Bilim insanları, disleksinin altında yatan nörolojik sebebi belirlediklerini düşünüyor

Bu, farkettiğimizden çok daha büyük.

Bilim insanları, disleksi yaşayan insanlarda, bu insanların bilgiyi değerlendirmeyi neden daha zor bulduklarını açıklayabilecek olan sinirsel bir işaret belirlediler.

Yapılan beyin taramaları, disleksi sahibi insanların görüntü ve kelime gibi duyumsal bilgileri işlemekte disleksi sahibi olmayan insanlardan iki kat daha fazla zorlandığını ve bozukluğun kalbinde yatan şeyin bu olabileceğini ortaya çıkardı.

MIT’ten algı bilimci John Gabrieli şöyle söylüyor: “Beyindeki bu farklılık, sadece okumakla ilgili değil. Bu, algısal öğrenmede bulunan, epey geniş olan bir farklılık.”

“Bu yoldaki bir beyin farklılığı, esneklik üzerinde pek çok ihtiyacı kapsayan okumayı sökme davranışını etkileyebiliyor.”

Aşağıdaki görüntüye bakarak, sinirsel uyumun nasıl işlediği hakkında bir fikir sahibi olabilirsiniz:

Ne görüyorsunuz?

Çoğu insanın ilk önce fark ettiği şey, beyaz bir arkaplan üzerinde bulunan bir miktar siyah lekedir. Fakat kısa bir süre sonra beyniniz muhtemelen yeri koklayan bir köpeği fark edecektir.

Resme yeniden bakarsanız, muhtemelen düşünmeden bile hemen sadece köpeği göreceksinizdir. Bunun sebebi sinirsel uyumdur: beyniniz zaten resmi ilk sefer için bir araya getirmiştir, bu yüzden bunu ikinci defa yapmak amacıyla fazladan çaba sarf etmek zorunda değildir.

İşte başka bir örnek:

Biraz parlak görünen bacakların bulunduğu bir resim görüyor musunuz? Bu görüntünün bir açıklamasını buradan okuyabilirsiniz, fakat bu ‘parlaklık’ aslında zekice yapılmış optik bir yanılsamadır ve beyniniz gerçekte neyin döndüğünü bir defa bildikten sonra, muhtemelen bir kez gördüğünüz parlaklık etkisini görmekte zorlanacaksınızdır.

Gabrieli şöyle söylüyor: “İlk gösterim üzerinde bir şey öğrendiniz ve bu sizi ikinci seferde daha iyi hale getirecek. Bu kolaylık, sinirsel faaliyetin azalmasıyla belirgin hale geliyor. Bir şeyi daha önce yaptığınız için, onu yeniden yapmak daha kolay oluyor.”

Fakat araştırmacılara göre, çoğumuzun gerçekleştiğinin farkında bile olmadığı ve neredeyse çaba gerektirmeyen bu beyin faaliyetini yürütmek, disleksi sahibi insanlar için çok daha zor.

Takım, bu durumu anlamak için, disleksi sahibi olan ve olmayan genç yetişkinlerin beyinlerini çözümleyerek bir dizi algısal girdi testine nasıl cevap verdiklerine baktı.

İlk deneyde, katılımcılardan, söylenen sözleri bir ekranda bulunan görüntülerle eşleştirmeleri istendi. Test iki kez yapıldı: ilk oturumda kelimeler sadece bir kişi tarafından seslendirildi, fakat ikinci oturumda kelimeler farklı insanlar tarafından seslendirildi.

Taramalar, disleksi sahibi olmayan insanların, konuşma ve sesi işleyen üst temporal girus bölgesindeki ilk sinirsel uyum faaliyeti döneminden sonra tekil sese hızlı bir şekilde alıştıklarını gösterdi.

Birden fazla konuşmacı ile yapılan testte, bu sinirsel faaliyet, her yeni ses için parlamıştı.

Fakat disleksi sahibi katılımcılar için, sadece tek ses ile yapılan testte sinirsel uyumun yoğunluğu hiç azalmamıştı. Bu durum, bu kişilerin beyinlerinin, tek algısal girdiden gelen bilgiyi işlemeye yoğunlaşmak için daha fazla çalışmaya devam etmek zorunda kalıyor; yani bir anlamda, daha çok, yukarıdaki resimde bulunan köpeği devamlı saptamaya çabalamak gibi.

Boston Üniversitesi’nden takım üyesi Tyler Perrachione şöyle söylüyor: “Uyum, beynin zor görevleri kolaylaştırmaya yardımcı olmak için yaptığı bir şey. Disleksi sahibi kişiler bu avantajı elde etmiyorlar.”

Sonuç hakkında şaşırtıcı olan şey ise, konuşmayı anlamada zorlanmanın, genelde disleksi ile ilişkilendirilen bir şey olmaması, bu yüzden araştırmacılar başka bir deney yaptılar.

Takım bu sefer, yetişkin katılımcılardan oluşan farklı bir gruba, bazıları farklı olan ve bazıları deney sırasında tekrarlanan görsel resimlerden (kelimeler, yüzler ve nesneler) oluşan bir akış izlettiler.

Tekrardan, disleksi sahibi hastalarda, tekrarlanan görüntülere karşı uyumun azaldığı ve uyarıcıyı işlemek için gerçekleşen ilave beyin faaliyetinin aynı sinirsel işareti görüldü.

Gabrieli şöyle söylüyor: “Beyin konumu, algılanmakta olan içeriğin yapısına bağlı olarak değişiyordu, fakat uyumun azalması, çok farklı bölgeler boyunca bağıntılı durumdaydı.”

Perrachione şöyle ekliyor: “Bu durum, disleksideki uyum eksikliklerinin beynin tamamı boyunca genel bir halde olduğunu öne sürüyor.”

Fakat eğer bu ilave sinirsel faaliyet işareti, beyinde işlenen tüm farklı bilgi türlerinde mevcutsa, disleksi neden bu kadar uzun süredir sadece bir okuma bozukluğu şeklinde sınıflandırılmıştı?

Araştırmacılar bunun sebebinin, yazılı idrakin pek çok beyin bölgesini uyandıran, zahmetli ve öğrenilmiş bir faaliyet olup, bu bozukluğun genelde çocuklar okumada zorluk çektikleri zaman keşfedilmesine yol açması olduğunu düşünüyorlar.

“[Okurken] harfleri görmek, bunları kelimelere eşlemlemek, bu kelimeleri seslere eşlemlemek ve bu sesleri anlamlara bağlamak zorundayızdır,” diye açıklıyor Perrachione. “İşlerin hatalı şekilde gideceği pek çok yer bulunuyor.”

Bu sefer altı ila dokuz yaşındaki çocuklar ile yapılan son bir deney, disleksi sahibi hastaların sinirsel yetersizlik bulguları göstermesiyle birlikte aynı şeyi ortaya çıkardı.

“Elastikiyette neredeyse aynı azalmayı elde ettik, bu olay, bu durumun okumayı öğrenirken epey erken bir zamanda gerçekleştiğini öne sürüyor. Bu, okumakta zorlanma konusunda yıllar boyunca süren farklı bir öğrenme tecrübesinin sonucu değil,” diyor Gabrieli.

Toplamda üç deney, 150’den fazla katılımcıyı kapsadı ve araştırmacılar, disleksi sahibi insanların, kontrol gruplarındaki genel okuyucuların sahip olduğu uyum seviyelerinin yaklaşık yarısına sahip olduklarını söylüyorlar.

Fakat bu çalışma, disleksinin sadece bir okuma bozukluğundan çok daha fazlası olduğu görüşüne ağırlık eklerken, ortada neyin döndüğü konusunda hâlâ bilmediğimiz pek çok şey var.

Araştırmacılar, daha fazla soruya cevap aramak amacıyla şimdi nöronlar ve nöro ileticilerin nöral uyum esnasında gerçekte nasıl değiştiğine daha yakından bakmak istiyorlar. Ümit ediyoruz ki, öğrendiğimiz şeyler gelecekte bizi yeni disleksi (veya bunu destekleyen sinirsel faaliyet) tedavisi yollarına yaklaştırır.

Perrachione şöyle söylüyor: “Beynin tamamında geçerli olan temel bir şey bulmak, biyolojik modeller ile psikolojik modeller arasındaki bağlantılara bakmaya başlamak için bize daha iyi bir fırsat sunuyor.”

Bulgular Neuron bilim bülteninde bildirildi.

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir