Venüs’ün Bulutlarında Yaşam Olabilir

0
Sanatçının bu tasvirinde, Venüs'ün atmosferindeki bulut katmanlarında havasal biyosfer görülüyor. Görüntüde Venüs'ün bulutlarında yer alan varsayımsal mikrobiyal yaşam, koruyucu bulut parçacıklarının içinde duruyor ve rüzgarla taşınıyor. Canlandırma: J. Petkowska

En yakın gezegen komşumuzdan daha yaşanmaz bir dünya yoktur herhalde. Karbondioksit yönünden yoğun atmosferi ve kurşunu eritecek kadar sıcak yüzeyiyle Venüs, bildiğimiz şekliyle yaşamın var olamayacağı denli kavurucu ve boğucu bir çöl. Gezegenin bulutları da benzer şekilde konuk sevmez: Gezegeni, insan cildini yakıp delecek kadar aşındırıcı olan sülfürik asit bulutlarıyla örtüyorlar.

Fakat yürütülen yeni bir çalışma, uzun süredir var olan bir görüşü destekliyor. Bu görüşe göre yaşam eğer mevcutsa, kendine Venüs’ün bulutlarında yer bulabilir. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü, Cardiff Üniversitesi ve Cambridge Üniversitesinde çalışan araştırmacılar, yaşamın Venüs’ün asitli ortamını dengeleyip bulutların içinde kendi kendini devam ettiren, yaşanabilir bir alan oluşturabileceği kimyasal bir güzergâh belirlemişler.

Bilim insanları, Venüs’ün atmosferinde uzun zamandır tuhaf anormallikler gözlemliyor. Açıklaması zor olan kimyasal işaretler arasında, ufak miktardaki oksijen birikintileri ve yuvarlak sülfürik asit damlacıklarına benzemeyen, şekli küresel olmayan parçacıklar yer alıyor. Belki de en şaşırtıcı olanı, 1970’lerde keşfedilen ve büyük heyecan yaratan bir gaz olan amonyağın mevcudiyeti. Fakat eldeki tüm veriler, amonyağın Venüs’te gerçekleştiği bilinen hiçbir kimyasal süreçle üretilemeyeceğini gösteriyor.

Araştırmacılar yeni çalışmalarında bir dizi kimyasal süreci modelleyerek, amonyağın gerçekten mevcut olması durumunda gazın bir dizi ardışık kimyasal tepkimeyi tetikleyeceğini ve bu tepkimelerin de etraftaki sülfürik asit damlacıklarını etkisiz hale getirip, Venüs’ün bulutlarında gözlemlenen anormalliklerin çoğunu açıklayacağını göstermişler. Bilim insanları amonyağın kaynağı konusunda ise en makul açıklamanın, şimşek veya volkanik patlamalar gibi biyoloji dışı bir kaynaktan ziyade biyolojik bir köken olduğunu öne sürüyor.

Araştırmacıların çalışmada yazdıklarına göre kimya bilimi, “yaşamın Venüs’te kendi ortamını meydana getirmiş olabileceğini” akla getiriyor.

Araştırmacıların öne sürdüğü bu heyecan verici hipotez, aynı zamanda test edilebilir nitelikte. Araştırmacılar, gelecekte gerçekleştirilecek uzay görevlerinde Venüs’ün bulutlarında ölçülecek kimyasal işaretlerin yer aldığı bir liste de sunuyor. Bu ölçümlerin yapılmasıyla, bilim insanların görüşü doğrulanabilir veya yanlış çıkabilir.

Bilim insanlarının makalesi haftaya PNAS bülteninde yayımlanacak.

MIT Dünya, Atmosfer ve Gezegen Bilimleri (EAPS) Bölümünde gezegen bilimi profesörü olan eş yazar Sara Seager, “Bildiğimiz hiçbir yaşam şekli, Venüs’deki bu damlacıklarda hayatta kalamaz” diyor. “Fakat mesele şöyle ki; belki bir kısım yaşam olabilir ve içinde bulunduğu ortamı değiştirip yaşanabilir hale getirebilir.”

Yaşam şüphesi

“Venüs’te Yaşam” kavramı, Seager ve diğer eş yazarların da aralarında bulunduğu bilim insanları geçtiğimiz yıl gezegenin bulutlarında fosfin tespit edildiğini duyurduktan sonra epeyce konuşulmuştu. Fosfin, Dünya’da çoğunlukla biyolojik tepkimelerle oluşan bir gaz. Venüs’te fosfin keşfedilmesi, yaşam olasılığına kapı aralıyor. Fakat keşif, aradan geçen zamanda çokça tartışıldı.

“Fosfin keşif, sonunda inanılmaz derecede tartışmalı bir duruma dönüştü” diyor Seager. “Fakat fosfin bir geçit gibiydi ve Venüs üzerinde çalışma çalışan kişilerde bir canlanma meydana geldi.”

Duruma daha yakından bakmak isteyen Rimmer, geçmişte Venüs’e gerçekleştirilmiş uzay görevlerinden toplanan verileri incelemeye başlamış. Bu verilerde, bulutlarda onlarca yıldır açıklanmayan anormallikler veya kimyasal işaretler olduğunu belirlemiş. Anormallikler, oksijen ve küresel olmayan parçacıkların mevcudiyetine ek olarak beklenmedik seviyelerde su buharı ve sülfür dioksit de barındırıyormuş.

Rimmer, bu anormalliklerin tozla açıklanabileceğini öne sürmüş. Venüs’ün yüzeyinden hava akımıyla çıkan ve bulutlara giden minerallerin, sülfürik asitle etkileşime girerek gözlenen anormalliklerin hepsine olmasa da bir kısmına sebep olabileceğini iddia etmiş. Kimyasal süreçlerin kontrol edildiğini göstermiş ancak fiziksel gereksinimler olanaksızmış: Gözlenen anormalliklerin oluşması için devasa miktarda tozun bulutlara gitmesi gerekiyor.

Seager ve meslektaşları, söz konusu anormalliklerin amonyak ile açıklanıp açıklanamayacağını merak etmiş. Bu gaz, 1970’li yıllarda Venera 8 ve Pioneer Venüs araştırma araçlarıyla gezegenin atmosferinde tespit edilmiş. Amonyağın veya NH3’ün mevcudiyeti, çözülmemiş bir gizem olarak kalmış.

“Amonyağın Venüs’te olmaması gerekiyor” diyor Seager. “Amonyağa bağlanmış hidrojen var ve etrafta çok az hidrojen mevcut. Bu ortamın şartlarına ait olmayan her gaz, otomatik olarak yaşamla oluştuğunu akla getiriyor.”

Yaşanabilir bulutlar

Araştırma takımı amonyağın kaynağının yaşam olduğunu varsayacaksa, bu durum Venüs’ün bulutlarındaki diğer anormallikleri de açıklar mı? Araştırmacılar cevap ararken bir dizi kimyasal süreci modellemiş.

Bilim insanları yaşamın mümkün olan en verimli şekilde amonyak oluşturması halinde, bununla ilişkili kimyasal tepkimelerin doğal olarak oksijen meydana getireceğini bulmuş. Amonyak bulutlarda mevcut olduğunda, sülfürik asit damlacıklarında çözünür ve asidi güçlü şekilde etkisizleştirerek damlacıkları nispeten yaşanabilir hale getirebilirmiş. Amonyağın damlacıklara eklenmesi, damlacıkların önceden yuvarlak ve sıvı olan biçimlerini değiştirip onları daha yuvarlak olmayan, tuz benzeri bulamaçlara dönüştürürmüş. Amonyak sülfürik asitte çözüldüğünde, bu tepkime etraftaki sülfür dioksitlerin de çözünmesini tetiklermiş.

O halde amonyağın mevcudiyeti, Venüs’ün bulutlarında görülen önemli anormalliklerin çoğunu açıklayabilir. Araştırmacılar ayrıca yıldırım, volkanik patlamalar ve hatta gök taşı çarpması gibi kaynakların, kimyasal yönden bu anormallikleri açıklamak için gereken amonyak miktarını üretemeyeceğini de göstermişler. Fakat yaşam bu miktarı üretebilir.

Aslında araştırma takımı, özellikle kendi midemizde olmak üzere Dünya’da bulunan yaşam şekillerinin, normalde yüksek ölçüde asitli bir ortamı etkisiz hale getirip yaşanabilir kılmak için amonyak ürettiğini belirtiyor.

“Bunlar, Dünya’da yaşamın hayat sürdüğü çok asitli ortamlar” diyor Seager. “Fakat Venüs’teki ortama hiç benzemiyor; tabi yaşam bu damlacıklardan bazılarını etkisiz hale getirmiyorsa…”

Bilim insanları, Venüs Yaşam Bulma Görevleri’yle birlikte önümüzdeki birkaç yıl içinde amonyağın ve yaşam işaretlerinin mevcudiyetini kontrol etme fırsatına erişebilir. Seager’in baş araştırmacısı olduğu ve henüz fikir aşamasında duran bu özel sermayeli uzay görevlerinde, Venüs’e uzay aracı gönderilip gezegenin bulutlarında amonyak ve diğer yaşam işaretlerinin ölçülmesi planlanıyor.

“Venüs’ün atmosferi, inanılmaz olan ve halen devam eden açıklanmamış anormallikler barındırıyor” diyor Seager. “Bunlar yaşam olasılığına kapı aralıyor.”

 

 

 

 

Yazar: Jennifer Chu/Massachusetts Teknoloji Enstitüsü. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz