Yaygın Şekilde Kullanılan Doğurganlık Testi Tamamen Güvenilmez Çıktı

İşte bilmeniz gerekenler.

Yapılan yeni bir araştırmaya göre, bir kadının doğurganlığını yumurtalık rezervine (yumurtalığın sağlıklı yumurta üretme kapasitesine) bağlayan testler güvenilir değiller. Araştırmacılar, bebek yapma zamanına karar verirken bu testlerin kullanılmaması gerektiğini söylüyor.

Bu yöntem bir süredir IVF (tüp bebek) kliniklerinde kullanılıyordu ve bir kadının yumurtalık rezervi kontrol edildiğinde, kısa vadede gebe kalma olasılığının da bilinebileceği düşünülüyordu. Yeni çalışma, durumun böyle olmadığını söylüyor.

Bu testler pazarlanırken, kadınların hamileliği erteleyip ertelememesi gerektiğine karar vermelerinde yardımcı oldukları veya yumurtalarını dondurma konusunda karar verirken onları bilgilendirdiği söyleniyordu. Ancak araştırmacılar bu testlerin güvenilirliğini gösterdi.

Chapel Hill’daki North Carolina Üniversitesi’nden takım üyesi Anne Steiner şöyle söylüyor: “Bizim çalışmamızın gösterdiğine göre, biyolojik işaretçi seviyeleri düşük yumurtalık rezervine işaret eden genç kadınlar, çocuk sahibi olamayacaklarını düşünüp endişelenmemeliler.”

Yumurtalık rezervi testleri, kalan yumurta sayısı bakımından iyi bir gösterge olduğu düşünülen üç hormonal biyolojik işaretçiye bakıyor: bu hormonlar anti-Müleryan hormonu (AMH), folikül uyarıcı hormon (FSH) ve inhibin B.

Bu çalışmada, söz konusu hormonlar kısırlık geçmişi olmayan ve yaşları 30 ila 44 arasında değişen 750 kadında bir yıla kadar gözlemlendi.

Elde edilen sonuçlar, kalan yumurta sayısının gebe kalma ihtimaliyle ilgili bağlantı taşımadığını gösterdi.

Diğer bir ifadeyle, düşük yumurtalık rezervine sahip pek çok kadın, herhangi bir sorun olmadan gebe kalabilecekti ancak yumurtalık rezervleri iyi olanlardan bazıları hamile kalmakta sorun yaşayacaklardı.

Steiner, Vox‘tan Julia Belluz’a şöyle söylüyor: “Bu testler, ne kadar yumurtanız olduğunu gösteren yumurtalık rezervini ölçme bakımından iyiler fakat bir kadının üreme potansiyelini tahmin etmeye yaramıyorlar.”

Burada verilen mesaj, söz konusu ölçümleri hamilelik hakkında karar vermek için kullanmamak ve düşük yumurtalık rezervi olan kadınların (en azından cinsellik yoluyla) hamile olamayacaklarını sanıp endişelenmemesi gerektiği.

Bununla beraber yumurtalık rezervi testleri, doğurganlık sorunları yaşayan kadınlar için tedavi kararı vermede ve tüp bebek yöntemi konusundaki muhtemel duyarlılığı ölçmede kullanılabilir.

İngiltere’deki Imperial College London Üniversitesi’nde bulunan ve çalışmaya katılmayan doğurganlık uzmanı Channa Jayasena, BBC‘ye şöyle söylüyor: “Hormon seviyeleri zamanla değişir, bu yüzden bugün baktığımız hormon seviyeleri, kadının yarınki doğurganlığı hakkında çok az şey belirtir.”

“Bu çalışma bize, muhtemel olarak endişeli ve hassas kadınlarda doğurganlığı tahmin etmek için bu hormonları ölçmenin yanlış olduğunu ve durdurulması gerektiğini söylüyor.”

Çalışmada bazı kısıtlamalar var; araştırmacılar, bir yılın ötesindeki doğurganlık oranlarını incelemediler ve sadece doğurganlık sorunları olmayan kadınları incelediler.

Ancak çalışmanın sonucunda test edilen kadın sayısının fazla olması, yumurtalık rezervi ile kısa vadeli gebelik olasılığı arasında hiçbir ilişki olmadığını güçlü bir şekilde gösteriyor. Araştırma ayrıca, 2015’te yapılan benzer bir çalışmayı destekliyor.

Steiner, doğurganlığı önceden haber veren en iyi şeyin hâlâ insanın yaşı olduğunu, ancak bu durumun, kadınlar 35 yaşına ulaştığında gebelik şansının hemen kaybolduğu anlamına gelmediğini söylüyor.

“Bu daha çok, aşamalı bir azalmaya benziyor. Evet, 36 veya 37 yaşına geldiğinizde hamile kalma yeteneğiniz hafif şekilde azalıyor ve 38 veya 39 yaşında biraz daha azalıyor. Fakat bu durum, 35 yaşına geldiğinizde uçurumdan düşer gibi azaldığı anlamına gelmiyor.”

Araştırma, Journal of the American Medical Association bülteninde yayınlandı.

 

 

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir