Bilim İnsanları, Bilimin Sorununu Çözmek İçin 8 Sayfalık Bir Plan Belirledi

Bu kadar yeter.

Kötü bilimin zamanı geldi. Uluslararası araştırmacılardan oluşan bir takım, az önce bilimsel araştırma kalitesinin nasıl geliştirileceği üzerine sekiz sayfalık bir “beyanname” yayınladı ve bu epey ağır bir şey.

2016 yılında, bilimsel camiada şu an bir ‘tekrarlanabilirlik krizinin‘ ortasında olduğumuza, yani, insanları tamamen aynı deneyi tekrarladığı zaman bile, yayınlanmakta olan pek çok sonucun tekrarlanamıyor olduğuna dair yaygın bir endişe vardı. Üstelik günümüzdeki ‘yayınla ya da yok ol‘ araştırma kültürü, sorunu sadece daha kötü hale getiriyor.

Fakat, “Tekrarlanabilir bilim bildirgesi” başlığını taşıyan yeni belge, mevcut bilimsel süreçteki kusurları düzeltebileceğimiz yolların bulunduğunu ve bilimi, “değersiz ve güvenilmez” bir şeye evrilmeden önce kurtarabileceğimizi öne sürüyor.

Araştırmacılardan biri olan Stanford Üniversitesi Tıp Okulu’ndan John Ioannidis şöyle söylüyor: “İyi, güvenilir, inanılır, tekrarlanabilir, emin ve işe yarar bilim yapmanın bir yolu var.”

“Şu an yaptığımız şey ile karşılaştırıldığında geliştirme yöntemlerine sahibiz, üstelik bunu yapmakla ilgilenen pek çok bilim insanı ve diğer ilgili kişiler bulunuyor.”

İlk olarak, mevcut sorunlar. Araştırmacılar, mesleklerini devam ettirmek için, devamlı olarak yeni çalışma yayınlamaya ihtiyaç duyuyorlar ve yayınlanmanın en kolay yolu, yeni ve merak uyandırıcı olan bulgularla oluyor.

Bu durum, çok önemli olan doğruluk kontrolü ve diğer insanların çalışmalarını tekrarlama işini daha az araştırmacının üstlendiği anlamına geliyor, çünkü bir tekrar keşfinden çok az tanınma geliyor.

Bu ayrıca, sonuçları ‘p-değiştirme‘ baskısı bulunduğu anlamına geliyor; yani istediğiniz sonucu elde edene kadar istatistiksel tahliller üzerinde oynama yapmak ve bulguları gerçekte olduklarından daha etkileyici göstermek için verileri saptırmak.

Üstelik, eğer hiçkimse kurnaz bir p-değiştirmesini yakalamak amacıyla sizin çalışmanızı tekrar etmek için çaba harcamıyorsa… bunun nasıl bir sorun olduğunu görebilirsiniz…

Geçen yıl yayınlanan bir çalışma, bu baskıların, bilimin güvenilmez bir şeye doğru evrilmesine neden olduğunu göstermişti. Üstelik bu durum sadece kuşkulu sonuçların kamuya ulaşması anlamına gelmiyor, aynı zamanda hepimizin hatalı araştırmalara sermaye sağlayarak pek çok parayı israf ettiğimiz anlamına geliyor.

Sadece ABD hükümeti, her sene savunma dışı araştırma ve geliştirmeye yaklaşık 70 milyar ABD doları harcıyor, buna Ulusal Sağlık Enstitüleri için harcanan 30 milyar dolar da dahil.

Fakat araştırmalar, biyomedikal araştırmaların yüzde 85 kadar fazla kısmının bir zaman kaybı olduğunu gösterdi.

Nature Human Behaviour bülteninin açılış yayınında yayınlanan yeni bildirge, bunun sebebinin kısmen, araştırmalarını yayınlamak için verilerde anlamlı desenler bulmak için çırpınan bir sürü araştırmacının bulunması olduğunu söylüyor.

Tıpkı bizlerin bulut desenlerinde yüzler ve hayvanlar görmek amacıyla gayet fazla çaba harcadığımız zaman olduğu gibi, eğer veriye yeterli para ve araştırma atarsanız, sonunda bir desen bulursunuz.

Üstelik bu sorun, bilim insanlarının kendilerinden çok daha öteye gidiyor; bildirge, hissedar seviyesinde gerçekleşmesi gereken en büyük değişimlerden bazılarını öne sürerek, araştırma kuruluşlarını, bilim bültenlerini, sermaye kuruluşlarını ve düzenleme organlarını yaklaşımlarını değiştirmeye sevk ediyor.

Ioannidis şöyle söylüyor: “Bildirgede teklif ettiğimiz değişimlerin çoğu, birbirleriyle ilişkili değişimler ve hissedarlar, sanki lastik bantlarla birbirine bağlı.”

“Eğer bunlardan birisini hareket ettirirseniz, diğerlerini çeker. Aynı zamanda o, diğerlerinin hareket etmemesi yüzünden kısıtlanmış halde de olabilir.”

Peki çözümleri ne? Sekiz sayfalık tez, daha iyisinin yapılması gerektiği dört sınıfa bakıyor: yöntemler; bildirme ve yayımlama; tekrarlanabilirlik; ve değerlendirme ile teşvikler.

Orada bir çok detay bulunuyor, fakat işte en dikkate değer önerilerden bazıları:

Ön kayıtlı çalışma tasarımı: Bilim insanları, önyargıları en aza indirecek çalışmalar tasarlamalılar; bu yüzden bu durum, araştırmadan önce neyi test ettiklerini hastalara, doktorlara ve diğer katılımcılara söylememek anlamına geliyor.

Bu zaten pek çok çalışma için epey standart bir durum, fakat bildirge, bütün bilim insanlarının, araştırma başlamadan bile önce kendi çalışma tasarımlarını kaydettirmelerini önererek işleri bir adım öteye taşıyor. Bu durum, takımın daha sonra geri dönüp, istedikleri çıktıya uyması için sonuçlarını değiştiremeyecekleri anlamına geliyor.

“Dosya çekmecesi sorunu”nun üstesinden gelmek: Dosya çekmecesi sorunu, temel olarak, araştırmacıların bildirdikleri şey üzerinde en iyi şeyi seçtikleri zaman meydana geliyor (olumlu ve dikkate değer bulguları vurgulamayı seçerek, sonuçlarının geri kalanını bir dosya çekmecesinde durur şekilde bırakmak).

“Sonuç,” diye yazıyor yazarlar, “yayınlanmış literatürün, gerçekte mevcut olanlar yerine bulgular için daha güçlü kanıtlara işaret etmesi.”

Bunun cevabı, üniversiteleri, bültenleri ve sermaye organlarını, hikayenin tamamını söylemeyebilen önemli bir şey yayınlamak yerine, kendilerini gerçeği aramaya adamalarını sağlamaktır. Bu durum, araştırmacıları yönlendirmeye yardımcı olan, fakat onların çalışmasından kazanacakları hiçbir şey bulunmayan bağımsız kurullar görevlendirmeyi kapsayabilir.

Açık bilimi teşvik etmek: Yazarlar, araştırmacıların sonuçlarını diğer takımlarla paylaşıyor olmaları gerektiğini ve bültenlerin, tezlerin tamamını kamuya ücretsiz olarak sağlaması gerektiğini, bu sayede herkesin erişmesinin ve kendileri için değerlendirmesinin kolay olacağını öne sürüyor.

Hakem denetiminde değişiklik yapmak: Yazarlar ayrıca, araştırmacıların diğerlerinin çalışmalarını değerlendirme ve inceleyebileceme hızını artırmak amacıyla arXiv.org ve bioRxiv gibi ön baskı sitelerini desteklemeliler.

Yavaş ve özel hakem denetim sürecine bel bağlamak yerine, diğer bilim insanları birbirlerinin çalışmalarında bulunan boşlukları kamuya açık şekilde doldurabilirler.

Takım şöyle yazıyor: “Hızlandırılmış bilimsel iletişim fırsatı, hem keşif hızını artırabilir, hem de bilimsel teze etkin katılımcı olma araçlarını çeşitlendirebilir.”

Tabii ki bunların hepsi sadece öneri durumunda, ve epey cesur öneriler. Bilimi düzeltmek için ne yapılması gerektiğini belirtmek ve bunu gerçekten yapmak farklı şeyler.

Fakat şimdi, bir araştırmacı grubunun bilimi daha iyi hale getirmek amacıyla kendi prensiplerini bildirge halinde yayınlamış olması, diğer gruplara bunlara karşıt görüşte olma, bunları tartışma ve geliştirme; ve ümit ediyoruz ki bunu gerçek eyleme çevirme şansı sunuyor.

Ioannidis şöyle söylüyor: “Biz bilim yaptığımızda, gerçeğe varmaya çalışıyoruz.”

“Bütün bu ölçümler, doğrulama sürecini; yani bilim makinesinde hipotezleri oluşturma, sınama ve doğrulama veya yalanlama döngüsünü kolaylaştırmaya yönelik.”

Tezin tamamını (doğal olarak, açık erişimle) buradan okuyabilirsiniz.

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir