Bir Grup Maymun Sala Binip Atlantik Okyanusu’nu Geçmiş Olabilir

1
993
iStock

Memeli hayvanlara ait çoğu fosil, görsel açıdan pek etkileyici değil: Bir tarafta bir avuç diş, diğer tarafta bir kemik parçası keşfediliyor. Hatta bazıları, ait oldukları türü tanımlamaya yetmiyor. Fakat doğru yerde bulunan ufak bir fosil, evrim konusunda çok heyecanlandırıcı bazı soru işaretleri ortaya çıkarabilir.

Science bülteninde yayınlanan yeni bir makalede uluslararası bir araştırma takımı, tam da bunun gibi büyüleyici bir fosil tarif etmişler. Peru’da bulunan bir takım maymun dişleri, Ucayalipithecus perdita adı verilen bir türe ait (buna perdita diyeceğiz). İsim, “Ucayali’nin kayıp maymunu” anlamına geliyor.

Perdita türü bu maymun, Parapithecidae adını taşıyan ve üyeleri Amerika kıtasında hiç bulunmamış olan bir familyadan geliyor. Yaklaşık 31.7 milyon yıl önce yaşadığı belirlenmiş. En yakın akrabası ise aşağı yukarı aynı zamanlarda Mısır’da yaşamış olan Qatrania wingi. Bu durum, çok büyük ihtimalle perditanın da Afrika’dan geldiğini akla getiriyor.

Ancak ortada belirgin bir muamma var. Bu kadar yakın akraba olan maymunlar, 1.500-2.000 kilometrelik okyanus ve önemli karasal bölgeler ile birbirinden ayrılan Kuzey Afrika ve Güney Amerika gibi uzak yerlerde nasıl oldu da yaşamıştı? Southern California Üniversitesi’nde çalışan Erik Seiffert’ın önderliğindeki araştırma grubu; bu yeni fosillerin, antik maymunların Atlantik’i birden fazla kez geçtiğine yönelik ilk kanıtları sunduğunu öne sürüyor. Hem de ikna edici bir biçimde.

Bilim insanları, esasında bu konuyu onlarca yıldır tartışıyordu. Evrimsel açıdan konuşulacak olursa, coğrafi türleşme ve dağılma şeklinde iki muhtemel açıklama var. Coğrafi (allopatrik) türleşme; derin bir vadi veya bir nehir gibi yeni bir engelin ortaya çıkışıyla, yaygın bir türün erim alanı bölündüğü zaman gerçekleşiyor. Dağılma ise türün göç ederek, yeni bölgelere yerleştiği zaman meydana geliyor.

Afrika ve Güney Amerika, eskiden bir süperkıtanın (Pangea) parçalarıydı ve yan yana duruyorlardı. Maymunlar ortaya çıkıp kıta boyunca yayıldıktan sonra, Atlantik’in açılmasıyla birlikte farklı yönlere taşınmış olmalılardı. Böylelikle, coğrafi türleşme üzerinden dağılma meydana gelmişti. Fakat Atlantik, 180 milyon ila 120 milyon yıl önce açılmaya başlamıştı. Bu maymunların kökeni ise çok daha yeni. Bu açıklama, artık pek kabul görmüyor.

Bunun yerine elimizde, bir okyanus boyunca uzun mesafeli dağılma ihtimali kalıyor. Günümüzde var olan Güney-Orta Amerika maymunları, bu olayın en az bir kez yaşanmış olması gerektiğini gösteriyor. Nasıl yaşandığını kesin şekilde bilemiyoruz fakat ihtimallerden birine göre büyük bir fırtına, kıyısal bir ormanın bir bölümünü sökmüş ve okyanus boyunca taşımış olabilir. Eğer bu ormanın bu bölümünde hayvan yolcular var idiyse ve bölüm hızlı hareket ettiyse, hayvanlar hayatta kalmış ve yeni alanlara yerleşmiş olabilirler. Bu olayın elbette çok nadir görülmesi ve çok daha nadir biçimde başarıyla sonuçlanması gerekir; ancak günümüzde ara sıra gerçekleştiğini biliyoruz.

En eski Güney Amerikalı maymun olan perdita, muhtemelen bu dağılımın zamanını birkaç milyon yıl geriye itti. Daha önemlisi; birden fazla kez yaşandığını da gösterdi.

Diş şeklinin önemi

Perdita makalesi, çoğunlukla bu yeni türün anatomisini anlatıyor ve araştırmacılar bunu kullanarak, maymunun evrim ağacına nasıl uyduğunu belirliyor. Maymun dişleri üzerinde, ilişkileri yeniden oluşturmak üzere sık sık çalışma yapılıyor çünkü iyi korunmuş oluyor ve türler arasında farklılık gösteriyorlar.

Her bir dişin çiğneme yüzeyi, dişe ayırıcı şeklini veren doruklar (kabarık kısımlar) ve havzalar (çukurlar) ile kaplı. Perdita makalesinde yazarlar, buldukları yeni diş fosillerini aynı familyanın diğer üyelerinin ve diğer yaşayan ile yok olmuş maymunların dişleriyle karşılaştırmışlar. Görüntülerden biri, alt çenedeki azıdişlerini göstermek için değiştirilmiş. Perdita kırmızıyla vurgulanırken, Mısırlı maymunun dişleri turuncuyla; Güney-Orta Amerikalı maymunlarınki ise maviyle vurgulanmış.

Erik Seiffert

Mısırlı maymunların H ve I dişleri (turuncu) ile perdita maymununun dişleri (J, kırmızı), küçük havzalarla birlikte çok belirgin doruklara sahip. Eğer bu bir manzara olsaydı, birbirine yakın şekilde duran bir dizi dik tepeden oluşurdu.

Erik Seiffert

K da (turuncu) Mısır’dan ve L (mavi), Arjantin’den. Bu dişlerde, merkezde derin bir havza oluşturan tepelerin katıldığı az miktarda doruk var. Buradaki manzara ise derin bir vadinin etrafındaki aralıksız sırtlı dağlardan biri.

Mısır ve Arjantin’den olan bu dişler, farklı bir familyanın maymunlarına ait. Sonuncu diş M (mavi), Güney-Orta Amerikalı yaşayan bir maymundan (burada gösterilen tüm diğer dişler, soyu tükenmiş olanlara ait). Bu dişi K ve L dişleriyle karşılaştırmak, yaşayan bu Güney Amerikalı maymun ile nesli tükenen o iki maymun arasındaki benzerliği gösteriyor. Fakat belli ki perdita bu gruba uymuyor.

Kısacası elimizde, iki Güney-Orta Amerikalı maymun var. Biri perditayı, diğeri ise geri kalan bütün türleri içeriyor. Bu iki grup, birbiriyle sadece uzaktan akraba. Fakat her birinin Mısır’da yakın akrabaları var. Yani bu iki farklı maymun, yolculuğu birlikte yapmış olmalı.

Evrime yönelik çıkarılacak sonuçlar

Buradan çıkarılacak sonuçlar şaşırtıcı olabilir. Perdita, yaşayan Güney-Orta Amerika maymunlarının akrabası olarak Amerika kıtasına hemen hemen aynı zamanda ulaşmış ve onlarla birlikte yaşamış olmalı.

Bir arada geçirilen bu yaşam zor olmuş olmalı çünkü yakın akraba türler sıklıkla rekabet ediyor. Fakat perdita yeterince uzun süre hayatta kalmış ve iç kısımlara doğru uzun bir mesafe katederek, arkasında fosil bırakacak kadar iyi yerleşmiş.

Uzun mesafeli dağılımın nadir görüldüğü düşünülünce, bu iki maymun grubunun hemen hemen eş zamanda dağılmış olması da şaşırtıcı. Yaklaşık bu zamanlarda, kutuplardaki buz örtüleri genişlemiş ve deniz seviyeleri düşmüş. Deniz seviyelerinin bu azalışı, sal yolculuğunu kolaylaştırmada önemli olmuş olmalı.

Son olarak, uzun mesafeli deniz yolculuğunda hayatta kalan perdita ve çağdaşları, çetin hayvanlar olmalılar. Belki de, yaşayan lemurlar gibi fizyolojik olarak sert koşullara uyum sağlayabiliyorlardı. Belki, yaşayan maymunlara da özgü olan davranış esnekliğine bel bağlamışlardı. Fakat bunu nasıl başarmış olsunlarsa olsunlar; okyanus ötesi bir yolculuktan sağ çıkmak, bu türlerin son derece ilginç hayvanlar olduğunu akla getiriyor.

 

 

 

 

Yazarlar: Vivien Shaw, Isabelle Catherine Winder/The Conversation. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

1 YORUM

  1. O zaman Amerikayı Kolomb veya Americo değil maymunlar mı keşfetmiş oluyor? İadeyi itibar yapılması lazım hemen, maymunları ayıp olmasın. Kıtanın adı da Parapithecidae diye değiştirilsin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here