleri yerin yıldan yıla değişiklik göstermesi. Bu durum, en iyi yaşam alanının nerede olduğunu açıklamayı zorlaştırıyor. Çalışmanın baş yazarı ve Washington Üniversitesi’nde balıkçılık ekoloğu olan Sean Brennan, şöyle söylüyor: “Bu dinamiklerin değişim gösterdiğini ve bunun, bütün bir tabiatın kilit kaynakları üretme şeklini nasıl etkilediğini ve bunların zamanla nasıl değiştiğini gösterdik. Bütün tabiat birbirine bağlı ve her şey bu kaynakların oluşumuna katkıda bulunuyor.”

Somon gibi hareketli türlerin ideal yaşam alanları, çevredeki değişimlere tepki olarak zamanla değişim gösteriyor ve ekologların “değişen yaşam alanı mozaikleri” olarak adlandırdığı biçimde sonuçlanıyor. Yapılan çalışma, somonlar havza boyunca yer alan doğal yaşam alanları arasında geçiş yaptığı zaman bile; dünyadaki kızıl somonun neredeyse yarısının kaynağı olan ve Bristol Körfezi’nde yapılan balıkçılığın nasıl güvenilir kaldığını gösteriyor. Bir koruma kuruluşu olan Yaban Somonu Merkezi’nin bilim müdürü Matthew Sloat, “Bu araştırma, somon havzalarının nasıl işlediğini gösteren mükemmel bir çalışma” diyor.

Balıklar, kendi yaşam alanı mozaiklerinin belirlenmesi bakımından mükemmel bir araca; mineral katmanlarının ömürleri boyunca biriktiği kulak taşlarına sahip. İkiye bölünmüş bir kulak taşında, bu katmanlar tıpkı ağaç halkası gibi görünüyor ve benzer bilgiler sunuyorlar. Taşlar, nehir suyundaki kalsiyum karbonatın zamanla birikmesiyle oluşuyor. Bu katmanlar tek başlarına bir bölgeye işaret etmiyor fakat doğal su yolları, aynı zamanda küçük miktarlarda stronsiyum içeriyor ve bunlar da zamanla kalsiyum karbonat katmanlarına ilave oluyor. Stronsiyum izotoplarının oranı, balığın içinde bulunduğu yere bağlı olarak değişiklik gösteriyor ve bu durum; araştırmacıların, somonun bütün hayatı boyunca nerede yaşadığını belirlemek için kullandıkları benzersiz bir kimyasal imza meydana getiriyor. Ayrıca, kulak taşı halkalarının boyutu, bir balığın belirli bir çevrede ne kadar fazla büyüdüğünü ortaya çıkarabiliyor. Bilim insanları bu taşları, Nuşagak halicinde denizden dönmekte olan kızıl somon ve kral sombalığından toplamış. Toplamda 1.377 somondan ve 2011, 2014 ile 2015 yıllarında alınan otolitleri incelemişler.

Genç bir kral somonun, otolit şeklinde adlandırılan kulak taşının en kesiti. Sean Brennan / Washington Üniversitesi

Çalışmada bulunduğu üzere; balıkların nehirde doğduğu konumlar, genç balıkların yiyecek aradığı ve büyüdüğü yerler gibi, yıldan yıla değişiklik göstermiş. Örneğin 2011 yılında kral somon balığı, havzanın kuzeybatı bölümünde; yukarı Nuşagak Nehri’nde doğmuş. Ancak bu yüksek üretim bölgesi; 2014 ve 2015 yılında, Nuşagak’a karışan Mulçatna Nehri’ne doğru doğuya kaymış. 2014 yılında kızıl somonlar Tikçik Gölleri’nin yakınında doğmuş; 2015 yılında ise daha geniş yayılımlı göl ve nehirlerin oluşturduğu doğal yaşam alarında doğmuşlar.

Brennan, bazı konumların neden bir yıl mükemmel bir doğma ve büyüme alanı olup da diğer yıl olmadığının, cevaplanması zor bir soru olduğunu söylüyor. Somon için “iyi olan yaşam alanı”; sıcaklığın, yiyecek mevcudiyetinin ve akarsu akışının bazı bileşimlerini kapsıyor.

Bilim insanlarının bildiği şey ise; böylesi doğal yaşam alanı seçeneklerinin yer aldığı bir menüye sahip olmanın, hareketli türlerin hayatta kalması için çok önemli olduğu. “Değişen doğal yaşam alanı mozaikleri, ekosistemleri esnek hale getiren merkezî bir nitelik” diye yazıyor araştırmacılar. Bu mozaikler, türlerin değişime uyum sağlamasına imkan tanıyor; bölgelerden biri yeteri kadar verimli olmadığında, daha iyi bir bölge bulabiliyorlar. “Sistem, kendi bölümlerinin basit bir toplamından daha fazlası. Aslında bu yerleşik tamponlama kapasitesi, bölge için çok önemli olan yenilenebilir kaynak üretiyor” diyor Brennan.

Yukarı Mulçatna Nehri havzasındaki Turkuaz Göl. Sean Brennan/Washington Üniversitesi

Sloat, Bristol Körfezi’nin nispeten istikrarlı, sürdürülebilir doğasına karşın; Alt 48 bölgesinde yapılan balıkçılıkların, kötü ve iyi yıllar şeklinde daha kutuplu olmaya yatkın olduklarını ekliyor. Bunun sebebi, bu havzaların; bakir Nuşagak’tan çok daha gelişmiş olmaları ve orada bulunan doğal yaşam alanı mozaiği türlerinden yoksun olmaları.

Çalışma, doğal yaşam alanını tasvir etmeye yönelik girişimlerin ters tepebileceğini belirtiyor. Nuşagak’taki bir ırmak kolu boyunca konumlandırılacak tartışmalı bir bakır ve altın kazı bölgesi olan Çakıl Madeni için hazırlanan bir ÇED (çevresel etki değerlendirmesi) taslağında, etkilenen balık doğal yaşam alanlarının “düşük kalitede” olduğu belirtilmiş ve “drenaj kapsamında Pasifik somon popülasyonlarında meydana gelecek doğrudan doğal yaşam alanı kayıplarının muhtemel olmadığı” aktarılmış. Fakat belki de, havza boyunca yer alan ideal doğal yaşam alanlarındaki uzun vadeli değişiklikler görmezden geliniyor olabilir. Sloat şöyle söylüyor: “Bu çalışma, kısa vadeli değerlendirmelerin, somonun doğal yaşam alanının değeri hakkında yanıltıcı bir fotoğraf sunabileceğini gösteriyor; bir yıl verimliliği düşük olan bir nehir, başka bir yıl yüksek verim sunabilir. Bu yüzden, bu; gelişim için, daha uzun vadeli düşünmeniz gereken önemli bir mesaj niteliği taşıyor.”

Özellikle iklim ısındıkça, (sadece doğal yaşam alanı parçalarını değil de) bütün bu mozaikleri korumak önem taşıyacak, diyor Brennan. “Uyum sağlama kapasitesini oluşturmanın ve öngörülemeyen bu tür değişimlere karşı esnek olmanın bir yolu da, tehlikeyi dağıtmak amacıyla bütün seçenekleri hazır tutmaktır.”

 

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir