Aşıları Soğutmadan, Aylarca Korumanın Yolu Bulundu

Aşılar insanlarda işe yaradığı zaman iyidir ancak taşınırken, sıcak yüzünden bozuldukları zaman işe yaramazlar.

Bu durum, dünyanın bazı uzak bölgelerinde o kadar büyük bir sorunmuş ki; bu değerli ilaçlar, sırtlarında enerjisini güneşten alan küçük buzdolaplarının yer aldığı develerle taşınmak zorundaymış. Bazı insan nüfusları ise bu aşılara hiç ulaşamıyormuş.

Kesintisiz ve soğutulmuş aşı güzergâhı ihtiyacı, “soğuk zincir” şeklinde isimlendiriliyor. Bu zincir, çoğu durumda; üretimden dağıtıma kadar, 2-8 °C arası sürekli bir depolama gerektiriyor. Aksi halde bütün bu süreç boşa gidebiliyor.

Kanada’daki McMaster Üniversitesi’nde bağışıklık bilimi üzerine uzmanlaşmış bir patolog olan Ali Aşkar, şöyle söylüyor: “Bir aşı geliştirirken her türlü parayı harcayabilirsiniz fakat aşı, birine vermeden bir saat önce yüksek sıcaklık sebebiyle etkisiz hale gelirse, hiçbir önemi olmaz.”

Birkaç önemli bağışıklık sorunu daha varmış ve Aşkar ile meslektaşları; artık muhtemel bir çözüm bulduklarını düşünüyorlarmış: Aşıların, sıcak ve uzak bölgelere haftalarca soğutulmadan tek seferde gitmesine olanak sağlayacak bir yöntem…

Diğer yöntemler, aşılar üzerinde yeniden mühendislik uygulamaya veya onların taşıyıcılarını değiştirmeye odaklanmışsa da; bu yeni yöntem, sadece bir şekerin eklenmesine dayanıyormuş.

Bu yöntemde virüsler karıştırılıyor ve daha sonra, FDA (ABD Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından onaylanan ve pullulan ile trehaloz şeklinde adlandırılan iki gıda koruyucusunun bileşiminden meydana gelen şekerli bir tabaka üzerinde kurutuluyorlarmış.

Bu çözeltide saklanan aşılar, sürekli soğutmaya ihtiyaç olmadan taşınabiliyormuş. Yerel klinik tedavi uzmanlarının aşıları yeniden etkinleştirmesi için, onları hastalara uygulamadan önce yalnızca su eklemesi gerekiyormuş ve aşılar buzdolabından yeni çıkmış gibi oluyormuş.

Bir devenin sırtında taşınan ve güneş ışığıyla çalışan mini buzdolabı. (Vaxopedia)

Çalışmanın yazarları şöyle açıklıyor: “Bu iki bileşen arasında gerçekleşen sinerjik davranışa dair muhtemel açıklamalardan biri de; trehalozun kurutma esnasında koruma sağlarken, pullulanın ise virüsleri camsı bir düzeyde hareketsizleştirerek uzun vadeli istikrar sunması olabilir.”

Şimdiye kadar, etkiler yalnızca fareler üzerinde test edilmiş. Bu yüzden duruma biraz ihtiyatla yaklaşmamız lazım. Ancak bu yöntem ile tip 2 Uçuk Virüsü ve Influenza A virüsünü test eden araştırmacılar, her iki aşının da en az iki ay boyunca 40 °C’lik sıcaklıklara dayandığını görmüş.

Hatta daha iyisi; bu işlemle birlikte, nakliye ve taşıma için ideal olan hafif, uzun ömürlü ve öz aşı dozları muhafaza edilmiş.

Bu yeni çözüm nihai deneyden geçene kadar, araştırmacıların bu sonuçların insanlarda da güvenli şekilde tekrarlanıp tekrarlanamayacağını ve bu yöntemin diğer aşılarda da işleyip işlemediğini görmesi gerekiyor.

Eğer takım bu iki görevi de tamamlayabilirse, nispeten ucuz olan bu işlem ile birlikte; bugün bütün aşı sürecinin sıklıkla yüzde 80’inden sorumlu olan aşı nakliyesinde neredeyse bütün masraflar ortadan kalkabilir.

Tezin baş yazarı ve kimya mühendisi olan Vincent Leung, şöyle söylüyor: “Bizim için bu, söz konusu teknolojinin nihai biçimde uygulanması demek”

“Laboratuvar ortamında üzerinde çalıştığımız bir şeyin, günün birinde insanların hayatının kurtarılması için kullanılabileceğini düşünmek çok heyecan verici.”

Yazarlar, şu an bütün soğuk zincir boyunca -70°C ila -80°C arasında sabit düşük sıcaklıklar gerektiren Ebola aşısının dağıtımı konusunda özellikle heyecan duyuyorlar.

Hassas aşıları nakledebilmek, dünya çapında yeterince aşı yapılmamasının temel sebeplerinden birisi. Ayrıca bu yüzden, bazı durumlarda bu ölümcül virüslerin yok edilmesi imkansız hale gelebiliyormuş.

“Bu sorun, güvenilir soğuk zincir altyapısından ve/veya güvenilir elektriğe erişimden sıklıkla mahrum kalan gelişmekte olan ülkeler ile uzak bölgelerde özellikle ciddi bir hal alıyor” diye yazıyor araştırmacılar.

“Bu sorunlar; sıtma, dang ateşi hastalığı ve zika gibi bulaşıcı hastalıkların yayılışını önemli oranda artıran ani küresel iklim değişimiyle birlikte şiddetleniyor.”

Bu salgınların sonuçları, yerel bölgelerle nadiren sınırlı kalıyor. Eğer bir hastalık, savunmasız nüfuslar arasında serbest bir şekilde yayılırsa; daha bu yıl Birleşik Devletler’deki kızamık salgınında olduğu gibi, daha kalabalık ülkelerde bulunan diğer korumasız gruplara çok kolay bir şekilde ulaşabilir.

Mucitler, sermaye sağlamak için Gates Vakfı’na başvuruda bulunmuş. The National Post‘a göre takım, ürünü bir yıl içinde pazara sunmayı umuyor.

Çalışma, Scientific Reports bülteninde yayınlandı.

 

 

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir