Yükseklerdeki Umutlar

 

Sommerville, Massachusetts’teki Greentown Labs’ta şekillenmekte olan şişirilebilir oluklu şeyin rüzgâr türbinini andırır hiçbir yanı yok. Daha çok, bir yolcu uçağının acil durum kaydırağına ya da bir sürat teknesinin kıçına bağlayıp sıkı sıkıya yapışacağınız ve bir göl yüzeyinde birlikte sıçrayıp duracağınız bir şeye benziyor. Oysaki bu 5,2 metrelik yapı, aslında neye benziyorsa o. Yani içi hava dolu bir kanat.

Daha kesin konuşmak gerekirse bu bir stabilizatör kanatçık ve yüksek irtifalı rüzgârların potansiyelinden yararlanmak üzere tasarlanmış tüp biçimli bir robot hava gemisinin parçası. Bu yıl Danimarka’da bir test merkezinde kullanıma giren dünyanın en yüksek konvansiyonel rüzgâr türbininin bıçakları, 216 metre uzunlukta. Tümüyle özerk çalışan, havadan hafif BAT (yüzer hava türbininin kısaltması) ise rüzgârın çok daha şiddetli ve kesintisiz estiği 600 metre irtifada görev yapacak.

2012’de eşyazarlığını yaptığı bir makalede yüksek irtifa rüzgâr enerjisinin potansiyelini, yeryüzündeki rüzgâr enerjisinin dört katı, yani tahminen 1.800 terawatt olarak hesaplayan Stanford Üniversitesi’nden iklimbilimci Ken Caldeira, “Yüksek irtifadaki rüzgârların enerjisi tüm insan uygarlığına yeter de artar bile” diyor. “Asıl soru, bu enerjiyi güvenilir ve ekonomik biçimde elde eden teknolojiyi yaratıp yaratamayacağımız.” İşte, BAT’ın ardındaki firma olan Altaeros Energies, bunu daha şimdiden başardığını kanıtlamak istiyor. Elbette araçta bir aksilik yoksa. Şirketin yöneticisi ve eş kurucusu olan Adam Rein, hava kompresörünün uğultusunun arasında, “Bir süredir bunu yapmaya niyetliydik” diyor. Kanat, aylar önceki test uçuşundan bu yana sönük halde yattığı depodan çıkartılmış. “Malzemenin ne kadar dayanıklı olduğunu görmek istiyoruz. Kafamızda, kullanmaya başladıktan bir iki yıl sonra indirip söndürebileceğiniz, sonra yeni bir konuma ya da müşteriye götürebileceğiniz bir ürün yapmak var.”

Benzer ölçekli rüzgâr türbinlerinin kurulumu için kalabalık bir ekip ve günler gerekirken, BAT genellikle aynı gün içinde uçurulup güç üretmeye başlayabiliyor. Beton temeller ve birkaç katlı bina yüksekliğinde kuleler dikmek yerine, bir kamyonla gelen bir iki kişi hem hava aracını şişirebiliyor hem de telefon direkleriyle aynı ankraj bağlantısını kullanan baz istasyonuna bağlayabiliyor.

Altaeros’un ilk müşterileri için lojistik kolaylık her şeyden önemli. Bunlar dünyanın, elektrik şebekesine erişemeyecek kadar uzak yerlerinde yaşayanlar. Çoğu zaman, yenilenebilir enerji sistemleri ekonomik bakımdan mantıklı olmadığından, dünyanın en verimsiz güç kaynaklarından birini, yani dizel jeneratörleri kullanıyorlar. Söz gelimi Kuzey Kutbu’nda aylar boyu güneş ışığı olmadığından güneş panelleri kurmak mantıksız ve karla kaplı yollar, donmuş topraklar yüzünden de standart rüzgâr türbini kurmak çok güç.

