Amerika Kıtası, Kristof Kolomb’dan 150 Yıl Önce Biliniyormuş

0
16
Chistopher Columbus'un karaya ilk adım atışı. Eser: Frederick Kemmelmeyer. Fotoğraf: Vaşington - ABD Ulusal Sanat Galerisi

Antik el yazıları üzerinde yapılan yeni bir analiz, Kristof Kolomb’un İtalya’daki memleketinde yaşayan denizcilerin Amerika’yı o meşhur ‘keşfinden’ 150 yıl önce bildiğini gösteriyor.

Milanolu bir papazın takriben 1345 yılından kalan bir belgesini tercüme ederek detaylandıran Ortaçağ Latin edebiyatı uzmanı Profesör Paolo Chiesa, “akıllara durgunluk veren” bir keşif yapmış ve günümüzde Kuzey Amerika olarak bildiğimiz bir bölgeden bahseden “sıra dışı” bir paragraf olduğunu görmüş.

Chiesa’ya göre (ilk defa 2013’te keşfedilen) bu antik yazı, Cenova’daki denizcilerin ‘Markland’/ ‘Marckalada’ olarak tanınan bu kara parçasını halihazırda bildiğini akla getiriyor. Bilim insanları, İzlanda’daki bazı kaynaklarda da bahsedilen bu bölgenin Kuzey Amerika’nın (genelde Labrador veya Newfoundland olduğu varsayılan) Atlantik kıyılarında yer aldığını belirlemiş.

Keşif, ABD’deki pek çok eyalette alternatif olarak Yerli Halk Günü şeklinde kutlanan 2021 Kolomb Günü öncesinde Terrae Incognitae bülteninde yayımlandı. ‘Kolomb okyanusa açıldığında tam olarak ne bulmayı bekliyordu?’ sorusunu yeniden körükleyen bulguların öncesinde Kolomb heykelleri tahrip edilmiş, kırmızı boyayla boyanmış, baş kısmından kementle çekilerek devrilmiş, ateşe verilmiş ve göle atılmıştı.

Milano Üniversitesi Edebi Çalışmalar, Filoloji ve Dilbilim Bölümünde çalışan Profesör Chiesa, “Her ne kadar embriyonik şekilde olsa da, Akdeniz bölgesinde Amerika kıtasından bahsedilen ilk bulgular karşımızda duruyor” diyor.

Milano’da yaşamış Dominikli bir rahip olan Galvaneus’un, şehrin lordluk makamında bulunan bir aile ile bağlantısı varmış.

Latince dilinde ve çoğunlukla tarihi konular üzerine birkaç edebi çalışma yazmış. Galvaneus’un yazıları, Milano’nun o zamanlar ilk elden bilgi sahibi olduğu gerçeklerine yönelik değerli bilgiler taşıyor.

Chiesa’nın analiz ettiği ve yarım kalan Cronica universalis adlı bu eserin, Galvaneus’un sonraki çalışmalarından biri (belki de sonuncusu) olduğu düşünülüyor. Yazıda, ‘Yaratılış’tan yayımlandığı tarihe kadar dünya tarihinin tamamının detaylı şekilde anlatılması hedeflenmiş.

Profesör Chiesa belgeyi tercüme ve analiz ederken, Genoa’nın nasıl bir “haber kapısı” olduğunu ve görünürde denizcilerin dedikodularını nasıl gayrı resmi şekilde duyduğunu gösteriyor. Buna göre denizciler, ticari kazanç olasığı bakımından en kuzeybatıdaki diyarlardan bahsediyor. Genoa, zamanın bilgisine göre isabetli detaylar verdiği Grönland hakkında da bilgi sunuyor.

Marckalada’nın o zamanlar neden yeni bir diyar şeklinde sınıflandırılmadığından da bahseden Chiesa, “Bu dedikodular, haritacılıkla ilgili veya bilimsel temsillerde tutarlılık bulunamayacak kadar belirsizmiş” diyor.

Yine de Chiesa, Cronica universalis’in “Amerika kıtası hakkında İskandinav kaynaklardan çıkan ve Kolomb’dan önce İtalya’da bir buçuk asır dolaşan haberlere ilişkin spekülasyonlara eşsiz kanıtlar sağladığını” belirtiyor.

“Diğer bahislerde olduğu gibi İskandinav bölgesi değil, kuzey İtalya olan coğrafi menşei; Marckalada hakkındaki paragrafı olağanüstü hale getiriyor” diye ekliyor.

“Galvaneus’un tarif ettiği ve Grœnlendinga Destanı’ndaki ağaçlık Markland’dan farklı olmayan Marckalada, ‘ağaçlar yönünden zengin’ ve orada hayvanlar yaşıyor.

“Bu detaylar, tüm güzel yerlerin ayırt edici tarafı şeklinde standart olabilir fakat sıradan değiller; çünkü kuzey bölgelerinin ortak özelliği, esasında Galvaneus’un bahsettiği Grönland veya Bremenli Adam’ın tarif ettiği İzlanda gibi kasvetli ve çorak olması.”

Profesör Chiesa genel olarak, Cronica universalis’i baştan sona kadar Galvaneus’un sözlü hikayeleri nerede duyduğunu ilan ettiği ve iddialarını (efsane veya gerçek) farklı diyarlardaki önceki rivayetlere dayanan, birbirine karışmış ve belli bir yerde tekrar tayin edilmiş söylentilerden alınan unsurlarla desteklediği bir belge olarak görmemiz gerektiğini söylüyor.

“Ona inanmamak için bir sebep göremiyorum” diye belirten Chiesa, şöyle ekliyor: “On dördüncü yüzyılda Cenova ve Katalonya’da çizilmiş deniz haritalarında, kuzeyin coğrafi yönden daha gelişmiş şekilde temsil edildiği uzun süredir biliniyordu ki bu, söz konusu bölgelerle doğrudan temaslar yoluyla gerçekleştirilmiş olabilir.

“Kuzeybatıya yönelik bu görüşler, muhtemelen Britanya Adaları ve Kuzey Denizi’nin kıtasal kıyılarına giden gemi güzergâhları üzerinden Cenova’ya gelmiş olmalı.

“İtalyan veya Katalan denizcilerin o zamanlar İzlanda veya Grönland’a ulaştığına ilişkin hiçbir kanıt yok. Fakat oralardan gelen kuzey Avrupalı tacirlerin Akdeniz bölgesine taşınacak ürünlerini kesinlikle elde edebiliyorlardı.

“Galvaneus’un bahsettiği denizciler, bu dinamiğe uyabilir: Cenovalılar, bu diyarlara yönelik ticaret yaptıkları İskoç, İngiliz, Danimarkalı, Norveçli denizcilerden kuzey limanlarında duydukları ve bazıları gerçek, bazıları da hayali olan haberleri kendi şehirlerine getirmiş olabilirler.”

Latince yazılan Cronica universalis halen yayımlanmış değil; fakat Milano Üniversitesinin desteğiyle, bilimsel ve eğitimsel bir program bağlamında bir baskı yapılması planlanıyor.

 

 

 

 

Kaynak: Taylor & Francis Grubu. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here