Antik DNA, Dünyanın En Eski Aile Ağacını Ortaya Seriyor

0
514
Yapılan analiz, tek bir geniş ailenin beş devamlı neslini ortaya çıkarmış. Şema: Fowler, Olalde vd./Newcastle Üniversitesi

İngiltere’deki Neolitik Çağ’dan (Cilalı Taş Devri) kalan en iyi korunmuş mezarlardan birinden çıkarılan antik DNA üzerinde yapılan analizler, orada defnedilen çoğu kişinin tek ve geniş bir ailenin beş devamlı neslinden olduğunu ortaya çıkarıyor.

Cotswolds-Severn bölgesindeki uzun Hazleton North höyüğünde gömülü 35 bireyin kemik ve dişlerinden çıkarılan DNA’yı analiz eden araştırma takımı, bunların 27’sinin biyolojik yönden yakın akraba olduğunu tespit etmiş. Grup, tarımın İngiltere’ye gelişinden yaklaşık 100 yıl sonra; hemen hemen 5700 yıl önce (MÖ 3700-3600) yaşamış.

Üç gün önce Nature bülteninde yayımlanan çalışma, tarih öncesi ailelerin yapısını böylesine detaylı şekilde ortaya çıkaran ilk araştırma niteliğinde. Kazıbilimciler ve genetikçilerden meydana gelen uluslararası araştırma takımı, elde edilen sonuçların Neolitik zamanlardaki akrabalıklar ve defin uygulamalarına dair yeni bilgiler sağladığını söylüyor.

İçinde Newcastle Üniversitesinde çalışan kazıbilimciler ve Bask Üniversitesi, Viyana Üniversitesi ile Harvard Üniversitesinde çalışan genetikçilerin bulunduğu araştırma takımı, mezarda gömülü olan kişilerin büyük çoğunluğunun hepsinin de aynı erkekten çocuğu olan dört kadından geldiğini gösteriyor.

Hazleton North’ta yer alan höyükte, doğrusal yapının ana ‘omurgasının’ kuzeyi ve güneyinde konuşlu olan L şeklinde iki tane odalı bölge bulunuyor. Bireyler öldükten sonra bu iki odalı alanın içerisine defnedilmiş. Araştırma bulguları, erkeklerin genelde baba ve kardeşleriyle beraber gömüldüğünü gösteriyor. Bu durum, sonraki nesillerin tamamen erkek akrabalar üzerinden ilk nesle bağlanan mezara gömülmesiyle birlikte soyun babadan geldiğini akla getiriyor.

Soy hattında yer alan ve çocukken ölen kızların ikisi mezara defnedilmişse de; yetişkin kızların hiç bulunmaması, bu kızların kalıntılarının ya çocuk yaptıkları erkek eşlerinin mezarlarına ya da başka bir yere yerleştirildiğini akla getiriyor.

 

 

 

 

Kaynak: Newcastle Üniversitesi. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here