Sosyal Medyada Virüs Gibi Yayılan ‘Blob’un Arkasındaki Gerçek

MIKE MCRAE

Paris Hayvanat Bahçesi’nin yeni cazibe kaynağı, eski zamanlardaki bir festival gösterisi gibi; izleyenlere şaşırtıcı bir gizem sunuyor.

Hayvanat bahçesi; ağzı olmayan, beyni olmayan, yüzlerce cinsiyeti bulunan, kesildiği zaman hayatta kalma kabiliyeti gösteren (hatta gelişen), ‘leke’ (blob) ismini verdiği bu yapışkan benzeri canlıyı sergileyerek, insan kalabalıklarını çekmeyi umuyor.

Kendisi cidden tuhaf olsa da, çok fazla heyecanlanmayın. ‘Leke’, bilim kurgu filminden fırlamış bir şey değil. Kendisi aslında bir cıvık mantar; daha belirgin şekilde açıklamak gerekirse, Physarum polycephalum olarak bilinen bir canlı.

Fakat kendisinin görünüş şekline rağmen, bu son gösteriden hâlâ öğreneceğimiz çok şey var.

Paris Doğal Tarih Müzesi’nin müdürü Bruno David, Reuters‘a konuşarak, “Leke, doğanın gizemlerinden birine ait olan canlı bir varlık” diyor.

Kendisini gizemli bir “varlık” şeklinde adlandırmak, onu biraz abartarak pazarlamak olabilir. Fakat yine de bilim insanlarının, geçtiğimiz yıllarda bu acayip canlının büyümesini ve hareketini izleyerek öğrendiği pek çok şey mevcut.

Cıvık mantarın yanlış bir adlandırma olduğu göz önüne alındığında, bu sarı yapışkanı mikrop zannetmek zor değil. Kendisinin bu kadar hareket ettiğini görmek için, buradan da bakabileceğiniz üzere bir süre beklemeniz gerekiyor.

Fakat bu durum sizi yanıltmasın. Özellikle de bilime meraklı biriyseniz, beklemeye değer.

İşte bazı temel bilgiler: Cıvık mantarın 900 küsur türü (ki P. polycephalum da bunlardan biri), taksonomik bir baş belası. Bunlar şimdilik Protista alemine konmuş durumda; çünkü mantar, bitki, bakteri veya hayvan olmayan bir şeyi başka nereye koyacaksınız?

Hayat güzel olduğunda, amip gibi tek hücreli şekilde, yalnız bir hayat yaşamaya eğilimli oluyorlar.

Arada sırada bir araya gelerek, ele geçirecek şehir ararken; birkaç metrekareyi kaplayabilen ve plazmodyum adı verilen geniş, dallanan bir yapı oluşturuyorlar. Yani, en azından bakterileri sindiriyorlar.

Eğer aşk hayatınızın zorlu olduğunu düşünüyorsanız, o halde cıvık mantarların yerinde olmak istemezsiniz. Hücreler, genetik maddelerini yalnızca; her birinin uyumlu gen takımları olduğunda karıştırıp eşleştirebiliyorlar. matA, matB ve matC adı verilen bu takımların her biri, 16 çeşide kadar çıkabiliyor.

Fakat işin en büyüleyici kısmı, içinde bulundukları çevreyi hissetme ve hızlıca uyum sağlama kabiliyetleri; bu davranışa öğrenme adını verebiliriz çünkü bunu tanımlayacak daha iyi bir kelimemiz yok.

Yapılan son çalışmalar, bu canlıların tehlikeli maddeleri nasıl özümsediğini ve bunları da; gelecekte onlarla temastan kaçınıp kaçınmamaya karar vermelerine yardımcı olması amacıyla, bir tür hafıza sistemi şeklinde kullandıklarını göstermiş. Hatta bu ‘bilgiyi’, kaynaştıkları zaman diğer bireylere de aktarabiliyorlarmış.

Dallanan vücutlarının ağır ağır sürünmesi de, bilinçsiz bir menderes hareketi değilmiş. Cıvık mantarlar; biyokimyalarına işlenmiş algoritmalara göre güzergâh seçebiliyorlar ve bunu da, biyolojik zeka hakkında bildiğimizi düşündüğümüz şeylere meydan okuyan bir şekilde yapıyorlar.

Elbette bir hayvanat bahçesinin, böylesi ilginç bir canlıyı; “Gelin ve yeterince uzun süre bekleyerek, Gezgin Satıcı Problemini çözebilen sürüngen bir sümüğü görün” diye bağırarak tanıtması çok daha zor olur. Bu yüzden hayvanat bahçesinin, neden tüm bu ‘gizemli leke’ numarasını ortaya attığını anladığımızı sanıyoruz.

Bu yüzden lütfen, eğer Paris’teyseniz orayı ziyaret edin ve bu inanılmaz, muhteşem, gizemli ‘lekeyi’ görün. Bahçeden kaçarak şehri yok etmeyebilir fakat eğer sabırlı olursanız, size şehrin sokaklarında gezmenin en verimli yolunu söyleyebilir.

 

 

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir