Turuncu Gökyüzü, Neden İçimizde Kötü Bir His Uyandırıyor?

0
3925
Duman kirliliği, San Francisco üzerinde özellikle kızıl renkli, bilim kurgu görünümlü bir gün batımı meydana getiriyor. ead72/Deposit Photos

Isaac Newton’un oluşturduğu renk tekerlerini kullanan film yapımcıları, izleyicilerin duygularını bilim kurgu sahneleriyle eşleştiriyor.

Johndan Johnson-Eilola, Clarkson Üniversitesi’nde iletişim profesörü. Makale aslen The Conversation sitesinde yayınlanıyor.

ABD’nin Batı Yakası’nda ikamet eden pek çok insan, 9 Eylül günü pencereden dışarıya baktığında kıyamet sonrası bir manzarayla karşılaşmış: Büyük bir gün batımı gibi görünen baskın turuncu ışığın hakim olduğu bir ortamda araba, bina ve insan silüetleri görmüşler.

Fakat insanların gördüğü bu şeyin bilimsel olarak basit bir açıklaması var. Gökyüzü, hava açık olduğu zaman mavi görünüyor çünkü atmosferdeki ufak parçacıklar, Güneş’ten gelen mavi ışığın kısa dalga boylarını dağıtıyor. Atmosfer, odun dumanı gibi büyük parçacıklarla dolu olduğunda ise renk tayfının daha büyük bir kısmını dağıtıyor. Fakat eşit biçimde dağıtmadığı için, turuncumsu kırmızı renkler daha fazla görünüyor.

Ancak çoğu kent sakini, o sırada bilimi görmüyordu. Bunun yerine, Blade Runner: 2049 ve Dune gibi bilim kurgu filmlerinin ürpertici sahnelerini andıran, kavruk turuncu bir dünyaya şahit olmuşlardı.

Bu olağanüstü görüntülerin bilim kurgu filmlerini hatırlatmasının bir sebebi var. Film yapımcıları, geçtiğimiz yıllarda iki renk; turuncu ve cam göbeği yönünden zengin renk paletlerini giderek daha fazla benimsemeye başladı. Bu renkler birbirini tamamlıyor ve izleyiciler üzerinde güçlü bir etki oluşturabiliyor.

Senaryoya yazılan renk

Tasarım derslerinde filmleri incelediğimizde, öğrencilerime şunu hatırlatıyorum: Ekrandaki her şeyin bir sebebi vardır. Ses, ışık, elbise dolabı, insanlar ve evet, renkler…

Oyuncu, yazar ve yönetmen Jon Fusco, “renkleri senaryonuza sanki bir oyuncuymuş gibi yazın” diyor çünkü renkler, bir sahnenin ilettiği duyguları gizlice değiştirebilir.

Set ve kostüm tasarımcıları, belirli paletlere bağlı kalarak renk paletlerini etkileyebiliyorlar. Fakat sanat yönetmenleri, sahnelere “renk derecelendirme” yoluyla belirli tonları da aşılayabiliyorlar. Bunu yaparken yazılım kullanarak, film karesindeki renkleri değiştiriyorlar.

Video düzenleyicisi Lilly Mtz-Seara, “Renk Psikolojisi” adını taşıyan kısa filminde 50’den fazla filmi montajlayarak, kasıtlı yapılan renk derecelendirmenin filmlere bıraktığı duygusal etkiyi gösteriyor. İster masumiyeti yansıtmak için uçuk pembe olsun, ister tutkuyu yakalamak amacıyla kırmızı veya çılgınlığı ifade etmek için soluk sarı; farklı paletlerin, farklı hisleri vurgulamada nasıl kullanıldığını açıklıyor.

İzleyicilerde farklı duygusal tepkiler uyandırmak için farklı renk paletleri kullanılıyor. LidiaSeara/Vimeo

En güçlü tamamlayıcı

Peki neden turuncu ve camgöbeği?

Isaac Newton, 17’nci yüzyılda “renk tekerini” oluşturmuş. Bu renk çemberi, görünebilir ışık tayfının tamamını temsil ediyor ve renklerle çalışan insanlar bunu kullanarak, paletleri veya renk düzenlerini bir araya getiriyorlar.

Monokromatik bir palet, tek tondan renkler içeriyor; mesela mavinin açık ya da koyu tonlarını. Üçlü bir palet ise tekeri üç eşit aralığa bölüyor: Parlak kırmızılar, yeşiller ve mavilere…

En çarpıcı bileşimler, renk tekerinde birbirinden 180 derece farklı olan iki renkten oluşuyor. “Eşzamanlı tezat” adı verilen bir olgu sayesinde tek bir rengin mevcudiyeti, bu rengin tamamlayıcısıyla eşleştirildiğinde kuvvetleniyor. Yeşil ve mor birbirini tamamlıyor; sarı ve mavi de öyle. Fakat Alman bilim insanı, şair ve filozof Johann Wolfgang von Goethe‘ye göre tamamlayıcı eşleşmelerin en kuvvetlisi, (tahmin ettiğiniz üzere) turuncu ve camgöbeği rengi aralığında bulunuyor.

Bu renk paleti, film yapımcıları için güçlü bir araç olabilir. İnsan cildi, renk tekerinin turuncu kısmında; çok açıktan çok koyuya kadar nispeten dar bir kesimle eşleşiyor. Bir insanı sahneye pat diye sokmak isteyen bir film yapımcısı, “turuncumsu” insanı camgöbeği renkli arka plana yerleştirerek bunu kolaylıkla yapabilir.

Film yapımcıları, sahnenin duygusal ihtiyaçlarına göre bu ikisi arasında geçiş de yapabilir ve salınım yapmak, sahneye heyecan ekler. Turuncu renk, sıcaklığı anımsatıyor ve bunun zıttını; yani serinlik ile durgunluğu ifade eden camgöbeğiyle karşıt bir denge oluşturuyor. Örneğin Çılgın Max: Öfkeli Yollar filmindeki kovalamaca sahnelerinin pek çoğunda turuncu ve pembe renkli insanlar, gökyüzü mavisi tamamlayıcı arka planın karşısında görülüyor.

Turuncular ve camgöbekleri, bilim kurgu filmlerinin tek uzmanlık alanı değil. David Fincher’ın gerilim filmi Zodiac mavi tonlarıyla çınlarken, sayısız korku filminde de kırmızımsı turuncu bir palet kullanılıyor. Hatta film yapımcısı Todd Miro, turuncu ve camgöbeği furyasını “çılgınlık” ve “virüs” olarak adlandırıyor.

Yine de, bilim kurgu filmlerinin seyircileri ne sıklıkta çaktırmadan heyecanlandırmak istediği göz önüne alındığında; renk paleti, bu tarz filmlerde kendine sıklıkla kullanım alanı buluyor.

Batı Yakası sakinleri bu kapalı hava ve tuhaf manzaradan rahatsız olsalar da, muhtemelen hayatlarının filme pek benzememesini diliyorlardır.

 

 

 

 

Johndan Johnson-Eilola, Medya ve İletişim Profesörü, Clarkson Üniversitesi/The Conversation. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here