Alkol Endüstrisi, Kanser ile Olan Bağlantılara Yönelik Gerçekleri Nasıl Çarpıtıyor?

0

Tütün şirketleri onlarca yıldır, kendi ürünleriyle ilişkilendirilen sağlık tehlikelerine yönelik bilimsel bulguları etkin bir biçimde yanlış sunan, kurnaz yöntemler kullanmakla suçlanmıştı.

Fakat bu konuda yalnız değiller. Yapılan yeni araştırma, alkol endüstrisi gruplarınca desteklenen buna benzer şaşırtma ve inkâr örneklerini belirleyerek; karar vericilerin ve kamuoyunun, güvenli ve sorumlu içme konusunda doğru bilgiye nasıl erişmesi gerektiğine ışık tutuyor.

İngiltere’deki Hiyjen ve Tropik Tıp Üniversitesi tarafından yürütülen çalışma, alkollü meşrubatları üreten veya dağıtan firmaları temsil eden veya onlarla yakından ilişkili olan 27 grubun internet siteleri ve bu gruplara ait belgelerin incelenmesinden meydana geliyor.

Değerlendirilen neredeyse bütün internet sitelerinde, alkolle ilişkili kanser tehlikesine yönelik bulgular konusunda bazı yanlış yönlendirmeler bulunmuş; özellikle de meme ile kolon kanserleri konusunda.

Baş araştırmacı Mark Petticrew şöyle söylüyor: “Bilimsel bulguların önemi ortada; alkol tüketmek, en yaygın kanser çeşitlerinden bazılarında tehlikeyi artırıyor”

“Kamuoyu, bu tehlikenin çok farkında değil. Ayrıca iddialara göre; özellikle meme kanseri konusunda kamuoyunun bu tehlikenin daha çok farkında olması, alkol endüstrisine karşı önemli bir tehdit oluşturuyor.”

Kamuoyunun kafasının karışık olması doğal.

Yapılan son araştırmalar, günlük olarak standart miktarda içilen bir içkinin bile meme kanseri tehlikesini artırdığını iddia ederken; beslenme ve hareketliliğin sağlığımızı nasıl etkilediğine dair neredeyse her gün yeni bir araştırma çıkıyor gibi görünüyor.

Belirli durumları hedef alan sağlık kuruluşları, bilimde elde edilen son bulguların iyi bir özetini sunabilir. Fakat kişisel bir sebebimiz olmadıkça, nadiren bilgi arıyoruz ve o zaman da, değişim yapmak için çok geç olabiliyor.

İşte, şirketlerin kendi lehlerine göre boşluk bulup daha fazla tehlike oluşturduğu yer; araştırmalar konusunda devam eden gelişmeler ve otorite üzerindeki bu kafa karışıklığında yatıyor.

“Alkol endüstrisinin kullandığı stratejilere dair mevcut kanıtlar, bunun basit bir hata meselesi olmayabileceğini akla getiriyor” diyor Petticrew.

Araştırmanın belirlediği en yaygın strateji; alkol tüketimi ile kanser tehlikesi arasındaki bağlantıların çok karmaşıkmış gibi sunularak, doğrudan bir bağlantıya yönelik kanıtların zayıf olduğunun veya mevcut olmadığının ima edilmesiymiş.

Araştırmada ayrıca; yapılan inkârın, ölçülü tüketim konusundaki tehlikelerin yanlış aktarılmasının veya alkol ile ilişkili olmayan, diğer tehlike etmenlerinin anlatılmasıyla yanlış yönlendirme yapılmasının belirgin örnekleri bulunmuş.

İnsan beyninin, sahip olduğu bütün avantajlara rağmen; olasılıklara yönelik kişisel riskleri idare etme bakımından çok iyi olmadığı, pek bilinmedik bir şey değil.

Bu durum, bir ürünü satmak söz konusu olduğunda, ‘inkâr et-çarpıt-aklını karıştır’ taktiğini çok daha cazip hale getirebilir.

Çalışmada yer almayan ve Avustralya Sosyal Pazarlama Birliği Başkanı olan Ross Gordon şöyle söylüyor: “Araştırma bulgularına itiraz etmek, genelde alkol endüstrisindeki çıkar gruplarının pazarlama strajesinde vardır”

“Bu durum, sigara içmekle kanser arasındaki bağlantılara yıllardır itiraz eden tütün endüstrisi ile paralellik gösteriyor.”

Büyük tütün şirketlerinin oluşturduğu ve “Büyük Tütün” olarak adlandırılan kesim; şirketlerin, halka açık bir şekilde bilime meydan okuyarak kendi ürünlerini riskten kaçınma davranışına karşı nasıl korudukları konusunda bir vaka çalışması olmuştu.

Şeker gibi diğer endüstriler de, yıllar içinde benzer suçlamalara konu olmuşlardı.

Ayrıca alkol endüstrisi ilk defa mercek altına alınmıyor; geçtiğimiz yıllarda yapılan benzer çalışmalarda, gizli belgelerde, sağlık konusundaki endişelerin, satışlar için muhtemel bir tehdit oluşturduğunu ve bununla başa çıkılması gerektiğini söyleyen bulgulara rastlanmıştı.

Bu durum tamamen şaşırtıcı olmasa da, kamu ve karar verici merciler için, bilgileri nereden aldıkları konusunda eleştirel şekilde düşünmeleri gerektiğini hatırlatıyor.

Alkol endüstrisinin, alkolün sağlık üzerindeki sonuçlarını düpedüz reddetmemesi de onların işine yarıyor gibi görünüyor.

“Genel olarak alkol endüstrisinin, tütün endüstrisinden farklı şekilde, alkolün zararlarını inkâr etmeme eğilimi gösterdiği zannediliyordu” diyor Petticrew.

“Fakat, yanlış yönlendiren bilgiler sağlayarak; alkol tüketimi ve bundan elde edilen kârlar üzerinde önemli bir etki oluşmasını önlerken, bir yandan da karar verici mercilerin gözünde, ‘dürüstlük yanılsaması’ olarak adlandırılan şeyi sürdürüyor olabilir.”

Bu çalışmanın, alkol tüketimine yönelik güvenli sınırlar üzerinde herhangi bir iddia ortaya atmadığını veya kamuya, içmemeyi tavsiye etmediğini belirtmekte fayda var.

Resmî olarak önerilen ilkeler doğrultusunda alkol tüketmek, meme veya kolon kanseri olma tehlikenizi önemli oranda etkilememe ihtimalinizin yüksek olduğu anlamına geliyor.

Araştırma ayrıca (örneğin sosyal medyayı hesaba katmayarak) kamu iletişiminin birkaç biçimiyle de sınırlıydı.

Ancak öbür türlü olsa bile, verilen mesajın çok da farklı olup olmayacağı epey şüpheli. Ayrıca kamu sağlığı kurumlarının ve ortalama bir içicinin endüstri medyasınca etkilenebildiği yerlerde, durup bunu düşünmek lazım.

“Elde ettiğimiz bulgular ayrıca, alkol ve sağlık konusunda kamuyu bilgilendirme sorumluluğunu alkol endüstrisine vermenin tehlikelerini gösteren açık bir hatırlatıcı niteliğinde” diyor Petticrew.

Araştırma, Drug and Alcohol Review bülteninde yayınlandı.

 

 

 

 

ScienceAlert

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz