Boyumuz Neden 3 Metre Olmuyor?

0
140
Fotoğraf: Olga Nikiforova/iStock

Milyonlarca yıllık evrime teşekkür edin. Bir de, ebeveynlerinize.

Bazı ailelerde kule gibi basketbol oyuncuları varken, bazı ailelerde ise at jokeyliği ya da güreş için uygun vücut yapılarına sahip kişiler bulunuyor. Muhtemelen arkadaş grupları arasında da bir hayli boy çeşitliliği vardır: Özçekimleri en uzun arkadaş yaparken, en kısa olan da fotoğraf karesine girme mücadelesi verir. Fakat bu esaslı çeşitliliğe rağmen, insanlar normal bir boy aralığında duruyor: Birleşik Devletler’de sağlıklı erkeklerin boy ortalaması 1,75 metre iken, kadınların boyları da genelde 1,62 metre. Ortaokuldaki fen bilgisi dersi sayesinde, boyumuzu ebeveynlerimizden aldığımızı biliyoruz. Peki neden çoğu insan bu standart sınırların içerisinde kalıyor? Boyumuz neden 3 metreye ulaşmıyor?

Neden muhtemelen hiçbir zaman olağanüstü uzunluklara ulaşamayacağız

Harvard Üniversitesi’nde insan evrimsel biyoloğu olan Terence D. Capellini, bunun için evrime teşekkür edebileceğimizi belirtiyor. “Boy uzunluğu, sadece uzunlukla ilgili bir durum değil” diyor Capellini. “En azından insanlarda, bir canlının genel biyolojik gelişimiyle alakalı.” Araştırmacılar boyumuzu belirleyen şeyin, son derece karmaşık genomumuzda bulunan izole bir bölüm olmadığını; bunun yerine söz konusu olgunun, organ gelişimi gibi diğer gelişim süreçleriyle birbirine dolanık olduğunu tahmin ediyor. Doğal seçilim, milyonlarca yıl boyunca insan genomunun planını şekillendirmiş. Böylelikle, bağlantılı genler ve sonrasındaki doku gelişimi yoluyla vücut ile organ gelişimine etki etmiş. O halde boyumuz, bunların sadece bir yan ürünü.

Genetik dışında doğru beslenme ve modern sağlık hizmetleri gibi çevresel etmenler de boyu etkileyebiliyor. Yine de genler, işin büyük kısmını üstleniyor ve sonucun yüzde 70 ila 80’ini meydana getiriyor. Boy, genelde ergenlik civarında düzlüğe giriyor ve evrimsel işleyişler bu zamanda devreye giriyor. Önceden belirlenmiş uzunluklara ulaştığımızda, programlı yaşlanma adı verilen biyolojik bir mekanizma nihayetinde gelişimden sorumlu olan bu genleri kapatıyor. Çoğu insanın boyu ve kemikleri, ergenlik bitene kadar sürekli uzuyor. Bu süreç, çocukların omurgası ve uzun kemiklerinde bulunan (kalça ve kaval kemiği gibi) iki kıkırdak katmanı olan büyüme plaklarında meydana geliyor.

ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri Büyüme ve Gelişim araştırma bölümünün başkanı olan çocuk doktoru Jeffrey Baron, insanların en hızlı cenin döneminde geliştiklerini söylüyor. Eklenen bu santimetreler, sonraları genellikle azalıyor. Aslında ceninler, beş yaşındaki çocuklara göre yaklaşık 20 kat hızlı gelişiyor. Bebeklerin büyüme plakaları da yüksek oranda faal oluyor ve hızla büyümelerine sebebiyet veriyor. Bir çocuk büyüdükçe, büyüme plakasındaki faaliyet yavaşlıyor. Nihayetinde, gençlik döneminin ortaları ila sonlarında, büyüme plakasındaki faaliyet sona veriyor ve ergenler yetişkinlik boylarına ulaşıyorlar.

Baron, bu büyüme sürecini kurmalı oyuncak trene benzetiyor. Trenin yayı kurulduğunda, bobin potansiyel enerjiyle geriliyor. Tren serbest bırakıldığında ise hızla ileri doğru atılıyor fakat yay gevşedikçe kademeli şekilde yavaşlayıp duruyor. Genetik olarak programlanmış büyüme potansiyelimizi harcadığımızda, oyuncak trendeki gevşeyen yay gibi bizim de büyümemiz yavaşlıyor ve sonunda duruyor.

Bilim insanlarının boy kalıtımı hakkında bildikleri (ve bilmedikleri)

Muhtemelen boyu etkileyen yüzlerce gen var. Aslında 2018 yılında yapılan bir çalışmada, boyla ilişkili 500’ün üzerinde gen olduğu bulunmuş. Bu genler, büyüme plakalarının davranışını değiştiriyor ve kemik uzunluğunu kontrol ediyor.

“Çoğumuz için bizi kısa veya uzun hale getiren şey, sadece tek bir gen değil” diyor Baron. “Bir sürü farklı gen var.”

Her ne kadar nadir olsa da boyla ilişkili genlerde meydana gelen mutasyonlar, olağandışı büyüklükte boy uzunluklarını tetikleyebilir. Dünyada şu an yaşayan en uzun boylu insan, 2,51 santimlik boyuyla Mardinli Sultan Kösen. Kösen, hipofiz bezinin boy uzunluğunu kontrol eden büyüme hormonunu çok fazla ürettiği bir durum olan hipofizer devlik bozukluğu yaşıyor. Kısalan ve sıklıkla biçimi bozulan kemiklerin ortaya çıktığı iskelet displazisi gibi, boyu etkileyen diğer durumlar da mevcut.

Şubat 2019 tarihinde Endokrin Derneği’nin yaptığı bir çalışmaya göre, aşırı büyüme hormonlarından kaynaklanan durumlar ciddi sağlık tehlikelerini de beraberinde getiriyor. Bunlar arasında kalp yetmezliği, kemik hastalığı ve gene hayat kalitesinin düşmesi de yer alıyor.

Hepsi de aynı fiziksel özellikleri paylaşan insan gruplarında daha sık meydana gelen genetik çeşitliliklerin arandığı genom çapında ilişkilendirme çalışmalarında binlerce insanın boyunu kaydeden araştırmacılar, bu sayede kalıtım yoluyla kazanılan boy uzunluğu ile hastalıklara karşı gösterilen eğilim arasındaki bağlantıları daha iyi anlamayı amaçlıyorlar.

Genomlar arasındaki gizemli ilişkilerin açığa çıkarılması, hastalıkları tedavi etme şeklimizi de değiştirebilir. Örneğin 2015 yılında NEJM bülteninde yayımlanan bir çalışmaya göre kısa boya sebep olan genetik çeşitlilikler, kişinin koroner kalp hastalığı oluşma tehlikesini de artırabilir. Ayrıca belirli genetik varyasyonları daha kesin şekilde belirleyebilirsek, hatalı genleri düzeltebilen CRISPR gibi genom düzenleme yöntemleriyle birlikte büyüme bozukluklarına karşı yeni tedaviler bulabiliriz.

Eğer hâlâ insanların bir gün daha yüksek boylara ulaşmasını umuyorsanız, İskandinav bölgesini dikkatle izleyin. Araştırmacılar üç yıl önce Danimarka, Finlandiya, Norveç ve İsveç’teki popülasyonların her nesilde kademeli olarak daha uzun hale geldiklerini belirlemişler.

 

 

 

 

Yazar: Molly Glick/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here