Arıların Zamanı Algılayabildiğini Nasıl Biliyoruz?

0
3
Fotoğraf: Sumx/Pixabay

İnsanlar olarak bizler zamanı algılayabiliyoruz. Eğer hayvan algısı üzerinde çalışan bir araştırmacı olsaydınız, başka hayvanların birçok şeyi biz insanlar gibi algılayamadığını varsaymak tuhaf olurdu.

Zaman da bunlara dahil. İçinde bulunduğunuz ortamı tecrübe edebilen fakat zamanı deneyimleyemeyen bir canlı olmak kulağa garip geliyor. Dolayısıyla, arıların zamanı deneyimleyemediğini varsayamayız.

Bu yüzden Ingeborg Beling isimli bir araştırmacı, 20. yüzyılın başlarında arıların zamanı algılayıp algılayamadığını test etmek üzere basit bir yöntem geliştirmiş. Yaptığı deneyde bir grup arıya işaret koyan Beling, böylelikle koloniye baktığı zaman bunların doğru arı olduğunu anlamış.

Daha sonra, arıların normalde polen aramak gibi sebeplerle düzenli şekilde gitmediği belli bir konuma her gün aynı saatlerde şekerli su koymuş. Günde 2 saat (ör. 9 ve 11 arasında) duran şekerli suyla dolu bu kap, geri kalan saatlerde kaldırılmış. Bunu bir hafta boyunca yaptığınızda arılar, her gün saat 9-11 arasında geldikleri zaman şekerli su içebileceklerini öğrenir ve onları bu şekilde eğitebilirsiniz. Fakat bir gün şekerli suyu ortadan kaldırdığınızda arılar yine gelirse, büyük olasılıkla şekerli su içmek için geldiklerini ve saatler arasındaki zamanı algılayabildiklerini anlarsınız.

“Eğer oraya gidersek şekerli su içeriz. Bunu yapmak çok kolay” diye düşünürler. Beling de böyle bir yöntem bulmuş ve arıları bu şekilde eğitmenin çok kolay olduğunu keşfetmiş.

Fakat bunun 24 saatte bir yapılması gerekiyor. 19 saatte bir veya 48 saatte bir yapamazsınız. Kulağa mantıklı geliyor çünkü bazı çiçekler günün belli saatlerinde açıyor. 24 saatlik zaman dilimi çok doğal görünüyor ve dünyanın büyük bir kısmı için sirkadiyen ritim anlamına geliyor.

Ancak ilginç bir şekilde (ör. buzdolabına konulup) dört ila beş derece soğutulan arılar, devamlı olarak üç ila altı saat geç kalmışlar. Bu durum, araştırmacıları şüpheye düşürmüş. Arılar belki de zamanı dışsal bir uyaran biçiminde algılıyor ve saatin kaç olduğunu bilmiyor olabilirmiş…

Bu yüzden, arıların zamanı gerçekten algılayabildiğini daha kesin şekilde doğrulamak için başka bir deney tasarlanmış. Maximillian Renner ve meslektaşları, 1955 yılında arıları Atlantik Okyanusu’ndan geçirmeye karar vermişler.

Sonrasında arıları, saat 20-22 arasında Paris’teki bir yere konulan şekerli suya gelmeleri için eğitmişler. Kapalı bölmelerde ve sabit sıcaklıkta eğitilen arılar, gece yarısı New York’a uçurulmuş. Fakat ABD saatiyle 20-22 arasında hiç arı gelmemiş çünkü arılar jet lag yaşıyormuş! Arılar belki de asabiydi çünkü bütün gece uçmak oldukça zor bir durum olmalı. Ancak arıların ne kadar sinirli olduğunu muhtemelen ölçmemişlerdir.

Araştırmacılar daha sonra deneyi tersten yürütmeye karar vermiş ve New York’ta eğitilen arıları gece yarısı Paris’e uçurarak, aynı sonuçların alınıp alınmayacağını görmek istemişler. Bu deneyde, arılarda bir çeşit dahili saat bulunduğu ve arıların zamanı kesin olarak algıladıkları doğrulanmış.

Fakat deneyler ilginç fizik deneyleri gibi kapalı bölümlerde yapıldığından, güneş ışığının arıların davranışını etkileyebileceği düşünülmüş. Bu sebeple, güneş ışığı ve hava sıcaklığının arıları nasıl etkilediği araştırılmış çünkü arılar normalde bunlara maruz kalıyor.

ABD’nin Long Island adasında benzer bir deney yürütülmüş ve arılar, her gün saat 12:44 ile 14:24 arasında şekerli suya gelmeleri için eğitilmiş. Arılar daha sonra Doğu Zaman Dilimi ve Standart Zaman Dilimi arasında 3 saat 15 dakika bulunan Kaliforniya eyaletine götürülmüş. Burada, arıların ne kadar erken ortaya çıkacaklarına ve daha da önemlisi, hangi yöne doğru uçtuklarına bakılmış. Acaba arılar hangi yöne gideceklerini nasıl bileceklerdi?

Long Island adasındaki arılar, kovanlarından belli bir noktaya şekerli su almaya giderken genelde kuzeydoğu veya kuzeybatı güzergâhında uçmuşlar. Bilim insanları arıları ülkenin diğer ucuna götürmenin, arıların uçuşunu nasıl değiştireceğini ve arıların hangi yönde uçtuklarını nasıl bildiklerini görmek istemiş.

Kaliforniya’nın Davis şehrinde, arılar bir kap halkasının ortasına konulmuş ve kaselerin hepsi izlenip, arıların hangi kaseye gittiğine bakılmış. Arılar eğer farklı ve çeşitli mekanizmalar ile yön buluyorsa, arıların nereye gideceğini gösteren tahmini uçuş güzergâhlarının yer aldığı bir grafik oluşturulmuş (örneğin Dünya’nın manyetik alanını hissetmeleri halinde, hangi güzergâhlardan gideceklerini gösteren bir grafik).

Görünüşe göre arılar, Güneş’in açısına göre yön buluyormuş. Peki bunu nasıl yapabiliyorlar?

Araştırmacılara göre Güneş’in açısal hızı gün içerisinde değişiklik gösteriyor; yani gün doğumunda ve gün batımında Güneş’in konumunun hızla değiştiğini görebiliyoruz. Fakat gün ortasında, Güneş oldukça sabit görünüyor. Dolayısıyla, açısal hız gün boyunca değişiyor ama arılar bunu nasıl biliyor?

Bilim insanları bu sorunun cevabını henüz tam olarak bilmese de, arılar Güneş’in açısal hızını daimi kütleçekime göre veya uçuş ortasında bir yerde değişmesiyle fark ediyor olabilir.

 

 

 

 

Hazırlayan: Claire Maldarelli/Bu Hafta Öğrendiğim En İlginç Şey – Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here