Tramvay Problemi, ‘Gerçek Hayatta’ İlk Defa Test Edildi

Siz olsanız ne yapardınız?

Adına tramvay problemi deniyor ve bu problemin hepsi, acil bir durumda insanların hayatını kurmak için ne kadar ileri gideceğinizle ilgili; üstelik bu, birisini öldürmek anlamına gelse bile.

Şimdiyse bilim insanları, bu ünlü düşünce deneyini ilk defa gerçek hayatta test ettiler. Testte, neredeyse 200 insan katılımcı, kafese konan fareler, elektrik şokları ve verilmesi gereken kahrolası bir karar bulunuyordu.

Klasik tramvay problemini muhtemelen zaten duymuş olmalısınız ancak hızlı bir hatırlatma yapalım; çünkü yeni deneylerde sunulan ahlâki ikilemi anlamak için, probleme aşina olmak gerekiyor.

Kontrolden çıkmış bir tramvayın (veya tren vagonunun) raylardan aşağıya doğru hızla fırladığını ve ilerideki raylara bağlanan beş insana doğru gittiğini hayal edin.

İyi haber şu ki, onların hayatlarını kurtarabilirsiniz; sadece bir kaldıracı çekeceksiniz ve böylece yoldan çıkmış olan tramvay başka bir raya yönlenecek, böylelikle iple bağlanmış olan bu zavallı insanlardan uzak duracak.

Ortada sadece bir tane sorun var fakat bu büyük bir sorun.

Diğer hatta da raylara bağlanmış olan bir tane insan bulunuyor ve eğer birinci hattaki beş insanı kurtarmak için müdahale ederseniz, bu diğer insanı öldürmüş olacaksınız.

Bu klasik senaryonun ikilemi üzerine pek çok farklı problem ve çözüm ortaya atıldı. Bunların her biri, mecazi kaldıracı çekmenin (veya çekmemenin) varsayımsal doğruluğu ve yanlışlığına dair farklı bir bakış açısı sundu.

Ancak konunun merkezinde, tramvay probleminin ortaya koyduğu ahlâki soru şuydu: Bir hayatı feda ederek beş hayatı kurtarmalı mısınız (yani elinizi kirleteceksiniz), yoksa bilfiil birini öldürmekten kaçınmalı mısınız? Ki bu durum, ters bir şekilde çok daha fazla ölümle sonuçlanıyor.

Ahlâk felsefecileri, 1960’lı yıllardan beri bu irdeleyici ikeleme kafa yoruyor. Ancak Belçika’daki psikologlar, klasik problemi provokatif bir şekilde değiştirerek, bu kâbus senaryosunu gerçek dünyaya taşıdılar (veya bunu yarım yamalak yaptılar da diyebilirsiniz).

Neredeyse 200 öğrencinin katılımcı olarak yer altığı bir deneyde, katılımcılar bir seferde bir kişi olmak üzere bir laboratuvara alındılar ve zor bir seçimle karşılaştılar.

Laboratuvarda, iki ayrı kafese bağlanan bir elektroşok makinesi bulunuyordu. Bu kafeslerden bir tanesinin içinde beş fare yer alıyordu. Diğer kafeste ise tek bir fare vardı. Muhtemelen bu işin nereye gideceğini söyleyebilirsiniz.

Katılımcılara, bir karar vermek için 20 saniyelerinin bulunduğu söylendi. Eğer hiçbir şey yapmazlarsa, beş farenin bulunduğu kafese, çok acı veren ancak ölümcül olmayan bir elektrik şoku uygulanacaktı.

Fakat önlerine konulan tek bir tuşa basarlarsa, o zaman bu beş fare elektrik şokundan kurtulacaktı ve bunun yerine şok, diğer kafeste bulunan tek fareye uygulanacaktı.

Siz bir nefret epostası kaleme almadan önce biz söyleyelim: Gerçekte, testte hiçbir hayvana şok bile verilmedi ve ayrıca hiçbir hayvan zarar görmedi.

Ancak deney sırasında bu durum katılımcılara söylenmedi. Katılımcılara; verdikleri kararların, verdikleri tepki şekline dayalı olarak en az bir fareye veya en fazla beş fareye elektrik şoku uygulanmasıyla sonuçlanacağı izlenimi verildi.

Sonunda, gerçek hayat testine katılan ve düğmeye basmaları için görevlendirilen katılımcıların yüzde 84’ü, bilinçli olarak diğer fareye elektrik vermeyi seçip, beş fareyi bağışladı. Bu durumun, toplamda daha az hayvanın ızdırap çekmesiyle sonuçlandığını söyleyebilirsiniz (tabi elektrik verilseydi, ki verilmedi).

İlginç olan şey ise, bu gerçek hayat deneyinin, araştırmacıların yürüttüğü başka bir deneyle örtüşmemiş olmasıydı. Araştırmacılar o deneyde, farklı bir katılımcı grubuna tamamen aynı olan bir durumda nasıl tepki vereceklerini sormuşlardı. O zamanki deney sadece kuramsaldı; laboratuvar kurulmamıştı, fareler ve elektroşok makinesi mevcut değildi.

O deneyde, insanların sadece yüzde 66’sı kimsesiz fareye elektrik vereceklerini söylemişti.

Çalışmada bir miktar sınırlama bulunuyor ve bazılarının boyutu, tramvay problemini bütünüyle şekillendiriyor.

İlk olarak; insanların ölme olasılığını, bir fareye elektrik şokunun verildiği deneyle bir tutmak zor. Ayrıca deneye katılan katılımcıların en azından bazıları, sonradan araştırmacıların yaptığı kurulumun içyüzünü gördüklerini ve hiçbir hayvanın zarar görmeyeceğini anladıklarını söylediler.

Ancak sonuçlar, tramvay probleminin araştırıldığı kadarıyla, olay anında normalde düşünebileceğimizden daha fazla insanın deontolojik düşünceden (bu düşünce, genel sonuca rağmen bir fareye zarar vermenin ahlâksız olacağını iddia ediyor) ziyade sonuçculuğa (genel sonuca dayalı olarak) yöneldiğini öne sürüyor.

Hımm. Bir sürü zor soru var ve hiç net cevap yok. Peki size göre, siz olsanız ne yapardınız?

Bulgular Psychological Science bülteninde sunuldu.

 

 

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

3 Yorum

  1. Kadir Okkesim dedi ki:

    Ben olsam hiç bir şey yapmazdım. Verilen İki seçenekten başka seçenek olmadığına göre kader nasıl işlemesi gerekiyorsa o şekilde işlemeli. Ben sadece gözlemci olarak en fazla üzülürdüm. Günlük hayatta bu ikilemin benzerleri biz farketmesek de sürekli gerçekleşiyor. Bu, başka bir müdahale hakkımız yoksa kaderdir ve diğer insanın vebali alınmamalıdır. Bu ikilem insanın kendisini bir tanrı olarak görüp görmemesi ile ilgili. Yaşam ya da yaşamlar arasında tercih aciz insanın yetkisinde değildir.

    • Doğancan dedi ki:

      Yani 1 kişiye karşı 5 kişinin ölümüne neden olurdun.Bunu kadere bağlamak saçma olur çünkü o an tartışılmaz bir şekilde kadere hükmetme gücü sende zaten.Siz bu durumda yine tanrıcılık oynamış olursunuz çünkü kendi idealiniz uğruna 5 kişinin ölümüne izin vermiş ve 1 kişiyi kurtarmış olursunuz.

  2. Hakan Sönmez dedi ki:

    Temel Fıkrasını çağrıştırdı. Herşey duraktaki adamın pazar yerine kaçması ile oldu hakim bey, dedi Temel.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir