Ana Sayfa KONULAR BİLİM COVID-19, Artık Resmi Olarak Salgın

COVID-19, Artık Resmi Olarak Salgın

0
98
Ateş, yeni koronavirüsün birçok belirtisinden biri. Matteo Fusco/Unsplash

İşte en son haberler.

Ateş, yeni koronavirüsün birçok belirtisinden biri. Matteo Fusco/Unsplash

PopSci’nin COVID-19 dosyasının tümünü buradan takip edin.

İlk olarak Çin’in Vuhan şehrinde belirlenen yeni bir koronavirüs, küresel sağlık kuruluşlarını yüksek alarm seviyesine geçirdi; bunun yanısıra, dünya çapında da kaygılara yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü, 11 Mart itibariyle durumu salgın olarak nitelendirmeye başladı. Fakat bu tayin panik sebebi olmaktan ziyade, virüsün küresel çapta yayılışını onaylama anlamı taşıyor. “Salgın”ın teknik bir tanımı olmadığından, DSÖ’nün sorunu ele alma biçimi değişmiyor.

İşte, uzmanların COVID-19 hakkında şimdiye kadar bildiği her şey. Daha fazla bilgi mevcut oldukça, bu makaleyi güncelleyeceğiz.

COVID-19 Nedir?

Konuşma dilinde koronavirüs olarak adlandırılan fakat resmî şekilde COVID-19 adı verilen bu hastalık, halen yeterince anlaşılmış değil. İlk vakalar Aralık ayında Çin’in Vuhan şehrinde ortaya çıkmıştı. Bunların, insan dışı bazı hayvan konaklardan gelmiş olması muhtemel. Ancak tam olarak hangi tür olduğu ve insanlarla nerede temas kurduğu henüz belirlenemedi. Bilim insanları, geçtiğimiz günlerde yayınlanan ve kaynağın yılanlar olabileceğini öne süren bir çalışmayı geniş ölçüde eleştirmişti. Çin devlet basınının bir diğer iddiası da (pulları sebebiyle sık sık kaçak olarak avlanan pangolinlerin, virüsü yarasalardan insanlara geçirmiş olabileceği) sağlam kanıtlar barındırmıyor. Virüsün kaynağına yönelik komplo teorileri 18 Şubat’ta iyice çığrından çıktı ve uluslararası kamu sağlığı uzmanlarından oluşan 27 kişilik bir grup, The Lancet bülteninde dedikoduları ve tahminleri kınayan bir mektup yayınladı.

Koronavirüsler, sıklıkla hafif solunum belirtilerine yol açan (bunlardan biri de nezle); fakat bazı ciddi hastalıklara sebep olabilen bir virüs ailesi. Çin’in Guangdong ilinde 2002 yılında yarasalardan insanlara geçen şiddetli akut solunum sendromu koronavirüsü (SARS-CoV), dünya çapında 8.000’den fazla kişiye bulaşmış ve en az 774 kişinin ölümüne neden olmuştu.

Bu yeni koronavirüs nerede belirlendi?

Dünya çapında 118’den fazla ülkede onaylanmış vaka bulunuyor. Çin anakarasının dışındaki vakaların çoğunluğu İtalya, İran ve Güney Kore’de yoğunlaşmış durumda. ABD, Fransa, Almanya ve İspanya’nın her birinde de 1.000’den fazla vaka bulunuyor.

Kaç insanda COVID-19 var?

Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, 11 Mart itibariyle 121.500’den fazla onaylanmış vaka bulunuyor. Vakaların büyük kısmı (80.900’den fazlası) Çin anakarası içerisindeyken; Güney Kore, İran ve İtalya’nın her birinde şu an 7.000’den fazla vaka bulunuyor. Güney Kore’de 100’den fazla test alanı açıldı ve bunlar arasında, süreci hızlandırmak üzere tasarlanan ve arabayla geçilebilen alanlar da bulunuyor (ayrıca, testi yapan sağlık çalışanlarının da tehlikeye en az şekilde maruz kalması amaçlanıyor). İtalya, nüfusunun çeyreğini tecrit altına aldığını duyurdu. Bunun içerisinde Milan ve Venedik’te yapılan karantinaların yanısıra, pek çok kamusal alanın kapatılması ve etkinliklerin sona erdirilmesi de bulunuyor. İtalya’nın büyük orandaki yaşlı vatandaşları yüzünden (Japonya’dan sonra dünyada ikinci sırada) yetkililer, ölüm oranlarının yüksek olmasından endişe duyuyor. İran’daki yetkililer 354 ölüm olduğunu bildirdi ve devlet basını, 23 meclis üyesinde (ülkedeki kanun yapıcıların yaklaşık yüzde 10’unda) virüs testinin olumlu çıktığını duyurdu. DSÖ, İran’da patlak veren hastalığın “çok kaygılandırıcı” olduğunu söyledi. Siyasi karışıklık, sınırların sıkı olmaması ve sağlık hizmetlerine yeterli erişimin bulunmayışı; İran’ı, virüsün yayılması bakımından özellikle tehlikeli bir yer haline getiriyor.

An itibariyle 2020 Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yapmaya hazırlanan Japonya, 580’den fazla onaylı vaka olduğunu bildirdi. Bazı uzmanlar, yeteri kadar vatandaşın test edilmediğini iddia ediyor. Ülke, genelde milyonlarca ziyaretçi çeken kiraz çiçeği festivallerini bu yıl iptal etti ve doğum kusurlarına yönelik endişelere rağmen, yeni koronavirüse müdahale etmek amacıyla yeni bir ilacı test ediyor.

İran’da, virüsün patlak verdiği diğer ülkelere kıyasla çok daha büyük bir ölüm oranı gerçekleşiyor gibi görünüyor. Bu durum; hafif ve nezle benzeri vaka sayısının yeterince bildirilmemesi ile kaliteli tıbbi hizmetlere erişimin olmaması gibi çeşitli etmenlerin bir araya gelmesinden kaynaklanıyor olabilir. Bildirilen yeni vaka sayısında 1 Mart’ta gerçekleşen değişim, ülkenin görünürdeki ölüm oranında keskin bir düşüşe sebep olsa da; hâlâ küresel ortalamanın iki katından fazla.

Almanya ve Fransa’da artık 1.600’den fazla onaylı vaka bulunuyor. İspanya ise 2.000’den fazla vaka bildiriyor. İsviçre ve Japonya’nın 500’den fazla vakası bulunurken; İsveç, Norveç, Hollanda, İngiltere, Danimarka ve Belçika’nın hepsinde rakamlar 300’ün üzerinde. Bahreyn, Singapur ve Malezya’da vaka miktarı 200’e yaklaşırken, Avustralya’da 107 tane var. Kanada, Yunanistan ve İzlanda ise 100’e doğru yaklaşıyor.

COVID-19 artık 100’den fazla ülkede tutunma noktası bulsa da, Çin’deki yayılışı devam ediyor. Çin’deki vakalar halen artış gösterse bile, yeni doğrulama oranları nihayet yavaşlamış durumda. COVID-19’un çıktığı Hubei ilinin dışındaki yeni vakaların büyük kısmı, uluslararası seyahat ederken virüs kapan insanlardan kaynaklanıyor.

Virüsün öksürük ve hapşırık yoluyla yayılabildiği görülürken, CDC daha fazla vakanın ortaya çıkmasını bekliyor. Çin’den gelen raporlar, hastaların büyük kısmında ufak belirtiler bulunduğunu ve bunların, tehlikesiz bir öksürük veya nezle ile karıştırılabildiğini gösteriyor.

Bu yeni koronavirüs ne kadar ölümcül?

5 Mart 2020 itibariyle mevcut olan en son veriler. Bilgi grafiği: Sara Chodosh

11 Mart itibariyle, COVID-19’dan en az 4.300 kişi öldü. Bu ölümlerin 1.300’den fazlası Çin dışında meydana geldi. Ölümler Güney Kore, İtalya, İran, Irak, Japonya, Fransa, Hong Kong, Tayland, Tayvan, Avustralya, Filipinler, San Marino, İspanya, İsviçre, Hollanda, İngiltere, Arjantin, Mısır, Arnavutluk, Belçika, Kanada, Hindistan ve Birleşik Devletler’de bildirildi.

DSÖ 4 Mart günü, küresel vakaların ölüm oranını yüzde 3.4’e getirdiğini açıkladı. Bazı uzmanlar, virüs kaynaklı gerçek ölüm oranının daha düşük olabileceğinden şüpheleniyor çünkü pek çok COVID-19 vakasında sadece hafif belirtiler görüldüğü için oranlar artıyor. Bu hafif vakaların birçoğunun tespit edilmiyor olması muhtemel.

Toronto Üniversitesi’nde salgın hastalık uzmanı olan David Fisman, Reuters‘a konuşarak; “H1N1 inflüenza virüsü 2009 yılında ortaya çıktığında, vaka ölümü tahmininin yüzde 10 olduğunu hatırlamakta fayda var” diyor. Gerçek ölüm oranının ise, yüzde 1’in epey altında olduğu ortaya çıkmıştı.

COVID-19 ölüm oranının gerçekte ne anlama geldiğine dair daha fazla bilgi için buraya tıklayın.

COVID-19’un belirtileri neler?

COVID-19’un belirtileri arasında öksürük, ateş, nefes alma güçlüğü bulunuyor fakat bunlar, virüsün bulaştığı bireylerde epey ufak görünüyor ve hatta hiç mevcut olmayabiliyor. Fakat herhangi bir hastada yaşamı tehdit eden zatürre görülmesi mümkün. Yaşlı kişiler, geri planda sağlık sorunları bulunanlar ve bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar özellikle yüksek tehlike altındalar.

BBC’nin aktardığına göre Çin Ulusal Sağlık Komisyonu, COVID-19 kaynaklı ölümlerin yaklaşık yüzde 80’inin 60 yaş üstü kişilerde meydana geldiğini ve ölen hastaların yüzde 75’inin, enfeksiyon sırasında altta yatan sağlık sorunları bulunduğunu belirtiyor.

Bu yeni koronavirüs nasıl bulaşıyor?

Virüs, hapşırma veya öksürme yoluyla; ve belki de hiçbir belirti mevcut değilken doğrudan temas yoluyla yayılabiliyor. New England Journal of Medicine bülteninde 30 Ocak tarihinde yayınlanan bilimsel bir çalışmada, bir hastanın belirti göstermeden önce virüsü birden çok meslektaşına geçirdiği bildiriliyor. Fakat çalışma daha sonra geri alındı. Science Magazine ve The Washington Post, bu kadının COVID-19’u iş arkadaşlarına bulaştırdığı sırada özel olmayan hafif belirtiler gösterdiğini aktarıyor. Şimdilik, hiç belirti göstermeyen hastaların diğer kişilere virüs bulaştırıp bulaştıramayacağı belli değil. Fakat pek çok hastadaki belirtilerin hafif nitelikte olması, kişinin bilhassa keyifsiz hissetmeden de virüsü bulaştırabileceğini akla getiriyor.

Koronavirüs, bulaşıcılık bakımından SARS ile eşit düzeyde. Bilgi grafiği: Sarah Chodosh

CDC’ye göre kişiden kişiye bulaşma, en yüksek ihtimalle öksürük ve hapşırıktan çıkan ve yakındaki kişinin burnu ya da ağzına konabilen veya kişi tarafından solunabilen su damlacıkları yoluyla gerçekleşiyor. Virüs, yüzeylerin üzerinde bir süre hayatta kalabiliyor ve birisi yüzüne, ağzına ya da gözlerine dokunduğu zaman geçebiliyor. Ancak nezle veya gripten kaçınmak için uyguladığınız temel temizlik kurallarını uygulayarak; COVID-19’u olan biriyle yakın mesafede dursanız bile hasta olma tehlikenizi önemli oranda düşürebilirsiniz.

Bu yeni koronavirüs için bir tedavi ya da aşı var mı?

Dünya çapında birçok ilaç şirketi ve araştırma kurumu, COVID-19 için muhtemel tedavi ya da aşılar bulmak amacıyla çalışıyor. ABD’deki bir biyoteknoloji firması, aşısının ön testlere hazır olduğunu fakat onaylanma sürecinin bir yıla kadar çıkabileceğini söylüyor. Geniş ölçüde uygulanabilen bir şey bulmak şöyle dursun; insanlar üzerinde test edilecek kadar iyi çalışan bir formül elde etmek dahi aylar sürebilir.

İnternette birçok çare veya önleyici tedavi iddiası geziniyor ancak DSÖ; insanları COVID-19’dan koruyabildiği bilinen hiçbir takviye, besin ya da ilaç olmadığını doğruluyor. Ancak, eğer henüz olmadıysanız; bir grip aşısı olmanız tavsiye edilebilir: İki virüs arasındaki benzer belirtiler, inflüenza grip virüsü bulunan kişilerin hastanelerin değerli alan ve zamanını işgal etmesine yol açabilir ve zayıflamış bir bağışıklık sistemi, sizi COVID-19’a karşı daha savunmasız bırakabilir.

El dezenfektanları iyi çalışıyor fakat her şeyde değil. Bilgi grafiği: Sara Chodosh

İnsanlar COVID-19’a yakalanmaktan kaçınmak için ne yapabilir?

DSÖ, virüsle karşılaşabilecek olan yolcuların; öksüren veya hapşıran insanlardan kaçınmak ve elleri sık sık, iyice yıkamak gibi temel tedbirleri takip etmesini öneriyor. Çin’e ve özellikle de Hubei bölgesine gidecek olan yolcular; canlı veya ölü hayvanlardan ve pişmemiş et ya da çiğ sütten kaçınmalı, ellerini sık sık yıkamalı ve gözle görülür şekilde hasta olan insanlardan uzak durmalılar.

Yüz maskeleri; sağlıklı insanlar taktığı zaman, enfeksiyonu önleme bakımından özel olarak fayda taşımıyor (bunların ana faydası, virüsün öksürük ya da hapşırıklar yoluyla yayılmasını önlemek). Ayrıca bu maskeleri biriktirmek, sağlık çalışanları için mevcut tedariği sınırlayarak ve fiyatların artmasına yol açarak faydadan çok zarar getirebilir.

DSÖ Genel Müdürü Tedros, Şubat ayının başındaki bir basın toplantısında, “Bu durum, kişisel koruyucu araçların hasta bakımı dışında yaygın şekilde kullanılmasıyla daha kötüye gidiyor” demişti.

Son zamanlarda Vuhan bölgesine seyahat eden ya da etmiş olanlarla yakın temasa geçen kişiler, belirtileri gözetlemeye devam etmeli ve eğer ateş geçirir, öksürür ya da solunum zorluğu çekerlerse hemen bir doktorla konuşmalılar. Yakın zaman önce Çin’e seyahat etmiş olanlar veya kendini iyi hissetmeyenler, bir doktorun bürosuna ya da acil servise gitmeden önce haber vermeliler ki bu sayede sağlık çalışanları; bu hasta ile diğer bireyler arasında doğrudan teması sınırlandırmayı hedeflemeli.

 

 

 

 

Yazar: Rachel Feltman/Çeviri: Ozan Zaloğlu. Güncelleme: 04:00

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here