Alaska’nın da birçok yöresi bu tanıma uyuyor. O yüzden de Alaska Enerji Kurumu, Altaeros’a teknolojisini göstermesi için 740.000 dolar tahsis etmiş. Şirket, ticari ölçekli ilk BAT’ı (yılda 41.600 litre mazot tasarrufu sağlayabilecek olan, 30 kilowatt’lık bir sistem) önümüzdeki yıl Fairbanks yakınında uçurmayı planlıyor. Altaeros, aynı zamanda yer seviyesindeki düzensiz rüzgârlar yüzünden, sıradan türbinlerin çalıştırılamadığı Brezilya ve Hindistan’daki potansiyel müşterilerle de görüşme halinde. Şirketin bir sonraki hedefi BAT’ı 100 ya da 200 kilowatt’a ölçekleyerek ticari operasyonları, söz gelimi madenleri ve inşaat sahalarını destekleyecek jeneratörlerle başa baş rekabet edecek hale getirmek. Hatta Altaeros, sanayii sitelerini büyük bir fırsat olarak görüyor. Belli bir yerde bir iki yıl kalacaksanız neden sabit bir rüzgâr ya da güneş enerjisi çözümüne dünyanın parasını dökesiniz ki? “Amacımız rüzgâr türbinlerinin yerine geçmek değil,” diyor Rein. “Biz, rüzgâr enerjisini, bugün ulaşamadığı yerlere ulaştırmaya çalışıyoruz.”

2010’da Rein ve firmanın diğer kurucu ortağı Ben Glass, MIT’den mezun olup balsa ağacından ilk prototiplerini yaptıklarında yüksek irtifa rüzgâr enerjisi büyük oranda bilinmiyordu. Altaeros artık on kişinin çalıştığı bir şirket; beş altı civarında rakibi ve tasarımlar üzerinde çalışmakta olan en aşağı bir düzine rakibi daha var. Bunlardan en çok bilineni geçen yıl California’daki Makani Power’ı bünyesine katan ve akıl almaz projelerin yer aldığı Google X ailesine dâhil eden Google. Makani ve diğerleri yüzlerce ya da binlerce konuta güç sağlayacak ölçekte türbin geliştirmeyi hedefleyedursun, direkleriyle aynı ankraj bağlantısını kulla- Altaeros’un planı kısa vadeli bir boşluğu dolduracak ekonomik ürünler satmak.

Bu elbette Altaeros BAT’in sofistike bir robotik sistem olmadığı anlamına gelmiyor. İşin aslı, BAT’in düşük maliyet ve artırılmış sağlamlık vaadinin altında robotik yatıyor. Ünite en optimal rüzgâr hızını bulmak için yüksekliğini ayarlayabiliyor, kendi makaralarını kontrol ederek halatlarını topluyor ya da çözüyor. Ayrıca değişken hava koşullarına otomatikman tepki verebiliyor, yer temelli sistemleri yıpratarak gidermesi pahalı hasarlara ya da parça değişimlerine yol açan fırtınalardan kaçabiliyor. Altareos’un da nihai amacı kıyıdan açıkta kullanım için şebeke ölçeğinde bir türbin üretmek. Kıyıdan 10 deniz mili açığa demirlenmiş megawatt sınıfında bir BAT, kıyıdan açıktaki geleneksel rüzgâr türbinlerindekinden (ki bunların kuleleri çok iyi sabitlenmezse devrilebiliyor) çok daha küçük temeller gerektiriyor. “Günümüzde kıyıdan açığa büyük türbinler kuranların birçok sorununu gideriyor,” diyor şirketin hem CEO’su hem CTO’su olan Glass.

Altaeros şu an tüm dikkatini, bir kanadı gözlerimin önünde şişmeyi nihayet bitiren Somerville’deki türbine vermiş durumda. Şu anda çalışanların birçoğu Greentown Labs’ın arka tarafındaki ofislerine dönmüş bile. Şirket 2011’de, yeşil teknoloji odaklı yeni firmalar için bu kuluçka makinesinin kuruluşuna yardımcı olmuş ve şu anda onlardan 45 adedini barındırıyor. Birçoğu, binanın mağarayı andıran üretim bölümüne yayılmış. Glass, artık odayı ikiye bölecek kadar şişmiş olan kanadı kaldırmamı söylüyor. Kanadı tek elle ve neredeyse hiç zorlanmadan kaldırabiliyorum. Bu benim değil, onun marifeti. “Çok hafif, değil mi?” diye soruyor, neredeyse sadece mucitlere özgü bir gururla gülümseyerek. Kanadı diğer ucundan tutuyor ve rüzgâr enerjisinin geleceği neredeyse parmaklarımızın ucunda havalanıyor.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir