Sümüğünüz Sağlığınız Hakkında Ne Söylüyor?

Bu bir nevi vücudun trafik ışığı gibi…

Sümük, yaşamın olağan bir parçasıdır ve hasta olduğunuz zaman, muhtemelen çok daha fazlasını üreteceğinizi söylemek için bir bilim insanı olmaya gerek yoktur.

Fakat fark etmediğiniz şey, sümükle dolu dokunuzdaki içeriklerin (renk ve yapı da dahil), sağlığınız hakkında aslında bir sürü şey söyleyebilecek olmasıdır. Bunlar arasında ne zaman dinlenmek gerektiği ve ne zaman burun açıcı almak gerektiği de vardır.

Amerikan Kimya Derneği’nin Tepkimeler dizisinin yeni bölümünün açıkladığı üzere, sümük, kendi görünümünü etkileyen bir sürü hücre ve bakteriyle savaşan bileşen içerir ve bağışıklık sisteminizin ne yapıyor olduğuna dair ipuçları sağlar.

Haydi sümük tayfının ‘iyi’ tarafıyla başlayalım. Akıntılı, berrak bir sümük, vücut işlevinizin sağlıklı bir parçasıdır, bu yüzden çıkan şey buysa (pek çok miktarda olsa bile), bağışıklık sisteminiz muhtemelen iyi durumdadır.

Fakat eğer sümüğünüz beyaz veya sarı hale gelirse ve kalınlaşmaya başlarsa, bu durum, normalden daha yüksek miktarda beyaz kan hücresi içerdiğine, ve vücudunuzun bir virüsün ilk aşamalarıyla mücadele ettiğine işaret eder.

Bir nevi trafik ışıklarındaki koyu sarı ışık gibi, sarı veya beyaz olan kalın sümük, genelde yavaşlamanızı, su içmenizi ve birkaç gün dinlenmenizi söyler, bu sayede bağışıklık sisteminizin işleri kontrol altına alma şansı olur.

Diğer taraftan ise, Amerikan Kimya Derneği’nin açıkladığı üzere yeşil sümük, işler kızıştığı zaman ortaya çıkar.

Bu renge genelde, miyeloperoksidaz adı verilen ve nötrofil olarak adlandırılan güçlü bağışıklık hücrelerinin üretilmesine yardımcı olan yeşilimsi bir enzimin mevcut olması sebep olur.

Eğer bağışıklık sisteminiz (ve sümüğünüz) bu hücreler tarafından istila ediliyorsa, o halde, üzgünüz ama, vücudunuz çok büyük ihtimalle zaten bir nezle veya gribin etkileriyle mücadele etmekle aşırı yük altındadır ve gerçekten dinlenmeniz gerekir.

Kırmızı renk ise, burnunuzu karıştırmayı ve üflemeyi bırakmanız anlamına gelir, çünkü bütün o sürtünme, muhtemelen biraz kanamaya sebep olmuştur. Fakat korkmayın, mukusta küçük miktarlarda kan bulunması normaldir ve endişe sebebi değildir.

Peki sarı veya yeşil sümük ile uğraşıyorsanız fakat gerçekten şalteri açmak ve işe geri dönmek zorundaysanız ne yapacaksınız?

Ortaya çıktığına göre, belirli sümük türleri ile daha iyi mücadele eden belirli ilaçlar bulunuyor, bu yüzden kendi kendinize gidip bir burun açıcı almayın.

Satın almaya karar verdiğiniz şey, belirtileriniz ve bunların temel sebebi ile uyumlu olmalıdır. Mesela, akıntılı bir burunla uğraşıyorsanız, muhtemel suçlulardan birisi histamindir. Histamin, sümük üreten vücut dokularına giden kan akışının artmasıyla, alerjilerde ve diğer bağışıklık cevaplarında çok önemli bir rol oynar.

Şanslıyız ki antihistamin ilaçları, bazı histaminleri hedeflerindeki mukus üreten hücrelere ulaşmaktan alıkoyar. Ayrıca histamin üretimini tamamen durdurabilirler… bunların tümü, peçete kutusuna uzanmayı bırakmanıza yardımcı olur.

Veya belki de, tartışılabilir şekilde daha can sıkıcı olan bir sümük sorunu olan tıkanıklıkla mücadele ediyorsunuzdur. Eğer kafanız basınç ile dövülüyorsa, tıkanıklık açıcılar, mukus üreten burun ve sinüs dokularına giden kan akışını azaltmaya çalışırlar; bu sefer bu işi kan damarlarını büzerek yaparlar. Sümük hacmini ve iltihabı azaltmak, burnunuz ve sinüslerinizdeki basıncı hafifletmeye yardımcı olmalıdır. Bu durum, temizlemeyi biraz daha kolay hale getirebilir.

Fakat hem antihistaminlere hem de burun açıcılara fazla bel bağlamak, bunların etkisini zamanla azaltabilir; bu yüzden bazen en iyi çözüm, sadece dinlenmek ve burnunuzun doğal akışını sürdürmesine izin vermektir.

Fakat biliyor muydunuz?

Doğru koşullar altında, burun akıntılarının bazıları, hasta olmak veya alerji olmakla ilgili değildir. Eğer otobüs durağında beklerken birden burnunuzun aktığını hissederseniz, suçu sümüğe atmayın. Bu aslında, soğuk havanın sıcak olan burun deliklerinize çarpmasından kaynaklanan yoğunlaşmadır. Bu yüzden, onu kolunuza silmek konusunda o kadar da berbat hissetmek zorunda değilsiniz.

Ve unutmayın, herkesinki farklıdır ve bu genel bir tavsiyedir; eğer iğrenç bir durumda hissediyorsanız, internetten çıkıp bir doktora görünme vakti gelmiş olabilir.

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

Abonelikle İlgili Konular İçin abone@doganburda.com

Eksik Sayılar İçin okurhizmetleri@doganburda.com

Müşteri Hizmetleri (212) 478 0 300

Danışma Hattı (212) 410 32 00

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir