Yeni Bir Gezegen Doğarken

0
Tasvir: M. Weiss/Harvard & Smithsonian Astrofizik Merkezi

Gökbilimciler, gezegenlerin ön gezegen disklerinde doğduğunda hemfikir. Bu diskler, genç ve yeni doğan yıldızların etrafındaki toz ve gaz halkalarından oluşuyor. Evren genelinde bu disklerden yüzlercesi tespit edilse de, böyle ortamların içinde gerçek bir gezegenin doğumu ve oluşumunu gözlemlemek kolay değil.

Şimdiyse Harvard & Smithsonian Astrofizik Merkezinde çalışan gökbilimciler, yakalanması zor olan bu bebek gezegenleri tespit etmenin yeni bir yolunu bulmuşlar. Bu yöntem sayesinde de, bir diskte gizlenen ve Neptün veya Satürn’e benzeyen küçük bir gezegenin kanıtlarına ulaşmışlar. Sonuçlar dün The Astrophsical Journal Letters bülteninde aktarıldı.

Harvard & Smithsonian Astrofizik Merkezinde çalışan ve yeni çalışmaya öncülük eden doktora sonrası araştırma görevlisi Feng Long, “Genç gezegenlerin doğrudan tespit edilmesi çok zor bir iş ve şimdiye kadar sadece bir iki vakada başarıya ulaşılmıştı” diyor. Bu gezegenler hep çok soluk görünüyor çünkü kalın toz ve gaz katmanlarına gömülü duruyorlar.”

Bilim insanlarının, tozun altında bir gezegenin geliştiğini anlamak için ipuçları araması gerekiyor.

“Son birkaç yılda, disklerde ortaya çıkan ve bir gezegenin sebep olduğunu düşündüğümüz pek çok yapı gördük” diyor Long. “Ancak sebebi başka bir şey de olabilirdi. Bakmak ve orada bir gezegen olduğunu destekleyen bulgulara ulaşmak için yeni yöntemler gerekiyor.”

Long, yürüttüğü çalışma kapsamında LkCa 15 adı verilen bir ön gezegen diskini yeniden incelemeye karar vermiş. 518 ışık yılı uzaklıkta duran bu disk, gökyüzündeki Boğa takımyıldızında bulunuyor. Bilim insanları, daha önce ALMA Gözlemeviyle yapılan gözlemleri kullanarak diskte gezegen oluştuğuna dair bulgular olduğunu bildirmişler.

ALMA’nın özellikle 2019 yılında olmak üzere LkCa 15′ yönelik topladığı yüksek çözünürlüklü yeni verileri detaylı biçimde inceleyen Long, daha önce tespit edilmeyen iki soluk özellik keşfetmiş.

Yıldızdan yaklaşık 42 astronomik birim uzaklıkta (Dünya ve Güneş arasındaki mesafenin 42 katı), içerisinde iki adet ayrı ve parlak madde kümesinin döndüğü tozlu bir halka tespit etmiş. Küçük bir yığın ile daha büyük bir yay şeklini alan bu maddeler, birbirlerinden 120 derecelik açıyla ayrılmış durumdaymış.

Bu senaryoyu bilgisayar modelleriyle inceleyerek söz konusu madde birikimine neyin sebep olduğunu bulmaya çalışan Long, cisimlerin boyut ve konumlarının bir gezegenin mevcudiyetine yönelik modelle uyuştuğunu öğrenmiş.

“Bu kemer ve küme, yaklaşık 120 dereceyle ayrılmıştı” diyor. “Bu ayrılma açısı öylece oluşmuyor. Matematiksel bakımdan önemli.”

Long, uzayda Lagrange noktaları olarak bilinen konumları işaret ediyor. Bir yıldız ve etrafında dönen bir gezegen gibi hareket halindeki iki cisim, etraflarında maddenin birikebileceği zengin çekim bölgeleri meydana getiriyor.

“Bu maddenin öylece serbestçe dolaşmadığını, istikrarlı olduğunu ve ilişkili fizik kuralları ile cisimlere göre belli bir yerde durduğunu görüyoruz” diye açıklıyor Long.

Bu bağlamda Long’un tespit ettiği madde kemeri ile kümesi, L4 ve L5 Lagrange noktalarında duruyor. 60 derece aralarında ise L4 ve L5 noktalarında toz birikmesine sebep olan küçük bir gezegen var.

Sonuçlar, gezegenin hemen hemen Neptün veya Satürn boyutunda ve yaklaşık bir ila üç milyon yıl yaşında olduğunu gösteriyor. Gezegenler söz konusu olduğunda, kendisi nispeten genç.

 

Kaynak: Harvard & Smithsonian Astrofizik Merkezi. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz