‘Çarpıcı’ Fosiller, Memelilerin Dinozorlardan Sonra Nasıl Geliştiğini Gösteriyor

BEN GUARINO

10 Eylül 2016: Yerde bulduğu bir kafatasını kırıp içini açan paleontolog (taşılbilimci) Tyler Lyson’un hafızasına kazınan tarih.

Bu keşiften önce Lyson ve meslektaşları, Kolorado eyaletinde bulunan ve 1930’lardan beri fosil avcılarının üzerinde çalıştığı Corral Kayalıkları’nda yola koyulmuşlardı.

Saha mevsiminin son günlerinde akrep yelkovanı kovalarken, pek bir şey bulamamış olan Lyson, Güney Afrikalı paleontologlardan öğrendiği bir püf noktasını hatırladı; kemikleri değil, garip görünümlü kayaları arayacaktı. Beyazımsı bir öbek, ezilmiş somun ekmeğe benzeyen bir leke gözüne çarptı.

Denver Doğa ve Bilim Müzesi’nde omurgalı taşılbiliminden sorumlu olan Lyson, Salı günü verdiği bir haber konferansında şöyle söylüyor: “Onu yerden aldım ve taş çekicimle kırarak ikiye ayırdım. Ve bana doğru bakan bir memeli kafatasının enine kesitini görebiliyordum.”

Domuz boyutunda olan ve carsioptychus adı verilen bu otçul memeli, Dünya’ya çarparak 145 kilometre çapında bir krater oluşturan ve dinozorlar çağını sona erdiren bir asteroitten sonra pek uzun yaşamamış.

“Neredeyse ağlayacaktım” diyor Lyson.

Lyson, bunun gibi bir kafatasını 20 yıldır arıyormuş.

Denver Müzesi’nde paleobotanikçi olan Ian Miller, buna benzer biçimsiz bir leke tespit etmiş ve onu kırıp açmış. İçerisinde başka bir memelinin kafatası varmış. Bir gönüllü, hafifçe vurarak üçüncü bir kayayı ortaya çıkarmış; yani, üçüncü bir kafatasını…

Bütün bu hayvanlar, 66 milyon yıl önce 4 türden 3’ünü öldüren Kretase-Tersiyer yok oluş olayından sonra halen iyileşmekte olan ekosistemlerde yaşamışlar.

Lyson, Miller ve bir dizi bilim insanının Perşembe günü Science bülteninde bildirdiğine göre Corral Kayalıkları, yok oluş sonrası memeli fosilleri konusunda bir altın madeni niteliğinde. Bunlar gibi katılaşmış kayalar; şeker kaplamasının içine tıkıştırılmış çikolata gibi, bu fosilleri içlerinde saklıyorlar.

Fosilleri kırarak açmanın şifrelerini kıran paleontologlar; içlerinde memeli kemikleri, kaplumbağa kabukları ve timsah kafataslarının da yer aldığı yaklaşık 1.000 tane omurgalı hayvan bulmuşlar. 6.000 tane taşlaşmış yaprak ile diğer bitki bölümleri bulunmuş. Ayrıca 37.000 tane de fosilleşmiş polen tanesi bulunmuş.

New York Teknoloji Enstitüsü’nde anatomi profesörü olan, memeli evrimi üzerinde çalışan ve bu araştırma takımının parçası olmayan Simone Hoffman, yeni bulguları “çarpıcı” olarak niteliyor.

“Daha önce elimizde bulunmayan bu çok önemli zaman dönemine ait birçok detayı ortaya çıkarmışlar” diyor Hoffmann. Kaya katmanları ve volkanik küller, Dünya tarihinin yaklaşık bir milyon yılını kapsayan bu bölge için bir zaman çizelgesi sunuyor.

Pek çok fosil, biyoçeşitlilik yönünden değişiklikler gösteriyormuş. Hatta çalışmanın yazarları, eskiden orada yetişmiş bitkilere bakarak antik zamanlardaki hava sıcaklıklarını bile çıkarmışlar.

Bu bölge, bahsi geçen kitlesel yok oluştan önce ve sonra oluşan katmanları içeriyor. Miller’in söylediğine göre Kolorado’nun o bölgesi, asteroit çarpmadan önce bugünkü Miami kadar sıcakmış. Zamanında bu ormanlarda Tyrannosaurus rex, triseraptorlar, zırhlı ankilozorlar ve ördek gagalı dizonorlar gezmiş.

Ta ki; saatte 241.000 hızlı giden devasa bir metal parçası, Meksika civarında gezegenimizde bir delik açana kadar.

Yangın fırtınaları, dakikalar içinde Alaska’yı kavurmuş. Tonlarca toprak uzaya fırlayıp tekrar geri düşerek, atmosferin ısınmasına sebep olmuş.

Kolorado’daki bir defineden kurtarılan memeli kafatası fosilleri ve alt çeneler. (HHMI Karışık Yığın Stüdyoları)

“Bu durum bütün dünyanın, evinizde kurabiye pişirdiğiniz fırın kadar sıcak olması gibiydi” diyor Miller.

Ardından asit yağmuru, nükleer bir kış ve nihayetinde azgın bir küresel ısınma gerçekleşmiş.

“Kretase (Tebeşir) Dönemi sona erdi ve memelilerin dönemi başladı” diyor Miller.

Son 500 milyon yıl civarında, “dünyamızın bugünlere nasıl geldiği hakkında ciddi bilgiler sağlayan” dönemin, bu milyon yıllık tarih dilimi olduğunu belirtiyor Miller.

Carnegie Doğa Tarihi Müzesi’nde memeli paleontoloğu olan ve bu çalışmada yer almayan Sarah Shelley‘a göre; Corral Kayalıkları’nda yapılan bu keşifler, New Mexico ile Montana’da yer alan ve çarpışma sonrası fosilleri barındıran (daha ufak kapsamlı) diğer bölgeleri tamamlıyor.

Bu kalıntılar hep birlikte değerlendirildiğinde; dünyanın geçirdiği bu iyileşmenin bir geri dönüş değil, bir sıfırlanma niteliği taşıdığını gösteriyormuş.

Memeliler, milyonlarca yıl boyunca dinozorlarla birlikte yaşamışlar. En büyük memeliler, hemen hemen bir rakun boyutunda olup yaklaşık 7 kilogram ağırlığa ulaşmışlar fakat bu boyuttaki hiçbir memeli, Kreate-Paleojen yok oluşundan sağ çıkamamış.

Çarpışmadan sonraki 100.000 yılı temsil eden kaya katmanındaki Corral Kayalıklarında, eğreltiotu sporları egemen hale gelmiş. Bu Eğreltiotu Dünyası’nda hayatta kalıp etrafta koşuşturan en büyük memeli, sıçana benzeyen ve yaklaşık yarım kilo ağırlığında olan bir canlıymış.

Eğreltiotları, sonraki 200.000 yılda yerlerini palmiyelere bırakmış. Memeli çeşitleri iki katına çıkmış. Memeliler daha ağır hale de gelmiş ve yeniden rakunların boyutuna erişmişler. (Araştırmacılar, hayvanların kütlelerini diş ve kafatası boyutlarından tahmin etmiş.)

Çarpışmadan 300.000 yıl sonra, ceviz ağacı türleri ortaya çıkmış; bilim insanları ceviz değil ama ceviz poleni bulmuşlar. Corral Kayalıkları fosillerine dayalı olarak; bu dönemdeki en büyük memeli, yaklaşık 23 kilogram ağırlığındaymış.

Corral Kayalıkları’nda çalışan gönüllü bir ergen, çarpışmanın 700.000 yıl sonrasına ait olan dünyanın en eski fasulye zarfını bulmuş. Bu arada memeliler kilo almaya devam etmiş ve kurtların boyutuna erişmişler.

Pek çok fosil tipinin birbirine yakın yerde bulunması, bölgeye detay yönünden zengin nitelikler veriyor. “Eğer fosilin dibinde polen varsa veya fosilin hemen yanında bitkiler varsa,” diyor Hoffman, “o zaman bunların aynı zamana rastladığını bilirsiniz.”

Baklagiller, insanlar gibi memeliler için önemli bir besin kaynağı olagelmiş. Örneğin soya fasulyeleri, Dünya üzerinde en çok ekilen mahsuller arasında. Çalışmanın yazarları; besin yönünden zengin bitkilerin, memelilerin vücut boyutunda meydana gelen artışlarla birlikte görülmesinin bir tesadüf olmadığını düşünüyor.

“Bu yeni bitki kaynaklarının; ki özellikle de ceviz ve bakliyat gibi kalori bakımından daha yoğun olan besin kaynaklarının ortaya çıkmasının, memelilerin vücut kütlesine en azından yön verme konusunda yardımcı olduklarını tahmin ediyoruz” diyor Lyson.

Shelley, bu mantıksal bir varsayım olduğunu ve kanıtlamanın zor olacağını söylüyor. Bu durumun tersi de geçerli olabilir: Yani, yeni memeli türleri, bitkilerin çeşitliliğini etkilemiş olabilir.

Corral Kayalıkları fosilleri, ABD’deki PBS kanalında yarın yayınlanacak olan Memelilerin Yükselişi adlı özel bir programın konusu olacak.

 

 

 

 

The Washington Post

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir