OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Antibiyotik Savaşları!

Antibiyotiklere karşı direnç bir hayli arttı, ancak bu antibiyotiklerin sonu olabilir mi?

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Geçtiğimiz hafta, antibiyotiğe karşı direnç çalışmaları tüm dikkatleri üstüne çekti. Bunun sebebi de Amerika’da bulunmuş ve rapor edilmiş antibiyotiğe dirençli yeni bir bakterinin keşfedilmesi. İlk bakışta bu paniğe sebep olacak kadar önemli gözükmese de; direncin hedefi (kolistin olarak bilinen antibiyotikler), bazı bilim adamlarını antibiyotiklerin sonunun geldiğine dair düşündürüyor.

Raporda, Pensilvanya’da yaşayan ve idrar yolu enfeksiyonu tedavisi gören bir kadından bahsediliyor. Her zamanki gibi, bakteriler kapsamlı bir teşhis için laboratuara test edilmek üzere gönderiliyor. Ve beklendiği gibi, idrar yolu enfeksiyonun normal sebebi olan bakteri türü Escherichia Coli çıkıyor. Ne var ki, bu MRSN 388634 olarak bilinen tür, antibiyotik direncinden dolayı normalden biraz daha fazla sorun çıkarıyor.

Bakteriler, antibiyotiklere karşı direnç gösterebilmek için pek çok farklı mekanizmaya sahip. En yaygın olan tedavi yolu da penisilin. İnsanlar ne kadar korksa da, pek çok bakteri türü hala penisilin ilaçları sayesinde öldürülüyor. Ancak 70 yıldan uzun bir süredir, araştırmacılar belli bakterilerin yine de hayatta kalabildiklerini biliyorlar. Bu bakteriler, beta-laktamaz adı verilen proteinleri kullanarak antibiyotikleri parçalayabiliyorlar. Bu proteinleri üretebilecek genlere sahip bakteriler oldukça yaygın, ama genelde bir üst jenerasyon denilen diğer antibiyotiklerle tedavi edilebiliyorlar.

Ancak ne var ki, bazı bakteriler başka enzimlerle iş birliği yaparak, bu ilaçlara karşı da direnç kazanabiliyorlar.  Genel olarak bu enzimler, cefotaxime hidroliz enzimleri, CTX-M, olarak adlandırılıyorlar. Bunlar penilisine çok benziyorlar ancak bu dirençli enzimlerle daha iyi başa çıkabiliyorlar. Ancak, Carbapenem (bir tür antibiyotik) saldırısının üstesinden gelebilecek bir enzim var: metallo-beta-laktamaz. Yeni Delhi’de keşfedildiği için NDM-1 adı da veriliyor. Bu enzimlere sahip bakterilere de Carbapenem dirençli Enterobateriaceae, ya da kısaca CRE deniliyor.

Neyse ki, bahsedilen enzimler bakterilerde bulunmadığı için rapordaki kadın tedavi edilebilmiş, tamamen temiz bir şekilde hayatına devam ediyor. Ancak bu vakada modern dünyanın tedavi yöntemleri gösterilmiş olsa da, eli kulağında antibiyotik sonuna dair bir işaret yok.

Asıl hikaye, MRSN 388634 türünde yapılan laboratuar testlerinde ortaya çıkıyor. 2015’in sonunda Çin’de, daha önceden pek bilinmeyen bir direnç geni tanımlandı. Buna plasmid-mediated colistin resistance (plasmid yoluyla kazanılan kolistin direnci) ya da kısaca mcr-1 adı verildi. Adından da anlaşılabileceği gibi, kolistinleri etkisiz hale getirebilme yeteneğine sahip.

Kolistinler, son çare olarak nitelendiriliyor çünkü aynı zamanda zehirli olabiliyor. Yan etki riskleri var, özellikle de böbrekler için. İdrar yolu enfeksiyonu gibi enfeksiyonlar söz konusu olduğunda, kolistinler en az tercih edilen seçenek oluyor.

Ancak, kolistinler düşündüğünüzden çok daha fazla yaygın. Birçok reçetesiz tedavi için onaylanmış durumda. Tek yapılması gereken, “polymyxin-B” adını etikette görmek. Derinin üstünde neredeyse zararsız ve mcr-1’in keşfine kadar harika bir iyileştirici yardımcı olarak da görülüyordu.

Mcr-1 keşfedildikten sonra, dünyanın her yerinden araştırmacılar, bu genin yerini bulabilmek için çalışmalara başladılar. Birkaç ülkede bulunmuştu ama Amerika’da değil. Ancak araştırmacılar Pensilvanya’da MRSN 388634’ü tespit ettikten sonra, onlar da bulmuş oldu. Bu konuyla pek ilgisi olmasa da, genel anlamda insan sağlığı için şok edici bir keşif. Kısacası, mcr-1 artık Amerika’da.

Pek çok sağlık görevlisi ve araştırmacılara göre, bu zaten kaçınılmazdı. Bu gen yıllardır dolaşıyor ve görünüşe göre hem hayvan hem de insanlardaki bakteriler arasında kolayca yayılabiliyor. Dolayısıyla Amerika topraklarına sıçraması an meselesiydi.

Ancak, halkın gözünde bu keşif, antibiyotiklerini ölüm habercisi olarak yorumlanıyor. Son çareye karşı dirençli bakteriler olduğuna göre, antibiyotiklerin sonu bir hayli yakın. Ancak tam olarak dirençli olmadıkları için, MRSN 388634 türüyle pek de bağlantılı değil. Antibiyotiklerin tabutuna bir çivi çakabilecek bir vaka, ancak sonunu getirdiği anlamına gelmiyor.

Antibiyotiklerin sonunu ne getirecek sorusunu, pan-drug resistance (tüm ilaçlara dirençli), kısaca PDR terimi cevaplıyor. Bir bakteri bu dönüm noktasına ulaştığında, antibiyotik tedavisi artık geçerli olmayacak. Biz bunun hiçbir zaman olmamasını umarken, araştırmacılar uzun zamandır bunun varlığından haberdarlar. Acinetobacter baumanni ve Pseudomonas aeruginosa gibi bakteriler bu seviyeye ulaştılar bile!

MRSN 388634 türü başlıklarda olsa da, asıl bu diğer türler bizim antibiyotik kullanımı azaltmamız için bir sebep.  Eğer tıp ve tarım alanında bu ilaçların kullanımını azaltmak için mantıklı hareketlerde bulunmazsak, pan-resistant organizmaların sayılarının artması çok olası. Eğer bu gerçekleşirse, büyük çapta bir panik noktasına gelebiliriz. O zaman gelene kadar, en iyi yapılacak şey çok daha tedbirli olmak.

 

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir