Vücudumuz Neden Kokuyor?

0
4704
PeopleImages/iStock

Asla düşündüğünüz kadar kötü kokmaz.

Vücut kokusu, herkesin yaşadığı bir durum. Hal böyle olunca, hoş olmayan doğal kokuları gidermenin yollarını bulmak için bir sürü para, zaman ve çaba harcıyoruz. Fakat çoğumuz, bu pis kokunun gerçek sebebini fazla düşünmüyoruz. Ancak vücut kokusunu meydana getiren süreçleri anlamak, daha hoş kokan bir gelecek oluşturmanın ilk adımı.

ABD’nin Philadelphia şehrindeki Monell Kimyasal Duyular Merkezi’nde organik kimyacı olan George Preti, vücudunuzdan çıkan kokunun (ve şiddetinin) aslında kısmen genetik olduğunu söylüyor. Genler, vücudunuzun ürettiği molekül tipleri ile miktarının belirlenmesine yardımcı oluyor. Üstelik vücudunuz, gerçek bir koku diyarı: Vücudun farklı bölgeleri, kendi ilginç moleküler salgısını üretiyor ve farklı türden mikroplara ev sahipliği yapıyor. Koku üretmek için, mikropların ve salgıların uygun bir bileşimine ihtiyacınız var. Bu karışım, sadece belli başlı konumlarda meydana geliyor.

İnsan vücudu, ekrin ve apokrin olmak üzere iki tip ter bezi içeriyor. Ekrin bezleri her yerde bulunuyor ve genelde, çoğunlukla sudan oluşan ter salgılıyorlar. Amaçları, ısıya maruz kaldığınızda veya yoğun egzersiz yaparken vücudunuzu serin tutmak. Fakat apokrin bezleri, vücudun belli alanlarında bulunuyor (örneğin koltuk altlarında) ve sizi serinletmek için pek bir şey yapmıyorlar. Bunun yerine, protein ve lipid yayıyorlar ve bu moleküller, kokunun asıl suçluları. Koltuk altlarınızın dışında yaşayan bakteriler, bu salgılanan lipidler ile besleniyor ve uygun şartlar altında gelişip serpiliyorlar. Ayrıca, salgılanan bu proteinlerin dış kabuklarını da parçalayıp koku yayıyorlar.

Cildinizdeki bütün minik organizmalar, vücudunuzla o veya bu şekilde etkileşime giriyor ve hepsi, bir çeşit kokuyu körükleme kabiliyetine sahip. Preti’nin söylediğine göre belli kokuların diğerlerinden daha fena olmasının sebebi, mikropların içinde bulundukları ortama ekolojik yönden uyum sağlaması. Mikropların önayak olduğu bazı kokular, bir noktada bir amaca hizmet etmiş olabilir. Başka hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda, bu gibi kokuların vücut üzerinde üremeyi destekleyen fizyolojik etkiler oluşturabildiği bulunmuş ki karşılığında bu durum, genlerinizi aktarmanıza ve mikropların üzerinde ziyafet çekeceği yeni insanların ortaya çıkmasına yardımcı oluyor.

Bugünlerde, bu kokuları gizleyip gidermek için yapabildiğimiz her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Fakat Preti, en sık yaptığımız birçok şeyin yanlış olduğunu söylüyor. Preti’ye göre, yaygın inanışa rağmen baharatlı yiyecekler, soğanlar, köri veya sarımsak yemek, vücudunuzun potansiyel olarak daha kötü kokulu proteinler üretmesine sebep olmuyor. Yine de belli yiyecekler, daha kötü kokmanıza sebep olabilir: Eğer keskin kokulu yiyecekler yağda çözünebilen bileşenler içeriyorsa, bu bileşenler vücut yağınızda çözülür ve çoğunlukla terinizden yayılır. Bu yüzden daha fazla koku proteini üretmezsiniz fakat imza parfümünüze bir sarımsak notu ekleyebilirsiniz.

Ancak popüler bir kuram var ki, özellikle doğru; buna göre gergin olduğunuz zaman çıkan ter, kendinizi serinletmeye çalışırken çıkardığınız terden daha kötü kokuyor. Bunun sebebi ise kaygılı bir anın sonucunda çıkardığınız bu terin, kokuya sebep olan proteinler barındıran daha fazla apokrin salgısı içermesi.

Preti’ye göre eğer ürettiğiniz kokuyu azaltmaya çalışıyorsanız, deodorantlar ve terleme önleyiciler (antipersperant) bu konuda iyi iş çıkarıyor (deodorantlar kokuyu güzel bir koku ile maskelerken, terleme önleyiciler ise ter miktarını azaltıyor). Belli bakteri topluluklarını diğerlerine karşı destekleme amacı taşıyan probiyotik deodorantlarda ise Preti, kanıta dayalı araştırmalar belli bakteri soyların önemli miktarda etkili olduğunu gösterene kadar, tüketicilerin bu ürünlerin iddialarına karşı dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Kendisinin en önemli tavsiyesi ise gün boyu rahatlamaya çalışmak. O apokrin bezlerini kışkırtmamak için elinizden gelenin en iyisini yapın.

Fakat çıkarılacak en büyük ders şu olmalı: Neredeyse kesin olarak, düşündüğünüz kadar kötü kokmuyorsunuz. “Laboratuvarımıza gelip dünyadaki en kötü vücut kokusuna sahip olduklarını söyleyen insanların tişörtlerini çok kokladım” diyor Preti. “Bunları bir derecelendirme ölçeği kullanarak kokluyoruz ve binde bir kötü kokuyor.” İnsanlar, her zaman kokladığı kokuları duymazlıktan geliyorlar fakat kokulu teriniz arttığı zaman, muhtemelen daha kötü olduğunu düşünüyorsunuz; çünkü burnunuz ön koltukta oturuyor. “Fakat bu koku sosyal mesafelerde çıkmıyor” diyor Preti. “Böyle bir şey son derece olağan dışı.”

Bu yüzden, eğer dünyadaki en kötü vücut kokusunun sizde olduğunu düşünüyorsanız, muhtemelen sizde değil. Ayrıca çıkardığınız koku hiç de sizin suçunuz değil; bu sadece, doğal şekilde ürettiğiniz proteinler ile cildinizde bulunan ve genelde zararsız olan bakterilerin etkileşimi. Eğer hâlâ endişeleriniz varsa, (uygun bir uzaklıkta duran) anlayışlı bir arkadaşınıza ağır bir koku alıp almadığını sorun. Cevap muhtemelen hayır olacak.

 

 

 

 

Yazar: Claire Maldarelli/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here