Sonunda Juno Uzay Aracının Jüpiter’le ilgili İlk Sonuçları Elimizde

1
80
Jüpiter atmosferinde dev bir fırtınanın geliştirilmiş renkli görünümü. Juno, bu kareyi 2 Şubat 2017’de yakaladı.
NASA/JPL-Caltech/SwRI/MSSS/Bjorn Jonsson

Geçen yaz Juno uzay aracı Jüpiter içinde 2600 mil boyunca uçtu. Bu insan yapımı bir aracın güneş sistemimizin en büyük gezegenine geldiği en yakın mesafe.

Bilim insanları Juno’nun ilk uçuşunda ve de yörüngede kaldığı süre boyunca topladığı ilginç verileri hala analiz ediyorlar; fakat ilk sonuçlar kısa sürede önce yayımlandı. Science dergisindeki iki yeni çalışma ve Jeofizik Araştırma Makaleleri (Geophysical Research Letters ) ’ndeki 44 makale birtakım sıradışı ve şaşırtıcı bulguyu belgeliyor. İşte Jüpiter ile ilgili ilk akılda kalanlar şu şekilde.

Kuzey Kutbu fırtınaların kaotik bir karmaşası…

Tarihteki diğer uzay araçlarına baktığımızda Juno, Jupiter’in Kuzey Kutbuna diğerlerinden 10 kat daha fazla yaklaştı. İlk yakın geçişi sırasında elde edilen görüntüler kargaşalı bölgenin 870 mile kadar uzanan oval şekilli siklonlarla noktalandığını gösteriyor. Bu mesafe Chicago New York arasından daha geniş.

… Ve Satürn’ün kuzey kutbundan çok farklı.

Satürn’ün kuzey kutbu devasa boyutta, altıgen biçimli, fırtına ile çevrili ve merkezinde dönen yüksek hızlı bir girdap var. Jüpiter’in kuzey kutbu neredeyse hiç düzenli değil. Bu da bize bu iki gaz devinin atmosferlerinin temelde farklı olduğunu gösteriyor.

Jüpiterin çekirdeği o kadar uzak olmayabilir.

NASA astrofizikçisi Jack Connerney “Merkezinde küçük ve oldukça farklı ağır elementlerden oluşan küçük bir top gibi olduğunu düşünüyorduk” diyor. Şimdiyse kütlenin daha yayılmış olduğunu düşündüklerini söylüyor. Jüpiter’in merkezindeki yüksek sıcaklık ve basınç gezegenin orjinal kaya-buz çekirdeğini sıvı metalik hidrojenin bir katmanında gaz devinin geri kalanından keskin bir şekilde ayrılıncaya kadar aşındırarak çözüyor olabilir.

Atmosferi Dünyanınki gibi dolaşıyor olabilir…

Juno Jüpiter’in atmosferinin termik yapısına bakarak, atmosferin derinliklerinden amonyak fışkırdığına ve bunun neticesinde ekvatorun çevresinde dev hava sistemleri oluşturan bulutların beslendiğine dair işaretler elde etti. Bu çarpıcı ve beklenmedik özellikler içersinde ekvatora doğru üflenen rüzgarların olduğu, şimşekli fırtınalar üreten ve sonra kutuplara doğru geri akan Dünya’nın Hadley hücrelerine benzemektedir. Fakat Jüpiter’in hücreleri çok daha büyük ve bu hücrelerden su yerine çabucak buharlaşan amonyak kristalleri yağmaktadır.

… Ama auroraları (kutup ışıkları) bizimkinden farklı

Juno Jüpiter’in kutup ışıklarındaki elektronların çoğunlukla yukarıya doğru, kutuplardan uzağa, uzayın derinlikliklerine doğru aktığını buldu. Eğer kutup ışıkları Dünya’nınki gibi olsaydı, Juno aşağı doğru akan daha fazla elektron tespit etmiş olurdu. Connerney, bunca zaman elektronların ters yönde hareket ettiğini düşündüklerini, şu anki bulgularla karşılaştırıldığında Jüpiter ile ilgili yapılan yorumların pek uyuşmadığını farkettiklerini söylüyor.

Manyetik alanı tahmin ettiğimizden iki kat daha kuvvetli…

Juno Jüpiter’in manyetik alanının Dünya’nın manyetik alanından 10 kat daha kuvvetli olduğunu buldu.

… Ve dinamosu görünür durumda olabilir.

Bilim insanları yüzlerce yıldır gezegenlerin ve yıldızların manyetik alanları nasıl meydana getirdiklerini merak ettiler. Dünyada manyetik alanımızı oluşturan dinamoyu göremiyoruz çünkü kayalık, demir yüklü bir kabuğun derinlerine gömülmüş durumda. Fakat bir gaz devi söz konusu olduğunda bu bir sorun değil. Jüpiter’in manyetik alanı gömülü çok sayıda küçük ölçekli yapılarıyla beklenenden çok daha karmaşık görünüyor. Connerney bu çeşitliliğin Juno’nun dinamoya yaklaşmakta olduğu ve Jüpiter’in dinamosunun yüzeye çok yakın olduğu anlamına gelebileceğini düşünüyor. Juno tek seferde bir yörüngeden elde ettiği verileri birbirine ekleyerek bir dinamonun neye benzediğiyle ilgili olan ilk net haritayı ortaya çıkarabilir.

En heyecan verici olan ne ?

Connerney en heyecan verici olanın manyetk alanla ilgili veriler olduğunu, 500 yıl merak ettikten sonra, görev sonlandığında bir dinamonun neye benzediğini görebileceğimizi söylüyor. Bir manyetik alan bilimcisi olarak önyargılı olduğunu da kabul ediyor. Araştırmacılardan oluşan diğer takımların da kendi buluşlarıyla ilgili olarak aynı derecede heyecanlı olduklarını belirtiyor. Şu an içinde bulundukları durumun altı tane kör adamın size bir filin neye benzediğini söylemesi gibi bir şey olduğunu, bunun tamamen konuyu neresinden ele aldığınızla alakalı olduğunu söylüyor.

Juno emekliye ayrılıncaya dek bir ya da iki yıl daha geçecek ve bu süre zarfında şüphesiz en büyük keşiflerini göreceğiz. Görevini sonlandırdığında güneş sistemimizdeki fille ilgili daha tamamlanmış bir resim karşımıza çıkacaktır.

 

1 YORUM

  1. İlk bilgiler ilginç, özellikle manyetik alanın karmaşıklığı. Şu an sistemimiz de bulunan gezegenler de, Jüpiter de olduğu gibi çeşitli nedenlerle yaşam olanağı bulunmuyor. Ancak, Güneşin ömrünün 5 milyar olduğunu düşünürsek, geçen zaman içinde sistemimizde ki diğer gezegenler de yaşam olasılığının artması ve insanların teknolojik gelişimiyle beraber, bu gezegenlerin her birinde 600 milyon yılda bir insan ırkını sürdürme olanağına kavuşacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here