Çocuklar neden Brüksel lahanasından nefret eder?

Çünkü Brüksel lahanası acıdır ve çocuklar acıyı pek sevmezler. Bu onların hatası değil. Araştırmacılar acı ve ekşi tatlardan kaçınmanın (genelde şiddetli öğürme refleksi) bir sağ kalma içgüdüsü olduğunu, çünkü birçok zehrin de acı veya ekşi olduğunu söylüyorlar. Diğer yandan, eğer bir şey tatlıysa bu genelde onu yemenin güvenli olduğunun göstergesi, o yüzden de çocuklar doğuştan itibaren tatlıyı tercih ediyorlar. Damak zevkimiz zamanla değişiyor. Yaşlandıkça, ekşi ya da acı şeylerin bizi öldürmediğini öğreniyor, bundan da zevk almayı öğreniyoruz. Yaşlandıkça koku hassasiyetimiz azalmaya başlıyor, yani eskisi kadar iyi koku alamıyoruz. İnsanların lezzeti anlayabilmeleri için koku duyusuna da ihtiyaçları var. Lezzet ile tat, aynı şey değil. Örneğin nane tadı, tat sayılmıyor. Yaşımız ilerledikçe tat alma cisimciklerimizi yitiriyoruz. Duyularımız köreldikçe, lezzeti artırmak için yemeklerimize daha fazla tuz ve şeker koymaya başlıyoruz. Hatta bir teoriye göre, son yıllarda tadı “kuvvetli” şarapların ödül kazanmalarının sebebi, şarap eleştirmenlerinin giderek yaşlanmaları ve hafif lezzetlerin farkına varamamaları. Hiçbir lezzet alamayan birinin, dildeki yaralanmadan ya da beyin hasarından kaynaklanan bir bozukluğu olabilir. Ya da bu, bir koku alma sorunu olabilir. Ağzı burundan ayıran kanal retronazal (yani burnun gerisinden) koku almamızı da mümkün kılıyor ve en karmaşık kokuların tadına varabilmek için bu şart. İşte bu sebeple, üşüttüğümüzde tüm yiyecekler tatsız geliyor, tavuklu şehriye çorbası hariç. Çünkü çok tuzlu.

Diliniz hassas mı?

Öğrenmek için dilinizin üstüne mavi gıda boyası koyun. Mavi boya tat papillalarına yapışmıyor, o yüzden diliniz masmavi olmazsa muhtemelen diliniz hassastır. Diliniz ne kadar maviyse duyarlılığınız o kadar az demektir. O zaman tabağınıza biraz daha acı sos koyabilirsiniz!

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir